Tunceli Jandarma Alay Komutanı Albay Kazım Çillioğlu’nun ölümünde, 17 Yıl sonra Malatya Özel Yetkili Savcılığı’nın talimatıyla Düzce’de ki mezarı açıldı.
17 Yıl önce İntihar ettiği ifade edilen Albay Kazım Çillioğlu’nun, yapılan otopsisinde tam anlamıyla bir şok yaşandı.
Savcılığa gönderilen raporda intihar ettiği ileri sürülen Kazım Çillioğlu’nun, yapılan otopsisinde kürek kemiğinde bir kurşun deliği, kaburga kemiğinde kırıklar ve saç köklerinde ise arseniğe rastlandı.
İntihar eden adamın kaburga kemiği nasıl kırılır?
Diyelim ki düştü kırdı peki saç diplerinde nasıl olurda arsenik olur?
Soruşturma kapsamında tam 150 kişinin ifadesine başvurulmuş, ayrıca dönemin Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş’in de ifadesi alınmış.
Albayın açılan mezarından sonra yapılan otopsisinde intihar etmediği, tam tersine bir cinayete kurban gittiği gün yüzüne çıkmış oldu.
Mardin Jandarma Alay Komutanı Rıdvan Özden’in de akıbeti tıpkı Albay Çillioğlu gibi olmuştu.
Bu gün yarın Rıdvan Özden’in de mezarı açılacak ve gerçeklerin ortaya çıkması için çalışmalar yapılacak.
Peki, bu cinayetleri işleyenler kim?
12-06-2009’da Taraf Gazetesinin manşeti olan,
“AKP ve Güleni bitirme planı” başlıklı manşet ise, Ergenekon terör yapılaşmasının fitilini ateşleyen manşet olmuştur.
Türk silahlı kuvvetler çatısı altında hiçbir Allah’ın kulu böylesine bir yapılaşmanın olmasını arzu etmez.
Ancak gelişen süreç içerisinde sanıkların itiraflarına baktığımız zaman, Ergenekon vakıası artık üstü örtülemeyecek bir gerçek.
Türkiye’de 12 Eylül İhtilalinden sonra işlenen siyasi cinayetlere baktığımız zaman, hemen hiç birinin faili yakalanmadı.
Eşref Bitlis’ten, yakın tarihimizde Rahmet’li Muhsin Yazıcıoğlu’nu katledenlere kadar.
Taaa ki iktidarın kararlılığına kadar.
Bu gün artık siyasi kaos oluşturma sevdasıyla işlenen cinayetlerin failleri, bir bir ortaya çıkmaya başladı.
Hatırlanacağı üzere, Uğur Mumcu cinayetinin ardından organize olmuş güçler, on binleri sokağa dökerek cinayetin seyrini değiştirmek amacıyla sokakta yürüyenlere, “Kahrolsun Şeriat” dedirterek, sanki cinayeti Müslümanlar işlemiş gibi bir havayı yerleştirmeye çalıştılar.
Aynı manzara Abdi ipekçi cinayetinde, Ahmet Taner Kışlalı, İlhan Darendelioğlu ve hatta Sivas ve Kahramanmaraş’ta ki toplu isyanlar da aynı manzarayı gördük.
Peki bu yapılaşmanın üzerine gidilmeseydi, bu gün başta hunharca katledilen subaylar, ve siyasi cinayetler aydınlanır mıydı?
Şu garipliğe bakın,
Abdullah Çatlı’yı bir zamanlar kahraman gibi kucaklayan zihniyet, işi bittikten sonra istenmeyen adam ilan etti.
Böyle bir yaklaşım ve böyle bir anlayış olabilir mi?
Sonuç olarak, Türkiye artık bu kamburdan bir an önce kurtulmalı, ve toplumun tek sigortası olan sivil anayasa ihdas edilerek, Türk milleti her rengiyle birinci sınıf insan olarak hayatını bu topraklarda idame ettirmesi sağlanmalıdır