Avrupa ülkelerinin büyük bir kısmında din eğitimi mecburidir
Ve hem de öyle mecburi ki, çocuklar din eğitimine taaa… okul öncesinden başlıyorlar.
Doğru olan da budur.
Ya bizim ülkemizde?
Bizde ise dini eğitimin müfredattan kaldırılması için, bir taraftan dilekçeler veriliyor, diğer taraftan ise akla gelen her hokkabazlıklar yapılarak adeta bu ülkede din düşmanlığı yapılıyor.
Peki neden?
Neden bu düşmanlık?
Oysa dini eğitim her şeyden önce; toplumsal huzur ve güvenin, saygı ve sevginin inşa edilmesine vesile olan dört A’yı insanla buluşturuyor.
Akıl,
Ahlak,
Adap,
Ve Adalet.
Bunlar İslam’ın temel prensipleridir
Geçmiş ve geleceğe hitap eden ve kıyamete kadarda sürecek olan evrensel İslam Dini ve bozulmamış diğer dinlerin de özü bu dört A’da düğümleniyor.
İslami prensipler, insanı doğruya güzele ve adalete götüren, haram ve helal noktasında insanı şekillendiren, hedef veren bir eğitimdir.
Bu konu ayrıca bugünün meselesi de değil.
Osmanlı’nın yıkılmasıyla başlayan eğitim sisteminde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde eğitimdeki sıkıntıya bizzat Bediüzzaman Said Nursi işaret ederek, aynen şunları söylemiştir;
“Medreselerde yalnızca din eğitimlerini verirseniz taassup bir gençlik meydana gelir, yalnız fen ilimlerini verirseniz dinsiz bir gençlik meydana gelir. Her ikisini birden verirseniz Japonlar gibi çağı yakalayan bir gençlik meydana gelir”
Ama gelin görün ki bu uyarılara aldıran olmadı ve dolayısıyla öyle bir zaman geldi ki, bir tarafta fenni tamamen reddeden, diğer tarafta ise dini reddeden gençlerin hızla çoğaldığı tespit edildi.
Bu gün hemen her gün kadın cinayetleri haberini okuyoruz.
Acımasız bir şekilde eşini öldürerek çocuklarını analarından ayıran zihniyete, ilk mektep sıralarından itibaren İslam’ın ortaya koyduğu dört A kuralları öğretilseydi, bu gün her gün okuduğumuz o kadın cinayetleri haberlerini belki de okumamış olacaktık.
En önemlisi ise, on binlerce masum insanı şehit eden, Allah’ın adaletinden habersiz terör örgütü, kendisine aradığı desteği bulamayacaktı.
Vermiş olduğum bu iki örneğin dışında verilecek o kadar çok örnek ver ki, o örnekleri vermeye kalksam sayfalar dolusu sütunlar sanırım yetmez.
Vermiş olduğum bu iki örnek bile din eğitiminin zorunlu olmasında büyük hikmetlerin olduğunu göstermeye yeter.
Din eğitimini mecbur ederken, inancı gereği bu dersten muaf kalmak isteyenlerin doğal hakkına da saygı duyarız çünkü bu yüce dinimizin emridir.
Ancak “Ben Müslüman’ım” diyen her evladımızın bu eğitime tabi tutulmasıyla, belki de son 30 yıl içinde tahrip edilen eğitim sistemimizde; yeni bir hedefi, yeni bir uyanışı ve yeni bir toplumsal sevgi ve saygıyı tekrar inşa etmiş oluruz.
Unutmayalım ki İslam dini milletimizi bir birine bağlayan en önemli unsurdur ve bizlerin varlık sebebidir.