Bölge Gazetesi önceki gün, Abdurrahim Haklıkul ile ilgili bir tahlil yaparak, birinci sayfadan, “Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz” başlıklı bir yorum yayınladı.
Ne yapmaya çalışıyorsunuz sorusu içerisinde olan ‘Bazı sözüm ona gazeteci’ den biri de benim.
Abdurrahim Haklıkul her şeyden önce meslektaşımızdır ama, Abdurrahim Haklıkul ile yaklaşık 26 aydan bu yanada görüşmüyorum.
26 ay önce sık sık beni arayarak basın servisiyle ilgili bilgilendirme yapan ve bilgi veren bu arkadaşımız, 26 aydan beri beni ne aradı ve ne de görüşme ihtiyacı hissetti.
Ancak, Abdurrahim’in bana karşı tavır alması, kendisinin mağduriyeti karşısında sessiz kalmam anlamına da gelmez.
En azından olayı ben böyle biliyorum.
Olayı yorumlamam karşısında, ipe sapa gelmez talimat spekülasyonları da yapıldı.
Çok açık söylüyorum.
Bu konuda ne gazetemize ve ne bana talimat vermek, kimsenin haddi değildir.
Bu konuda sevgili arkadaşım Nevzat Uçağa katılmıyorum.
Ancak…. Bölge Gazetesi yorumunda ciddi iddialara da yer veriyor.
Mesela Şenol Demirci olayı ki, bu iddia doğru ise başlı başına bir skandaldır.
Konuya vakıf olmadığım için bir değerlendirme yapmam da söz konusu değil.
Diğer üzerinde durulması gereken konu ise, dayak olayının genel müdürün odasında meydana gelmesi iddiasıdır..
Bölge Gazetesi bu konuda da haklı.
Tekrar ediyorum,
Bir babanın evladının uğradığı haksızlık karşısında tepki vermesi doğaldır, ancak böylesine bir olay genel müdürün odasında meydana gelmiş ve genel müdür de bu olaya seyirci kalmış ise o da ayrı bir skandaldır.
Sonuç olarak, olaya duyarlı olmamın temelinde bir babanın evladına karşı olan duyarlılığı yatmaktadır.