Van depremini istismar etmek, nankörlükten başka bir şey değildir.
Depremin ilk saatlerinden itibaren, devletin tüm imkanları seferber edilerek vatandaşlarımızın hem iklim şartlarına, sağlık sorunlarına, barınma ve gıda sorunlarına karşı korunması için alınmayan tedbir kalmadı.
İlk iki gün içerisinde; 10 bin çadır gitmesine rağmen hala devletin Van’da olmadığının söylenmesini izliyor ve bu söylemlerin de bir nankörlük olduğunu görüyoruz.
Devletiyle ve milletiyle, Van’daki acıyı dindirmek için 81 il seferber oldu ve gözyaşı döktü.
Bu bir kardeşliğin gereğiydi ve o kardeşliğin gereği kuşkusuz en iyi şekilde tezahür etti.
Başbakan dün çok kızgındı ve kızmakta da yerden göğe kadar haklıydı.
Başbakanda söyledi ama o söylemeden önce bizler de kendi kendimize sorarak, giden bu 10 bin Çadıra rağmen nasıl olurda insanlar hala dışarıda olur diye.
10 Bin çadır elbette yetmez.
Yetmez çünkü gerek çadırların alınışında ve gerekse diğer yardımların alınmasında, hakkı olmayan yamyamlarında iş başında olduğu ortaya çıktı.
İşte bu ahlaksızlıktır,
Ama en önemlisi bu ahlaksızlığı yapanlara bakıpta, kendilerine siyasi malzeme çıkartanlara ne demeli?
Bu da olsa olsa bir nankörlük olur.
Hangi açıklamalar yapılırsa yapılsın, iktidar tüm birimleriyle gidip müdahil olduğu Van depreminde örnek bir çalışma sergilemiştir.
MÜGE ANLI AYIP ETTİ
Van depremi yalnız Van halkını değil, hepimizin benliğinde hissettiği büyük bir acıdır.
Türk milleti olarak hepimiz benliğimizde bu acıyı hissettiğimiz içindir ki, 81 ilde maddi ve manevi yardım seferberliğini başlattık.
Öyle ki, tam anlamıyla öteden beri var olan kardeşlik köprüsünü güçlendirerek, orada eksi 5 dereceleri bulan soğukta bir vatandaşımız daha geceyi soğukta geçirmesin diye, başta Cumhurbaşkanımızdan, Başbakanımıza, Askerimizden, Polisimize, ve hatta çocuklarımıza kadar her vatandaşımız deprem mağduru vatandaşlarımızın acısına ortak olmak için.
Böylesine bir acı fotoğraf karşısında, ne yazık ki haddini aşan insanlarımız da olmuyor değil.
Günlerdir değinmemek için direniyordum, ama dün ekranların yine malzemesi olunca şu Müge Anlı’nın ettiği sözler için duygu ve düşüncelerimi yazmadan edemedim.
Van depremi karşısında neredeyse, ‘İyi oldu’ demeye getiren sözler eden ATV’nin başarılı programcısı Müge Anlı, nasıl böyle anlamsız görüşler beyan etti doğrusu anlamak mümkün değil.
Teröre karşı olmak başka,
Deprem’de teröristin ailesi de olsa onlara kucak açıp yardım etmek başka.
Depremde yerin altındaki insanlar, teröristin ailesi diye yardım etmemek, en hafif şekliyle bir teröristliktir.
Terörle en acımasız şekilde mücadele edelim.
Ama mücadele edelim derken, ailesinin rızası olmadan dağa çıkan terörist için de ailesini lütfen suçlamayalım.
Yoksa bu iş ilelebet çözümsüzlüğe gider.
ATV’nin başarılı sunucusu Müge anlı yaptığı bir açıklamayla, bölge halkının tamamını suçlayarak haddini aşan laflar etmiştir.
Bırakın Terör örgütüne karşı olanları, orada ki halkın tamamı teröristlerin aileleri dahi olsa, böylesine bir felakette o insanları kaderiyle baş başa bırakmak, tek kelimeyle insanlık dışı bir hadisedir ki, ne buna bizim inancımız müsaade eder, ne de bizim geleneğimizde böyle bir şey vardır..
Aksine bir felaket karşısında, özellikle medya ve siyaset alemi tarihi bir sorumluluk üstlenerek, acıları ortaklaştırarak bölge halkına yapılacak yardımlaşmayı güçlendiren yönde üzerlerine düşen görev ve sorumluluğu en iyi şekilde icra etmelidirler.
Dolayısıyla teröristin ailesi olsa ne fark eder?
O bir insan değil mi?
O Allah’ın yarattığı bir kul değil mi?