Faks emriyle 700 milyon dolar kime gitti?

Osman PALAMUT

19 Mart 2012 Pazartesi 10:11

Başörtüsü, irtica ve dolayısıyla ‘Laiklik elden gidiyor’ feryatları bahaneydi, asıl hedef ülke kaynaklarını soymak olduğunu en iyi bu işi organize eden çeteler biliyordu.

Laiklik elden gidiyor uydurmasının temelini kuvvetlendirerek, yüzyılın soygunlarını unutmamak yetmez.

Artık o eşkıyalık ve soygun düzeni mutlaka ortaya çıkartılmalıdır.

Akit gazetesi konuyu dile getirerek kamuoyunu bilgilendirmiş.ve çokta güzel yapmış

O günleri yaşayanlar bu soygun harekatını aslında çok iyi hatırlarlar.

Hatırlanacağı üzere Refyol hükümeti kurulmadan hemen önce, önceki hükümetten doğan holdin 700 milyon kredi istemiş, ancak hükümetin ömrü vefa etmediği için o kredi işlemi gerçekleştirilememişti.

Refyol hükümetinin kurulmasından sonra, holding kredinin verilmesi için tekrar başvurdu, ancak Allah Rahmet eylesin hükümetin başbakanı olan Necmettin Erbakan istenen krediyi ret ederek ‘Herkes başının çaresine baksın’ demişti..

İşte ne olduysa ondan sonra oldu ve hükümetin yıkılması için düğmeye basılarak, hemen her gün hükümetin aleyhinde hürriyet gazetesi manşetlerden indirmediği haberleri yapmaya başladı ve sonunda da bilindiği gibi başlatılan darbe planları 28 Şubat’ta devreye konarak, Sincan’da tanklar yürütülüp başbakanın baskıyla istifası sağlandı.

Ya sonra?

Gelin o açıkça yapılan soyguna bir bakalım.

Refahyol hükümeti zor kullanarak istifa ettirildikten sonra, yeni hükümeti kuran Mesut Yılmaz hükümetin ilk gününde Doğan holdingten faks marifetiyle yapılan kredi başvurusunu derhal kabul etti ve istenen 700 milyonun, yarısı hibe olmak üzere uzun vadeli küçük faiz oranları karşılığı peşkeş çekildi?

Bu soygun özellikle Kanal 7 televizyonunda yaklaşık iki ay dile getirerek hesap soruldu.

Utanmadan ve sıkılmadan milletin parasını aldılar ve gönüllerince yediler.

Peki, o laiklik safsatasından ödün vermeyip irtica geliyor diyen sözde aydın olan hokkabaz yazarlar ne yaptı?

Onlar da patronlarının almış olduğu kredinin keyfini çıkartmak için, patron yandaşlığı ve millet düşmanlığına devam ettiler.

En ucuz silahları olan başörtüsü, laiklik ve irtica söylemleriyle yapılan darbe marifetiyle soygunlar bugüne kadar örtüldü

O günlerde öylesine kepazelikler oluyordu ki adeta hükümet ve hükümetin başbakanı yok sayılıyor hatta yok sayılmakla da kalmayıp hakaretler yapılıyordu..

Şu kepazeliğe bakın,

Bu ülkenin Başbakanı olan Erbakan’a bir asker çıkıp o günlerde küfür edebiliyor, genelkurmay ise adeta alkış tutarak hakaret eden Albay’ını destekliyordu.

Tüm bu kepazeliklerin tek hedefi vardı; pis midelerini besleyecek zenginliklerine zenginlik katarak saltanatlarını sürdürmekti ve bunu utanmadan ve sıkılmadan göğüslerini gere gere ‘Ülkeyi irticadan koruyoruz’ bahanesiyle yaptılar.

Elbette bu gün o soygunların ve arsızlıkların hesabı sorulacak.

Çünkü millet hesap sorulmasını istiyor.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.