Yıl 14 Ağustos 1996
Bu günü Türk milleti kolay kolay unutamaz.
Bu tarihte 35-40 fanatik Rum ve Yunanlı hallerine bakmadan, Kıbrıs’ta sınırı geçerek bayrağımızı indirmeye kalktı.
Kalktı da ne oldu?
Karpuz gibi yere düşüp layık olduğunu buldu.
Nasıl mı?
Bayrak direğine tırmanan bir Rum, Bayrağımızı indirecekti aklı sıra.
Ne var ki, Bayrağımızı canından kutsal bilen ve bu şuurda olan Kahraman Mehmetçiğimiz, o haddini bilmez Rum’u, Bayrağımıza dokunmadan tek kurşunla bayrak direğinden indirdi..
Çünkü o bayrak; milletimizin özgürlüğünün simgesidir,
Çünkü o bayraktaki anlam var oluş sebebimizdir..
O bayrak;
Rengiyle ve ay yıldızıyla, çoook… ama çok büyük anlamlar ifade eder milletimiz için.
Tabi anlayana.
Ama gelin görün ki geçtiğimiz günlerde, Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı düzenlemiş olduğu basın toplantısında, önünde ki masaya herhalde 3 TL’lik masa örtüsü bulamamış olacaklar ki, o şanlı, şanlı olduğu kadar milletimizin gözbebeği olan Bayrağımızı, masa örtüsü olarak kullanma bahtsızlığına düştüler.
Bu bir iddia değil, arkadaşlarımızın çektiği resimlerle belgelenmiştir.
Masa örtüsü olarak o basın toplantısında kullanılan Türk bayrağının üzerinde, kuru pastadan su bardaklarına, çay bardaklarından, dosyalara kadar ne arasanız vardı.
Bu yakıştı mı size beyler?
Hani sizin bayrak sevginiz?
Yoksa o sevgileriniz yalnızca sözlerde mi var?
Bu manzara karşısında acaba mahcup olup utanarak milletten özür dileyecek misiniz?
O basın toplantısında ne yazık ki İl başkanı hemen yanı başında Milletvekili Turgay Develi’de oturuyordu.
İçinize nasıl sindi doğrusu merak ediyorum.
Bu manzara tek kelimeyle çirkindi
Diyelim ki bu görüntü CHP’nin dışında AK Parti’de veya Saadet, HAS Parti ve MHP’de vukuu bulsaydı ne olurdu?
Kıyametler kopardı.
Vallahi de billahi de kıyametler kopar hatta irticanın tekrar zuhur ederek hortladığını bile kamuoyuna açıklarlardı.
Hatta bu arkadaşlar bırakın tepki göstermeyi, bununla yetinmez bir de protesto etmek için yürüyüş bile yaparlardı.
Konuştukları zaman mangalda kül bırakmayan sosyal demokrat arkadaşlar, cidden bunu nasıl izah edeceksiniz? merak ediyorum.
Bu işin hiçbir mazereti olamaz.
“Farkında değildik, yanlışlık oldu” gibi sözlerin arkasına ise hiçbir şekilde saklanamazsınız.
Kameraların ve foto muhabirlerinin gözleri önünde cereyan eden bu koskoca ayıp için, sizleri kınıyorum.
Bayrağın ne denli önem arz ettiğini anlatmama gerek yok.
Onu sizler çok iyi bilirsiniz.
Ancak Şairin şu iki mısrasını da hatırlatmadan geçemeyeceğim,
Bakın Mithat Cemal Kuntay, ‘On Beş Yılı Karşılarken’ isimli şiirinin son iki mısrasında ne diyor;
“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır”
Bilmem başka söze gerek var mı?