İnsanlara gazetecilik dersi vermek haddim olmadığı gibi, hakaret etmek ise hiç değil.
Bu ilkelere;
Mesleğe başladığım günden beri dikkat eden biri olarak, evrensel anlamda kabul gören ve gazetecilik mesleğinin ise temel kuralı olan;
İlkeli, seviyeli ve dürüst gazetecilik kuralları için, ne denli hassasiyet gösterdiğimi, en iyi meslektaşlarım bilmektedir.
Bu açıklama zorunluluğundan sonra, dünkü yazımla ilgili olarak alınganlık gösteren meslektaşımız Sayın Ersin Ramoğlu, dün sabah 08.50’de arayarak, köşe yazımda kendisiyle ilgili bir hakaret olduğunu ifade etti.
Yazımın başında da söylediğim gibi, insanlara hakaret etmek ne tarzım ve haddim değil.
Elbette hakaret ettiğim yazı dizilerim az değil.
Peki kimlere?
Bu milletin milli ve manevi şahsiyetini, yüce dinimiz İslam dinini ve ülkemizin birliğini hedef alıp, bölünüp parçalanmasını hayal edenlere karşı , elbette okuyucularımıza nezaketsizlik olmaması için, edebi olmak kaydıyla hakaret ediyorum.
Ancak, Ersin kardeşimiz ısrarla kendisine hakaret ettiğimi söylüyor.
Şimdi hakaret ettiğimi iddia ettiği konuya bir bakalım;
Olay şu;
Bilindiği gibi, 21-Ocak-2012 Cumartesi günü köşemde kaleme aldığım, ‘Durak cezaevinde de boş durmuyor’ başlıklı yazımla ilgili Sayın Ramoğlu, bir değerlendirme yaparak, köşesinde, 26-01-212 Perşembe günü, “Kanadoğlu ve Durak” başlıklı yazısında aynen şu ifadelere yer veriyor;
“Halen cezaevinde bulunan Aytaç Durak’ta şaşalı döneminde her gün medyada olmayı ve gündem yaratmayı çok severdi… Başkanlıktan uzaklaştırılmasına rağmen, medya aracılığıyla hükümete günlerce meydan okuması halen hafızalardadır. Durak şimdi cezaevindi… Hakkında çeşitli iddialar var. Ama orada bile rahat durmuyor. Bir yolunu bulup kendine haber yaptırmayı başarıyor… Durak geçenlerde yine Adana yerel basınının gündemindeydi. Koğuş arkadaşlarına sigarayı bıraktırmış. Ve bunu da yerel gazetelere haber yaptırmış. Yani adam fırsatı kaza etmiyor.”
Sayın Ramoğlu’nun bu yorumunu okuyan biri genel yayın yönetmeni olan ve gazetecilik yönlerini her zaman takdir ettiğim iki genç arkadaşım beni bizzat telefonla arayarak;
“Abi Ersin Ramoğlu, seni dolaylı olarak taşeronlukla suçluyor” ifadesini kullandılar.
Arkadaşlarımdan önce bu hassasiyeti, Sayın Ramoğlu’nun yazısını okuduğum an ‘eyvah’ dedim.
Allah var Sayın Ramoğlu’da, daha önceki telefon konuşmamızda bana, “Ben sizin anladığınız anlamda” söylemedim demişti.
Ancak kamuoyu Sayın Ramoğlu gibi düşünmüyor.
Sonuç olarak şu hususun altını çizmek istiyorum;
Sayın Ramoğlu’nun şahsımla ilgili bilerek veya bilmeyerek, talihsiz sözlerine karşılık, ‘Edep’ sözcüğüne yer verdim.
Yoksa, kendisinin düşündüğü gibi ‘Edepsizsin’ demek, aklımın ucundan dahi geçmedi ve dolayısıyla bu benim hadim de değil.
Ama her ikimizin de yazdıkları ortada,
Dolayısıyla yorumu siz değerli okuyucularımıza bırakmak istiyorum.