Değerlendirmelerde iki yüzlülük!

Osman PALAMUT

08 Aralık 2011 Perşembe 11:21

Dersim olayları ile başlayan, İstiklal mahkemeleriyle devam eden tartışmalar, son günlerin en önemli konusu olmaya devam ediyor.

Hani bir deyim var, Güneş balçıkla sıvanmaz” diye, insanlık tarihinde mazlumlara karşı uygulanan zalimlikler de, hiçbir zaman için saklanamaz.

Ancak ne var ki her dönem meydana gelen zalimlikler sonrası, ikiyüzlü değerlendirmeler yapıla gelmiştir.

Nasıl mı?

Bakın, yakın tarihimizde iki katliam yapıldı.

İlk katliam Sivas’ta, diğeri ise Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar Köyü’nde meydana geldi.

Sivas’ta 33 vatandaşımız katledildi, bu olaydan iki gün sonra namazlarının başında 33 vatandaşımızda Başbağlar’da katledildi.

Sivas katliamını kim yaptıysa, Başbağlar’da ki katliamı da o zihniyet yaptı, ama benim üzerinde durmak istediğim, katliamı kimin yaptığı değil, katliam sonrası yapılan iki yüzlü değerlendirmelerdir.

Öylesine iki yüzlülük yapıyoruz ki, Sivas katliamını her yıl büyük etkinliklerle anarken, Başbağlar’da katledilen insanlarımızı bir tek gün hatırlamıyoruz.

Bu tamamen ikiyüzlü bir değerlendirmedir.

İşte bu eksiklik nedeniyle, Başbağlar hadisesini yeni duyanlar bile var,

İslamcı yazarlar ve düşünürler de dahil, Sivas üzerine binlerce, on binlerce tartışmayı, münazarayı uygun görürlerken, Başbağlar hakkında adam gibi bir kamuoyu gündemi bile oluşturulamamıştır.

Ortada bir zulüm var ise,

İnsan hak ve özgürlükleri söz konusu ise, değerlendirmeleri adam gibi yapıp gelecek nesillere tarafsız bir şekilde aktarmak lazım.

Biz gerçekten bu iki olayı ve geçmişte meydana gelen toplumsal katliamları adam gibi tarafsız bir şekilde ele olmuş olsaydık, bu gün var olan kamplaşmalar olmazdı.

İşte bunun son örneği Dersim ve İstiklal mahkemeleri.

Bu gün Dersim için yapılan büyük tartışmalar kadar, İskilipli Atıf Hoca ve arkadaşları için yapılıyor mu?

Neydi İskilipli Atıf Hocanın suçu?

Suça bakın; Şapka kanunu karşısında şapkayı giymemiş ve giyilmemesi için yayın yapmış ve bunun karşılığında İdama mahkum olmuştur.

O gün idamı gerektiren şapka, bu gün resmi dairelerde yasak,

Bu nasıl bir zihniyet?

Öylesine kinci ve alçak bir zihniyet ki, İskilipli Atıf hoca İdam sehpasına çıkarken, öfkesini yenemeyen Kılıç Ali’nin küstahlığına bakın;

Son anlarında kurbanın yanında bulunmayı adet edinmiş olan İstiklal Mahkemesi üyesi Kılıç Ali, Atıf Hoca’nın idamının hemen ardından sarığını çıkartmış ve bununla da yetinmeyerek son nefesini veren İslam alimine darağacındayken elindeki şapkayı giydirmiş.

Dr. Rıza Nur ise olayı şöyle anlatıyor;

“İskilipli Hocanın asılmasında, tam boynuna ilmek geçirilirken, Kılıç Ali de sarığı alıp başına bir şapka geçirerek küfürler etmiş ve o mübarek insan saatlerce o şekilde teşhir edilmiş.

Yazıklar olsun böylesine zihniyete,

O zihniyet ki, bilindiği gibi 1960 darbesiyle ortaya çıktı, Menderes ve arkadaşlarını astı.

Ve o zihniyet ki, 1960’dan sonra canı istediği zaman darbeler yapmayı adet edinerek ülkenin, ekonomik ve sosyal gelişiminin en büyük prangası oldu.

Ya Said Nursi?

Onun hayatı ise hep zindanlarda geçti, ama ne hikmetse aydın olarak geçinen beyler bu insan hakları ihlalini hiçbir zaman için görmediler ve görmezlikten geldiler.

Sonuç olarak bu ülkede meydana gelen toplumsal katliamlar karşısında, tarafsız değerlendirmeler yapılmadığı içindir ki, toplumda doğal olarak kamplaşmalar oluşturuldu.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.