İnsanoğlu var olduğundan bu yana, yalakalık ta var olmuştur.
Yalakalar; ya bulundukları yeri korumak için, ya bulunmak istedikleri makama ulaşmak, veya rant elde etmek uğruna yaparlar yalakalıklarını.
Bir nevi hastalıktır bu.
Bu hastalığa yakalanan yerel bir televizyonumuzun genel yayın yönetmeni, Van depreminde iktidarın büyük bir başarı sağladığını ve hata yapmadığını yalakalık sevdası uğruna ballandıra ballandıra anlatıyor.
Van depreminde iktidarıyla, özel kurum ve kuruluşuyla ve hepsinden önemlisi milletçe tek bir yürek olup, o çaresizliğe duçar olan kardeşlerimizin yanında yer almaya çalışarak örnek bir davranış sergiledik.
Ama hatalar olmadı mı?
Öylesine hatalar oldu ki, o hataların faturası 40 cana daha mal oldu.
Oysa Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) yapılan yardımlara rağmen eksiklerin olduğunu itiraf ediyor.
Van depreminde iktidarın duyarlılığını ve olay mahalline süratle intikal ederek yardım seferberliğini harekete geçirmesi ayrı bir şey, ama yardımların, depremzedelerin tamamına ulaşmaması ayrı bir şeydir.
İşte Deniz Olgun hadisesi
Erciş’in Çelebibağ beldesinde yaşayan 6 yaşındaki engelli Deniz Olgun, kaldığı naylon çadırda soğuk havaya daha fazla dayanamayarak zatüreden hayatını kaybetti.
Baba Enver Olgun TRT’ye yaptığı açıklamada, 22 gündür müracaat etmelerine rağmen beldelerine çadır verilemediğini söylüyor.
Hatırlanacağı üzere ilk depremin meydana gelmesinden birkaç gün sonra, Şehircilik Bakanımız Erdoğan Bayraktar aynı zamanda bir inşaat mühendisi olarak yaptığı açıklamada, çatlak olan veya sıvası dökülmüş olan evlere vatandaşların rahatlıkla gidip kalabileceklerini açıkladı.
Bu açıklama vahim bir hata değil miydi?
Peki, ne oldu?
5.6’Lık depremde 2’si otel 25 ev yıkılarak 40 vatandaşımız hayatını kaybetti.
Bakın bu bilgileri fazla değil, önceki gün devletin resmi organı olan TRT’nin Van muhabiri canlı yayında verdi.
Sayın Başbakan bile “Van depreminde eksiklerimiz oldu” derken, bizim akıl fukarası genel yayın yönetmeni, iktidar yalakalığı yapma uğruna, Van’da büyük bir başarıya imza atıldığını söyleyebiliyor.
Beyefendi yine aynı hastalık nedeniyle hızını alamayarak, Adana Metrosu’nu gündeme getirip, metronun mercek altına alınmasını istiyor.
Neden?
Zarar ediyormuş ve zararın Aytaç Durak’tan tahsilini istiyor.
Peki, her yıl zarar eden Demiryollarının zararı kimden tahsil edilecek?
Kaldı ki bu durumda metro elbette zarar edecek,
Metro bitmedi ki.
Dünyanın neresinde olursa olsun, hayata geçirilen metrolar 150-200 yıllık projelerdir ve bu projelerin tali ayakları vardır.
Bizim metronun ise henüz Üniversite ayağının inşasına bile başlanmadı.
Ama bu beyefendi ne hikmetse,
Cumhurbaşkanlığı devlet denetleme kurulu müfettişleri ile, Başbakanlık yüksek denetleme kurulu müfettişlerinin metroyu mercek altına alıp inceleme yaptığını hatırlamak istemiyor.
Aslolan, basın mensupları olarak bizlerin, basın ahlak ilkeleri çerçevesinde, iktidarın güzel hizmetlerini takdir etmek, yanlışlarını veya eksiklerini de dile getirmektir.
Yoksa bu mesleğin anlamı kalmaz diyorum.