Fay hatları derinden kırılan duygularımı, içimdeki feveranın, beraberinde sürüklediği hüzün dalgalarının bıraktığı enkazı, siz dostlarla paylaşmak istedim..
Kimi an’lar var ki; kişiye özel farklı anlamlar taşır.. Kimi zaman yaşanan duyguların içine girdiği kalıp, bütün toplumu, hatta dünyayı kuşatır. Bir ayrıntı var ki; derdim onunla.. Kapsamı alanı açık olanlar bilir!
Herkese yardıma koşarken, bir bakmışsın ki; asıl yardım edilmesi gereken kişi/ülke konumuna düşmüşsün.. Öyle ya, hayatın her santimetre karesi, kendi içinde başlı başına bir sınav! Doğru şıkkı işaretleme zamanı. Çünkü tam bir imtihan!
“Dost” diye nitelendirdiğimiz insanımızın, çelik’ten birer sur’a dönüşen kapısının eşiğinde sürüncemeleri oynarken, yaşanan hayıflanmaların çarpıcı hafifliği, incinen ruhumuzun feryatlarını daha bir açığa çıkarıyor. Bu da bir imtihan..
Diktiği fildişi kulelerin, çelikleşmiş, betondan buz kesmiş birer mezarlığa dönüşümünü seyreden insanımın, kaybettiklerinin yanında, o güne kadar değer verdiklerinin ne kadar önemsiz olduğunu yeniden keşfetmesi.. Elbette bir imtihan!
“Verme”nin ahlaki kurallarını hiçe sayarak, enkazdan bile reklam umanların, bir şeyler verdiklerini sanırken, aslında daha çok kaybetmeleri ve dibe batmaları..
Sıcacık konforun, uyuşturucu rayihasında, kendinden geçen fodul ruhların, enkazların altından çıkartılmış, kim bilir kimin hanesinde, nasıl da değerli bir tahta parçasıyken, şimdi, zemheri soğuklara savaş açmış, etrafında ovuşturulan avuçları ısıtma telaşındaki bir tahtanın çıtırtısı kadar öneminin olmadığını fark etmeleri.. Hepsi bir imtihan!
Kendi yaptığından çalan birinin, paha biçilmez değerleri, çaldıklarından oluşan, hüzün tabutlarını inşa ettiğinin farkındasızlığı..
Heybe oldukça dolu.. Sizleri sıkmamak adına uzatmak istemiyorum. Yoksa sıkıntılarımızı dizmeye kalksak, inanın dünyanın etrafına kaç kez tur bindirir bilmem..
Herkesin yaptığı bir şey var! Şimdi de; herkesin bir şey vermesi gereken zaman!
Aslında bütün bunları kendi parantezinde barındıran asıl kavramın, günümüzde içi her ne kadar boşaltılmaya çalışılsa da “Kardeşlik” olduğunun hakkını teslim etmemiz lazım. İliklerimize kadar yokluğunu hissettiğimiz sevgi ve paylaşımın, “onurlu” bir sunum ile, sol yanımızın derinliklerinden, en sadesinden “samimiyetle", buram buram kokan “sevgiyle”, bir şeyleri mutlaka verebiliriz. Vermeliyiz! Sürekli dillendirmeye çalıştığım bir realiteyle:
Asıl muhtaçken verebiliyorsanız, cömertsiniz diye.. Bu da bizim imtihanımız değil mi?
Son zamanlarda yaşananlardan, olumlu ya da olumsuz yükü olan herkes, nemalanmak peşinde.. Bizler bu sınavı, en iyi şekilde vererek, kardeşliğimizi icra etme fırsatını veren böylesi bir atmosferi, geleceğimize ilişkin olarak ganimete çevirme telaşında olmalıyız.
Yüreklerde birikmiş, bir dağ yığınına dönüşmüş sıkıntı ve gündelik imtihanlar karşısında, boraya tutuşmuş, üşümekten zangır zangır titreyen düşünceleri, kuşatmış olan karabulutları püskürtme gücü olan ve bize yakışan “İslam Kardeşliği”, yegâne çıkış noktamızdır!
Ne de olsa bir imtihan dünyasındayız!
Bunu ya şimdi göstereceğiz, ya da yarın çok geç olacak!
Arkadan hançerlenen umutların peşine salıverilen ağıtların, kefene takılacak Reşadiyelerin ne önemi var, geçer akçe etmedik yerde..
Sorunlarımızın saymakla bitmez gibi görünen tablosundan birkaç kare, kısa metrajlı bir film gibi geçti fikir kulvarımızdan..
Son yaşananlar; bizlere bazı gerçekleri net bir şekilde hatırlattı.
Unutmayalım ki;
Sıkıntılar; İnsanı Allah’a daha çok Yaklaştırır!
Şimdi lütfen, gelin içinizden geldiği gibi, bu yazının başlığını siz koyun!
***
Neşter!
Azık!
Sonsuzu bir metelik yerine hiç koymamak,
Açıl ha susam açıl, varsa yoksa doymamak!
Mola elinde değil, aklı, ruhu geçindir!
Pişmanlık fayda etmez, azık bunun içindir!
Sevginin merkezinde sevgisiz gezinenler,
Kasada “değer” dolu, fukaralık çekenler,
Aklı uçurtma yapmış akılsızlara inat,
Sabrın doruklarında erdemi pay edenler!
Sevgi ile Kalın
akt