Eski Hamam Yeni Tas..

A.Kadir TUNÇER

08 Mayıs 2012 Salı 10:52

Öncelikle, geç de olsa kendisini yakinen tanıma fırsatı bulduğum, “faydalı” olma kaygısı güden, zarif, mütevazi önce halk sonra devlet adamı şahsiyetiyle gönüllerde yer edinen nadir şahsiyetlerden merhum İsmail Hakkı Develi Bey’e Yüce Allahtan sonsuz merhamet, kederli ailesine, sevenlerine ve yalnız bırakmak zorunda kaldığı yoksullarımıza sabr-ı cemil temenni ediyorum.

***

İstekleri bitmeyen, kanımızı somurdukça palazlanan, her geçen gün acımasız bir canavara dönüşen “modern hayat”ın icaplarını yerine getirme telaşı her tarafımızı sarmış durumda.

“Çağdaşlık” öylesine etkili bir kapsüle dönüştürülmüş ki; bu hap’ı yutana hak getire..

Modernitenin süslü mutfağına sokulan en cılız ve hafif sıklet müslümanımız bile, ağır sıklet rauntların adamı olarak, dehşet verici bir obez fikirlerin insanı olarak bambaşka bir kişiliğe dönüşebiliyor. Kapsülün vücuttaki emilim süresi o denli etkili ki akıllara zarar..

Bütün mesele, yaşam tarzımızı birilerinin tercihlerine, benimsemelerine, kabullerine göre, çerçeveleri önceden belirlenmiş, içeriği bizden mahsul olmayan, … kriterleri,  … standartaları ve/ya da batı menşeli dayatmalar..

Yaşadıklarımız, yaşamak zorunda bırakıldığımız yığınla meselelerin devasa bir enkaza dönüştüğünün şahidi olmanın ötesinde, altında muzdarip olan fertleriyiz. İçinde yaşadığımız ve soluduğumuz atmosferin ciğerinden öksürtmediği “mutlu azınlık” hariç, sıkıntısı olmayan yok gibi.. Durduğu yerden bakan herkesin gördüğü bir eğri tarifi var!

Şaşmaz doğru ve tarif ise; Allah ve Resulüne aittir! Bizler nedense, dışarıda tutmamız gerekenleri içeride, içerde ve hatta hayatımızın her alanına hitap eden, mutluluk reçetemizi elimize veren, geleceğimizi, iyiliğimiz için dizayn edenleri dışarıda tutuyoruz. Üstüne üstlük hayatımızdan temelli dışlıyoruz. Bununla yetinmeyerek; hava atan, caka satan, insanımızı ötekileştirerek aşağılayan, yetersiz ve basiretsiz görenlerimiz var..

Ülke insanımızı, geleceğimizi de içine katarak, önümüzdeki ellili, yüzlü yılların hesabını yapıp, toplum mühendisliğine soyunanlara karşı, insanımızın bunca yaşadığı/yaşatıldığı eza ve sıkıntılar ortadayken suskun kalması vebal olur. Herkes, heybesindeki bilgi, birikim, dilek ve temennilerini ya şimdi söylesin ve istesin, ya da takiyye içindeki bir  ruh haliyle aymazlık içinde olmasın! Sonradan dilenmeden, şimdi dilemelisiniz!

Dileme makamı, mercii sizsiniz! Dilenen de.. Kullar arası ilişki böyle bir şey maalesef!

Şimdiye kadar “muktedir olamayan iktidar”lardan bıkmış seçmenler olarak; son derece güçlü bir desteği arkasına alan, çoğunluğun tercihine mazhar olmuş iktidarın, kendisini sevmeyen, tercih etmeyen, onlara oy vermeyenlere de “oy” dedirtmeden, herkesi düşünen, herkesime adil, bundan sonraki entrikalara yol vermeyecek bir çerçevede, müktesep hakların eşit ve adaletli bir dağıtım içinde yapılabileceği, insani bir yasalar manzumesi oluşturma mahkumiyeti var! Bu duruma ana/yavru muhalefet de dahil..

En çok sıkıntı duyduğum husus, başta iktidarın, pastanın en büyük payını kapmayı ganimet bilme mantığı güderek, seçmenlerine ve seçmeyenlerine karşı, “takiyye” içinde ince hesapları veya anlaşmaları yapmaya yeltenmesi olur. Bundan öncekilerin kalıntıları dahi, yarın en başında kendilerine dert olabilir. Çözülmesi öncelikli ve netameli bir hale dönüştürülen “kamusal alan” ucubesi dahil, insan hak ve özgürlüklerin, dini temelleri yok sayarak dizayn edilmeye çalışılması, bırakınız mağdur insanlarımızı, laiklik anlayışına bile hakaret olur.

Sıralamaya gerek bulmadığım, neredeyse ansiklopedilere sığmayacak kadar büyük sorunlarımızı onlar da biliyor, siz de biliyorsunuz, bizler de..

Sorunlarımızı, gelecek nesillerimizin sırtına, altından kalkamayacakları devasa bir yük olarak bırakmaya hiç birimizin hakkı yok!

Çözecekseniz, esastan çözün lütfen! Değişen sadece tas olmasın! Bu hamam, çocuklarımıza da lazım!

 Sevgi ile kalın..

akt

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.