Biri sağlık uzmanı, diğeri ise kamu yönetimi uzmanıydı.
İkisi de örnek insandı ve ikisi de Hakkın Rahmetine kavuştu.
Aşkım Tüfekçi’nin ardından sessiz kalan basın, İsmail Hakkı beyin vefatında ortaya konan haksızlıklar karşısında sessizliğini bozdu.
Her ikisini de yakından tanıyan bir gazeteci olarak, Hakkın Rahmetine kavuşan bu arkadaşlarımızla ilgili onlara sıkıntı veren hassasiyetleri açıklama ihtiyacı hissettim.
Aşkım Tüfekçi’nin Çukurova Devlet Hastanesi’nin başhekimi olduğu günden sonra, sık sık ziyaret eden biri olarak, o insanın ne denli sıkıntılar çektiğine şahit oldum.
Bu hastanede deyim yerindeyse bir devrim oluşturan ve hastaneyi mezbelelikten modern ve insanımıza yaraşır hale getiren Aşkım Tüfekçi arkadaşı Mehmet Ardıç ve diğer ekibiyle büyük bir şevkle çalışıp yaptığı her güzel oluşumdan sonra adeta çocuklar gibi seviniyordu.
Ne var ki bu mutluluğu ve bu sevinci ona çok gördüler
Bir gün bire bir yaptığımız sohbette aynen şu ifadelere yer verdi:
“Abi artık dayanamıyorum. Ben vatandaşımızın daha iyi şartlarda hizmet alması için fedakarlık yapıp gece gündüz çalışıyorum, ama birileri beni rahat bırakmıyor ve artık usandım.
Ben insan sağlığıyla uğraşan biriyim, ama beni utanç verici şu silahla gezmek zorunda bıraktılar. Çünkü bazı kendini bilmezler beni tehdit ederek haksız taleplerde bulunuyor, ama kendilerine şu kapıdan haksız taleplerin giremeyeceğini açıkça söylüyorum”
Ne yazık ki bu densiz ve ahlaksız taleplerin, AK Parti içerisine çöreklenmiş AK Partili olmayan bazı asalaklardan geldiğini söylüyordu o örnek insan.
Baştabip olduktan sonra, vefatına kadar hep sıkıntıyla geçti o süreç.
Ne gariptir ki o dönem haksızlık yapan milletvekillerini de gördük, destekleyen milletvekillerini de.
Ama masaya yumruğunu vurup, bürokratına sahip çıkan siyasi iradeyi göremedik.
Aynı olay ne yazık ki İsmail Hakkı Develi’nin genel sekreterliği döneminde de vukuu buldu.
İsmail Hakkı beyi tek kelimeyle incittiler.
Adana’ya adımını attığı günden sonraki hizmetleri tamamen başarılarla doldu ve halkın gönlünde taht kurdu.
Ancak halkın gönlünde taht kuran o mübarek insan, siyasi iradenin gönlünde, onların kaprisleri yüzünden yer bulamadı.
Vefatından hemen önceki şu itirafına bakın:
“Bana zulüm ediliyor ve artık bu işi kişisel husumete dönüştürdüler. Onurumla şerefimle oynuyorlar”
Bilindiği gibi İsmail Hakkı Develi bey, son derece hassas, duygulu ve onur sahibi bir kişiliğe sahipti.
Ve bakın “Onurumla ve şerefimle oynuyorlar” diyor.
Böylesine bir insan bu haksızlığa ve zulme dayanabilir mi?
Şimdi bazı rumuz kullanarak ismini vermekten çekinen arkadaşlar, konuyu tamamen açmamızı istiyorlar.
İyi güzelde, siz yorum yaparken isminizi bile vermekten çekinirken, bu itirafların belgesi elde olmayınca, nasıl isim verilim beyler?
Ama belge olmadan kimlerin neden o Rahmetliyi rahatsız ettiğini herkes gibi bende çok iyi biliyorum.