Dünya kurulduğu günden bu yana;
Hak ile batılın mücadelesi amansız bir şekilde devam etmektedir.
Hak’ın temelinde ilahi adalet olurken,
Batılın temeli ise şeytani senaryolar ve şeytani vesveselerle doludur.
Bu bağlamda AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik’in, BDP’yle ilgili teşhisini değerlendirecek olursak, Ömer beyin BDP ile ilgili muazzam bir teşhisi ortaya koyduğunu söyleyebilirim.
Sayın Çelik teşhisinde şu görüşlere yer veriyor:
“Demokratik bir ülkede terör, demokrasinin ön şartı olarak sunuluyorsa, bu giderilemez bir çelişkidir. ABD’ye Kürt sorununu anlatmak üzere gittiklerini söyleyip, sonuçta PKK lobiciliği yapma noktasına varıyorlar. Siyasi partiler hak ve özgürlük mücadelesini demokrasi içinde verirler. BDP ise, terörün lobisini demokratik bir düzende meşru göstermeye çalışıyor. BDP siyasi parti ise PKK’nın patronajını demokrasinin ön koşulu olarak sunamaz”
Teşhis bu.
Ne yazık ki bu tanım bire bir BDP ile örtüşmektedir.
Siyasi partilere baktığımız zaman, BDP’nin dışında ki partiler Hak mücadelesi verirlerken, BDP’nin ise batıl olan bir mücadeleyi verdiğini görmekteyiz.
Bu gün sık sık “Kürt halkının temsilcisiyiz” diyen, ama Kürt kardeşlerimizin hak ve hukukundan haberi olmayan BDP’nin, bu söyleminin bir aldatmacadan öteye gitmediğini bu millet çok iyi bilmektedir.
Bir millet içerisinde hiçbir hak, o milleti parçalamaya yönelik terör eylemleriyle elde edilemez
Ömer Çelik beyin de söylediği gibi, BDP bu gün Türkiye Büyük Millet Çatısı altında açıkça PKK’nın patronajlığını yapmaktadır.
Böyle bir mücadelede Hak’tan bahsedilebilinir mi?
Diğer bir ifadeyle BDP terör eylemlerinden medet umarak siyaset yapmaktadır.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısının bu teşhisine en büyük dayanak ise, ülke genelinde bazı BDP’li il ve ilçe başkanlarının bizzat sokak eylemlerini organize ettikleri ve teröristlere yardım ve yataklık etmeleridir.
Güvenlik güçlerinin, attıkları her adımı deşifre etmesinin ardından, teröristlerin mücadelesini demokratik bir mücadele olarak algılanması için ABD’de ve Avrupa ülkelerinde kendilerini anlatmaları ise beyhudedir.
Çünkü iplikleri artık pazara çıkmış durumdadır.
Sonuç olarak siyaset aleminde BDP’nin mücadelesi, dağdaki eşkıyanın yolunu açıp onları meşru göstermektir ki, bu mücadele ve görüşler demokrasinin de insan hak ve özgürlüklerinin ruhuna aykırıdır ve dolayısıyla millet tarafından kabul görmez diyorum.