“Zulmü alkışlayamam zalimi asla sevemem
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem”
Ne de güzel söylemiş Cennet Mekan Mehmet Akif Ersoy.
Dün Aytaç Durak’ın etrafında pervane olup, “O bizim babamızdır” diyen maskaraların, dünkü o dalkavukları ne denli mide bulandırıcı bir manzara ise, bu günkü saltanatları için kalkıp geçmişe adeta sövercesine, ağızlarından sevinç salyalarını akıta akıta haberi veren maskaralıkları o denli ibret vericiydi.
Peki, o gün yalakalık yaparken, şimdi bu maskaralıklarının nedeni ne?
O pis nefisleri uğruna, tamamen rant amacıyla yapılıyor bu hokkabazlıklar ve dalkavukluklar
Bunu imse yutmuyor.
Evet, Aytaç Durak bunu hak etmedi ve tek kelimeyle bu bir zalimliktir.
Neden mi?
Her şeyden önce 22 aydan beri Adana’da milli irade gasp edilmiştir.
Bir ikincisi yok bu gasp ediş sürecinin.
Bir vatandaş olarak kimse bunun hukuki bir tutuklama olduğunu bana inandıramaz.
Devletin imkanlarının terör örgütlerine pervasızca akıtıldığı kanıtlanan ve belediyede işçi olarak çalışanlar tarafından kurulan uyduruk sözde mahkeme tarafından yargılandığı gün gibi ortaya çıkan Osman Baydemir’in dahi tutuklanmadığı bir ortamda;
Aytaç Durak’ın tutuklanmasının hukuki olduğuna Allah için kim inanır.
Ya yapılan tahliller?
Dün televizyonlarda ki canlı yayına katılarak olayı değerlendiren gazeteci arkadaşların tahlillerine baktım.
Bir tek Özcan Aladağ’ın tarafsızlık adına yaptığı tahlilinde, “Yalnız Aytaç Durak mı? İfadesiyle masaya yatırmak istediği Seyhan Belediyesi, iki satırla geçiştirildi.
Oturumu yöneten ve olayı yorumlayan diğer arkadaşlar ise, adeta olayı hemen kapatmak istercesine, Seyhan Belediyesiyle ilgili konuya girme zahmetinde bulunmadılar.
Oysa gönül isterdi ki bu arkadaşlar, İçişleri Bakanlığı’nda bulunan dosyaya soruşturma izni verilmesi yönünde görüş beyan etselerdi ama edemediler.
Peki neden?
Yürekleri atıyorsa o nedeni de açıklasınlar, ama A Ç I K L A Y A M A Z L A R
İşte bizim sıkıntımız burada
Yani;
“Senin adamın,
Benim adamım” meselesi.
Bu gün bu bal gibi tezahür etmiştir Adana’da
Hadis gibi algılanan ama hadis olmayan ve İnsanlar arasında meşhur olmuş bir söz var;
“Haksızlık karşısında duran dilsiz şeytandır”
İşte bu nedenle bu durumu görmezlikten gelemiyoruz.
Dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Ziya Gökalp’ın “Minareler süngü” şiirini okumasıyla verilen 10 aylık hapis cezasının, ne denli siyasi bir karar olduğunu söyleyip tepki koyduysak,
Bu günde verilen bu kararın siyasi bir karar olduğuna inanıyor ve tepkimizi ifade ediyoruz.
Hiç kimse ortadaki bu hassasiyetleri görmezlikten gelip, çarpıtmaya kalkmasın.
Bu gün Aytaç Durak’ın şahsında, milli irade bal gibi çiğnenerek halkın iradesi yok sayılmıştır.
Bugün hakkında kesinleşmiş 14 yıl hapis cezası bulunan belediye başkanlarının, görevlerinin başında olduğu bir ortamda,
Haklarında büyük yolsuzluk iddiası bulunanların, görevlerinin başında olduğu bir ortamda bu haksızlığı görmezlikten kimse gelemez.
Önemli halk adına hak ölçüsüne sahip çıkmaktır.
Diğer taraftan bu süreçte, “Aytaç Durak partimizi şereflendirmiştir” diyen Devlet Bahçeli’nin ve özellikle MHP’nin Adana’da ki il ve ilçe başkanlarının Aytaç Durak’ın dünkü süreçte yanında olmamaları ise, siyasi açıdan tam bir skandal olsa gerek
Sonuç olarak bu süreçte sahte dostlukların ve sahte samimiyetlerin, vefasızlıkların maksimum’a çıktığını gördüm.
Şair bakın ne de güzel izah ediyor içinde bulunduğumuz bu zamanı;
“Kim ne konuşuyorsa muğlak ve müphem
Artacak elbette itimadım ve şüphem
Doğru ve çıplak söz duyarsanız eğer
Bana da haber verin dostlarım lütfen!”
Sahi, nerede o doğru sözlü vefalı dostlar?