Ya şimdi konuşun, ya da..

A.Kadir TUNÇER

17 Ocak 2012 Salı 10:34

Boynuna urgan gibi dolanan sorunları olan bir toplumun içinde bulunduğu çıkmazlar, geçmişinden günümüze değin taşıdığı yüklerin olağan sonucu sayılması gereken bir durumdur.

Gırtlağımıza kadar içinde debinip durduğumuz ve bir türlü sakinleşmeyen bir deryanın, alacakaranlıklar fırtınasının tam orta yerinde seyirci, figüran, oyuncu, senarist ve yönetmenlerin karmaşasını bolca yaşadıkları bir tiyatro oyununun merkezindeyiz..

Yakın gelecekte yaşamamız muhtemel depremler, siyasetin tüm ülkeyi sarıp sarmalayan fay hatlarının her geçen gün daha da kırılmasından kaynaklanmaktadır. Çok da endişelenmemek gerektiği kanaatimi muhafaza ediyorum. Tabi öncelikli olarak “Birey Bilincimiz Açık” olduğu taktirde..

Türkiye'nin başlattığı sivilleşme ve demokratikleşme adımlarının en önemli ayağı yeni anayasa. Tüm kesimleri kucaklayan demokratik, özgürlükçü ve çoğulcu bir anayasa, Türkiye'nin istikrarla ilerlemesinin öncelikli seçeneğidir.

Bu iktidarın; hem kendisine, hem de gelecek nesillerimize yapacağı en önemli ve can (alıcı değil) katıcı iyiliği ve borcu; iliklerimize kadar, hüzün ve kederi ilmik ilmik okuyan ve dokuyan, ihtilal mahsulü anayasayı, sağlayabilecekleri azami konsensüs ile, halka müracaat edilerek, geleceğin inşâsı noktasında, daha önceleri yaptıkları patinajları da dikkate alarak, halkın beklentilerine cevap vermeleri olacaktır.

 Defalarca değiştirilmesini istediğimiz, kendilerinin de başına bela olan ve hiç de adil olmayan seçim yasası dâhil, olması gerekenleri ivedilikle yapma vaktidir. Pek çok yasa ile birlikte bu seçim sisteminin de artık tedavülden kalkması gerekir. İçerik açısından daha değişik analizleri, ilerleyen günlerde kısmet olursa, yeniden ele alma düşüncesindeyim.

Konuya ilişkin olarak; Adana Sivil Toplum Platformu’nun Yeni Anayasa çalışmalarına, Adana’dan TBMM’ye katkı koyacak ve toplumun beklentilerini dile getirecek, en azından, Adana’nın sesi olmak adına kayda değer çalışmalar başlattığını, içlerinden biri olarak biliyorum. Toplum mühendisliğine soyunan kimilerine rağmen; halkla iç içe olan STK’larımızın tespit ve beklentileri asla ötelenmemelidir. STK’ların ötelenmesi, geleceğin ipotek altına bırakılması demek olur!

Hakk’tan ve Halktan kopukluk, beraberinde despotluğu getirir!

Yarınlarımız adına; STK’larımızın mümkün olduğu kadar çatı yapılanmalarıyla lokomotif olma özelliklerini kullanmaları noktasında, güç birliğini sergilemeye devam etmeleri ve halkın bu lokomotifin esenlik vagonlarına binerek hareket etmelerini umuyorum!

Yarın oylanacak olanın, bugünden belirlemesi için, STK’lar ile birlikte, özlenen tercihlerin katkıya dönüştürülerek, birlikte karar belirleme ve fikir üretme iradesi ortaya konmalıdır.

Bireysel anlamda, TBMM Başkanlığının kendi sitesinde açtığı elektronik posta adresine yazılacağı gibi, STK’ların şemsiyesi altında da yapılabilecek olan bir sorumluluk ile karşı karşıyayız.

Toplumun seyirci olmaması gereken günler vardır! İşte böylesi günler bu günler..

“Kim kişi” niyetine bilmem ama bu mevtayı kaldırıp, halkın beklentilerine verilecek her cevap, atılacak kararlı her adım ve teşebbüs, halkın önünde engel olan ve kaldırılacak her çakıl taşı, sevgi ve saygıyla anılacaktır..

Unutulmamalıdır ki; bu Ülkenin her karesindeki ve her seviyesindeki ferdinin, mutluluk ve esenliği yaşamaya hakkı vardır! “Rağmenler”e rağmen.. Buyurun Önerin! Şimdi öneri zamanı! Bir kelime ve/ya bir cümle.. Ya şimdi konuşun, fırsat size sunulmuşken, ya da ölünceye kadar sessiz kalın! Kalabilirseniz..

Bir ömür bana şunu öğretti:

Hayırla anılmanın bedeli, asla kolay olmamıştır!

Sevgi ile kalın..

akt

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.