Her zaman; akılda ve gönülde tutmanız gerekeni tutamıyorsanız, pişmanlıklardan yakanızı kurtaramazsınız! Bunun bedelini aralıksız bir şekilde ödüyoruz.
Anlamayı istemeyi bile beceremiyoruz. Empati, istemekten başlar.. Virüs/lere yakalanmak kadar, onlara açık kalmaya razı olmanın hiç mi sorumluluğu yok?
Muharrem Ayı.. İçindekileri saymak kadar, tarif etmek, bir alem..
Nice doğumların, sancıların, tutkuların, iliklere kadar solunan atmosferi..
Sevdası sonsuzluklara süren kutlu yolculukların evrensel hatırlatıcısı..
Yoldan çıkmamanın, en saf, en pak uyarıcısı ve yoldaki işaretleri..
Bir baba, bir eş, bir kardeş, sayısız cana can, canan olmanın nasıllığı.. Bir önder, bir lider, bir korkusuz kahraman olmanın tarihe not düşen çerçevesinin çizildiği bir gerçek..
Ve içinden; sayısız binlerin doğum sancılarına gebe olduğu, acıların tarihine düşülen, emsalsiz bir tarif.. Ve Kerbela..
Bana göre acıların anası!
Acılar tarifini alırlar Kerbela’dan!
Selam Kutlu gelecek sana Kal-u Bela’dan..
Susuzluk çekenle birlikte susuz kalmak..
Aç duranın yanında, onun açlığını hissetmekten öte aç olmak..
Kendisinin çektiklerini içine gömüp, küçücük yavrusunun ve etrafındakilerin acısını iliklerine kadar yaşamak ve dert edinerek üzülmek.. Bu çetin sınavı, erdemle taşıyabilmek..
İslam âleminin her 10 Muharrem'de kanayan yarası ve gönül sızlatan faciası Kerbela Hadisesi. Siyasi ve insani bir facia olan, korkunç vakanın yıldönümüne denk gelen günler..
Kararlılığın, zulme asla boyun eğmemenin, onurun ve bilgeliğin, en güzel ile en çirkinin,
en asil ile en rezilin, vahşetin ve merhametin, yücelik ile zilletin, biraz ötelerde Fırat’ın gürül gürül akan sularının yanında susuzluğun, bir resim karesinde yer aldığı emsalsiz bir vakıa..
Her türlü kararsızlıkları, defolu tüm anlayışları ayaklarının altına alan, karanlık ve bulanık zihinlere, sonsuza kadar sönmemek üzere, bilgelik meşalesini yakarak, geleceği aydınlatma hususundaki muhteşem misyonu, çağlara taşıyan bir nadidelik..
Nesl-i Pâk-i Resûl evladı, “ Cennetteki Gençlerin efendisi, Hz. Hüseyin (a) ”..
Dünyanın ve yaşanılası her zeminin, O’nun o kutlu mefkûresine ve sarsılmaz, zamanlar üstü eskimez duruşuna ihtiyacı vardır!
O'nu sevmek öyle kolay, öyle güzel öyle özel!..
Güzellikler gölgesinde.. Cümleler yetersiz kalır...
Sönük kalır her dolunay, rayihası ömre bedel!..
O'nunla tüm güzellikler yücelere kanatlanır!..
Sulandırılmış, bulandırılmış, nefsî ve seviyesi düşük, korkakça bahaneleri, atının nalları altında çiğnemek..
Onur ile onursuzluk arasında kurulmaya çalışılan, pamuk iplikleri ile dokunmuş köprüyü sonsuza kadar yok ederek, istikamet belirlemede ışık rehber olabilmek..
Kendisinin sahip olduğu erdemi tarifte kelimelerin ve cümlelerin kifayetsiz kaldığı, sîreti ve sûreti hüsnün en güzellerinden biri olmak.. O güzelim şahsiyeti tarif eden, gösteren, tanımlayan realitelerdir. Satırlarımın ve cümlelerimin, kitap ve ansiklopedilerin içine sığmayan, gönüllerin en nadide köşesinde yerini alan, kulluğun en güzide seçkinlerinden birini, O’nu ve ailesini, sevenlerini, mefkuresini “anlamak istemeyi” istememiz lazım..
Ancak o zaman, ardı ardına doğan ve yaşatılan Kerbela’ları daha iyi anlar ve Kerbela Kervanında yolculuklar yapabiliriz..
Sizi bilmem ama, benim O’nu anlamaya ve yaşamaya, her zamankinden daha çok ihtiyacım var dostlar!
Söylenecek çok şey var.. Biraz da gönüller konuşsun ve yazsın benim yerime..
Her günün Aşûra’sına,
Her yerin Kerbela’sına,
Sonsuza kadar selam olsun!..
Sevgi ile kalın..
akt