Ateşle oynuyorlar!

Osman PALAMUT

17 Kasım 2011 Perşembe 12:30

 

PKK’nın oluşturduğu ve Murat Karayılan’ın kurucusu olduğu KCK yapısını anlamanın ilk şartı, KCK’nın, (Kürdistan Komünler Birliği) nin ne olduğunu, gerekli tedbirler alınmadığı takdirde ülkenin milletiyle bölünmez bütünlüğü açısından nasıl bir tehlike olduğunu, çok iyi tahlil etmek gerekir.

Toplam 46 maddeden oluşan KCK sözleşmesinin ilk maddesine bakın;

“Koma Ciwaken Kürdistan KCK (Kürdistan Topluluklar Birliği) demokratik toplumcu-konfederal bir sistemdir. Devlet olmayan örgütlenmiş, demokratik siyasal ve toplumsal bir organizasyondur”

Sözleşmenin 5. maddesinde ise,

“Kürdistan’da doğup yaşayan veya KCK sistemine bağlı olan herkes, KCK vatandaşıdır” deniliyor  

Ve devamında ise

“Bireyler bunu kabul etmek zorunda, İhanet ve teslimiyet cezalandırılacaktır. Cezalandırmayı 27-30. maddelerde düzenlenen yargı erki içinde halk mahkemeleri yapacaktır”

Hatırlanacağı üzere 16 Kasım’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan KCK’yla ilgilil açıklamasında, KCK’dan “Paralel devlet” diye söz etmiş ve buna izin verilmeyeceğini sert bir dille eleştirmişti.

Peki, Sayın Başbakan KCK’ya neden paralel devlet diyor?

Önce ona bir bakmak lazım.

Fikir babası Öcalan, kurucusu Murat Karayılan olan KCK’nın yol haritasında,  konfederal devletin anayasası olduğunu, KCK sözleşmesi’ni okuyan herkes Başbakan Erdoğan’ın, bu örgütlenmeye neden “Paralel devlet” dediğini anlar.

Anayasa niteliğindeki 46 maddeden oluşan bu sözleşme adına “devlet” demiyor ama kurulması amaçlanan devletin bütün kurumlarını içeriyor.

Bu aslında bir düşünce değil, yer yer uygulamaya geçirilmiş bir projedir.

Bir örnek verecek olursak, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’in halk mahkemesinde yargılanması.

PKK’yı kuran ve yönetenler tarafından 2007 yılında kurularak faaliyete geçirilen KCK’nın, özünde terör örgütünün silahlı ve siyasal uzantısını da kapsayan bir proje olduğu artık tamamen gün yüzüne çıkmış bulunmaktadır.

Bunda şüphe yok

Şimdi sorulması gereken şu

Ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünü hedef olan bu terör bataklığını kurutmaya yönelik yapılan mücadeleden, BDP’liler neden rahatsız oluyor?

Çünkü BDP’liler bu sistemin artık saklanmayan önemli bir parçasıdır.

Bu nedenledir ki, dün BDP eş başkanı Selahattin Demirtaş, “KCK ‘ya üye olmak suç ise bu suçu bizlerde işliyoruz” diyerek Cumhuriyet savcılığına bir dilekçe vererek kendini ihbar etti

BDP kendi açısından fikrini zikrini ve hedefini açıkça ortaya koyarak açıkça ateşle oynuyor.

Şimdi artık Türk milleti ve devleti adına böylesine hain bir başkaldırıya karşı ne yapılacağının, nasıl bir yol izleneceğinin ortaya konması lazım.

Terörle mücadele yasasında nasıl ki bombalı eylemlere bulaşanlarla ilgili ceza tanımı var ise, o bombayı tutan elleri dizayn eden ve koruyup sahiplenen, ister vekil olsun, ister belediye başkanı, velhasıl kim olursa olsun, onlarla ilgili yeni anayasada bu cezanın tanımı yerini bulmalıdır.

Başbakan dün aile ve sosyal politikalar bakanlığının düzenlediği toplantıda BDP’yi ciddi bir şekilde uyardı.

Ama ardından BDP genel başkanı savcılığa giderek, KCK’lı olduğunu ihbar etti.

Ne demek bu?

“Biz bu yoldan dönmeyiz” demektir.

O zaman bin yıllık köklü bir tarihe ve devlet anlayışına sahip olan bu ülkeyi yönetenler, böylesine sığ ve anlamsız bir düşünce zihniyetine sahip insanlara fırsat vermemelidir diyorum.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.