Fransızlar, Kafkaslar’da petrol kaynakları için verilen mücadelede, Ermeniler vasıtasıyla pay alma uğruna, 26 Ağustos 1789’da insanlığa verdikleri sözü çiğnediler.
1789’da yayınladıkları deklarasyonda aynen şunları söylüyorlardı:
“Hiç kimse, kamu düzenine zarar vermedikçe, görüşleri, inançları veya siyasal görüşleri sebebiyle cezalandırılamaz”
Bu gün Fransa vermiş olduğu bu sözü görmezlikten gelip tükürdüğünü yalamıştır ve Engizisyon zihniyetinin tekrar hayat bulmasının önünü açmıştır.
1800’lü yıllara kadar hüküm süren Engizisyon zihniyetinden, belli ki aradan geçen yüzyıla rağmen Fransa bu insanlık dışı zihniyete tekrar özlem duymuştur.
Artık ok yaydan çıktı.
Tasarının oylanmasından önce başlayan tepkiler, özellikle bu günden sonra çığ gibi büyüyecektir.
Fransa’ya artık anladığı dilden tepkileri vermenin zamanıdır.
Öncelikle yakın tarihimizde;
1945’li yıllarda Cezayir’de uyguladığı soykırımla katlettiği 1milyon 500 bin,
Ruanda’da katlettiği 1 milyon 400 bin,
Vietnam’da katlettiği 1 milyon yüz bin,
Ve Madagaskar’da katlettiği 30 bin sivil nedeniyle, Fransa’nın insanlık tarihinin en büyük soykırımını yapan ülke olduğu, Türkiye Büyük Millet Meclisinde alınacak bir kararla dünyaya ilan edilmelidir.
Kimin soysuz, kimin medeniyet sahibi olduğunun ipliği pazara çıkarılmalıdır.
Tarihte gittiği yerlerde;
Kim katliam yapmış?
Kim insanların en tabi olan yaşam hakkını vererek medeniyet götürmüş?
Bu açıkça ortaya konmalıdır.
Bu gün Fransa parlamentosunun almış olduğu bu kararla, her şeyden önce düşünce özgürlüğüne büyük bir darbe vurmuştur.
İnsan hak ve hürriyetlerine darbe vurulmuştur.
Bazılarının hayranlık ifade ettiği batı adalete ayaklar altına alınmıştır.
Öyle ki;
Fransa almış olduğu bu kararla, insanlara nasıl düşüneceğini ve neye inanacağını dayatarak küstah bir anlayışı ortaya koymuştur.
Batının tarihinde engizisyon mahkemelerinin var olması tesadüf değildir.
Çünkü Avrupa’nın geçmişine baktığımız zaman, tarihi hep kendi dışındakilerin neye inanacağına müdahale etmekle geçmiştir.
Şimdi Jakoben Fransa, bir taraftan düşünce özgürlüğüne sınırlama getirirken, diğer taraftan Ermenilerin acısı üzerinden Türkiye ile siyaseten hesaplaşıyor.
Oysa 1900’lü yılların başında, Ermenileri provoke eden ve onları Osmanlı’ya karşı kışkırtan, Adana’da, Antep’te, Urfa’da ve Maraş’ta, bizzat Ermeni Çetelerini organize ederek akıllara durgunluk veren katliamları gerçekleştiren Fransa değil midir?
Sizin anlayacağınız, hem uluslar arası ölçekte ve hem de ülkemizde işlediği cinayetlerle, Fransa tam anlamıyla sabıkalı küresel bir eşkıya kimliğini taşımaktadır.