Tanıdığım Aydın Menderes!

Osman PALAMUT

24 Aralık 2011 Cumartesi 09:53

1993’te 127 arkadaşıyla birlikte kurduğu Büyük değişim Partisinin ardından, aynı yıl Mustafa Ünal’ın il başkanlığında ben de yönetim de görev almıştım.

Partinin yol haritasını açıklamak için geldiği Adana’da, gecenin geç vaktine kadar sohbetimiz oldu.

O sohbette dikkatimi çeken ve insanlık aleminin muhtaç olduğu en önemli sözü söylüyordu Aydın Menderes.

Siyasi hokkabazların aksine o;

“Benim siyasi mücadelem, Hakkı üstün tutmak içindir” diyordu.

Bu gün, kadın olsun, erkek olsun, siyah olsun, beyaz olsun, topyekun insanlığın muhtaç olduğu tek şey, Hakkın sahibine verilmesi olayı değil mi?

Menderes ailesinin son ferdi olan Aydın menderes, Türkiye’de Hak mahrumiyetini en acımasız bir şekilde iliklerine kadar yaşamaya mahkum edilmiş bir siyasetçiydi.

27 Mayıs 1960 darbesiyle Yassıada’ya götürülen babası Adnan Menderes’le, aylar sonra görüşmesine izin verilen Aydın Menderes, Annesi Berrin Menderes, ağabeyi Mutlu ve Yüksel Menderes ile ada komutanı Albay Tarık Güryay’ın odasında beklerken, İçeri giren babalarına hep birlikte ayağa kalkıp sarılmak isteyip te sarılmalarına izin verilmemesinin acısını hep birlikte yaşamışlardı. 

Öylesine bir acımasızlık ki,

Anne Berin Menderes ve evlatlarının oturmaları, İstiklal Madalyası Sahibi olan Bu ülkenin Başbakanı Adnan Menderes’in ise hazırol vaziyette bekletilerek, evlatlarının elini tutmasına bile izin verilmeyen bir acımasızlık.

Böyle bir zihniyet insan olabilir mi?

İşte bu diktatörlüğü, bu insanlık dışı haksızlığı daha 14 yaşında yaşayan Aydın Menderes, Hak’ın teslimiyetinin ne denli önem arz ettiğini en iyi bilen bir siyaset adamıydı.

Ve O’nun demokrasi mücadelesinin temelini oluşturuyordu Hak’ın teslimiyeti.

Evlatlarına ve eşine dokunamamasının acısını Cennet Mekan Adnan Menderes öylesine yaşadı ki, İdam edilmeden hemen önceki şu sözlerindeki aile, millet ve devlet hasretine olan sadakatinin gereği ifade ettiği şu yüksek hassasiyete bakın;

 

Kimseye dargın değilim,

Kırgınlığım yok,

Hayata veda etmek üzere olduğum şu anda,

Devletim ve milletime ebedi saadetler dilerim,

Bu anda karımı ve çocuklarımı şefkatle anıyorum.

 

Merhum Adnan Menderes’in Yassıada’da yaşadığı ve maruz kaldığı hatıratı zaman zaman okuma ihtiyacı hissediyorum ve her okuduğumda insanlıktan nasibini almamış ada komutanı Tarık Güryay’ın emriyle gerçekleştirilen insanlık dışı muamele karşısında gözyaşlarıma hakim olamıyorum.

Bu gün Türk milleti olarak, demokrasi nimetinden en iyi şekilde istifade ediyorsak, bunda demokrasi şehidi Menderes ve arkadaşlarının payı vardır.

Evet, dün Menderes Ailesinin son ferdi olan Aydın Menderes’te hakkın Rahmetine kavuştu.

Allah Rahmet eylesin ve Mekanı Cennet olsun.

Ama ne yazık ki, Aydın Menderes ne arkadaşıyla birlikte kurduğu Büyük Değişim Partisi’nde, ne de diğer partilerde siyasi birikimlerini ve tecrübelerini kamuoyuna aktaramadan bu alemden göçüp gitti.

Son yazısında Türkiye’nin Ortadoğu bölgesininy yeni egemen gücü olacağını söyleyen Aydın Menderes’in 34 günden bu yana yaşam mücadelesi verdiği yatağında sürekli devleti ve milleti düşünürken son sözü ise;

 “Bana dua edin” olmuş.

Allah Rahmet eylesin

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.