Her yıl ayrı bir güzellik ve zenginlikte kutlanan Türkçe Olimpiyatlarının kapanış törenine bu yıl Başbakanın Fethhullah Gülen hocaya yaptığı çağrı damgasını vurdu.
Başbakan;
“Doğrusu ben şu andaki tavrınızla, hep birlikte bu hasretin bitmesini istediğinizi anlıyorum. Öyleyse ‘bitsin bu hasret’ diyelim. Bu anlamlı gecede kadim bir medeniyetin evlatları olarak, zengin bir kültürün diliyle, Türkçe ile bize ve dünyaya seslendiğiniz için sizlere bir kez daha teşekkür ediyorum. ‘Gurbeti bir kenara, hasreti bir kenara bırakalım’ diyorum”
Başbakanın bu nezaketi karşısında gurbette vatan hasreti çeken muhterem Fethhullah Gülen Hoca, o yüksek medeniyete sahipliğininin doğal gereği olarak bakın nasıl bir cevap veriyor:
''Eğer sizin bir gaye-i hayaliniz varsa, bir mefkûreniz varsa; o da o Türkiye’de yeni yeni problemlerin olmaması, bir kısım huzursuzlukların olmaması, bir kısım huzursuzlukların çıkmaması, bir kısım kazanımların -hafizanallah- kaybedilmemesi için yüzde bir ihtimalle oraya gitmeniz bu hususlara zarar verecekse, işte ben o endişeyle, şahsım adına değil de o endişe ile gitmek istemem. O endişemi de izale edebilecek bir tablo görürsem.. o zaman fakirin bileceği şey.
Fakirin bileceği şey.. “Benim bileceğim şey” demek yine benlik kokuyor, “Benim bileceğim şey” demeyeceğim, fakirin bileceği şey. Gittiğimde oraya, birileri, işin rövanşı peşinde koşan birileri, bazı müesseselere zarar vermek suretiyle, idareyi zor durumda -yüzde bir ihtimalle- bırakacaklarsa şayet, Türkiye’deki olumlu şeylerde bir duraklama olacaksa şayet, ben bir müddet daha ömrüm vefa ederse burada kalmayı; ülkeme, milletime, ülkemde olan o şeylere zarar vermemek için dau’s-sıla deyip sıla sevdasıyla, kahve içtiğim kahveleri bile böyle hatırlayarak ve sonra ondan kaçarak, burnumun kemikleri sızladığı anda ondan uzaklaşarak, burada kalacak, yaşayacağım... Bütün bu endişeler zail olduğu zaman, oturur, kendi arkadaşlarımla, kader birliği yaptığım arkadaşlarımla meseleyi detaylı görüşürüm, ondan sonra…
Ben de arzu ediyorum. Burada öldüğüm zaman bile buraya gömülmeyi istemiyorum, kendi ülkeme, kendi toprağıma gömülmeyi arzu ediyorum. Gelirken biraz, burada ölürüm kalırım diye arkadaşlara demiştim, “Paranızla bir yer alın, bize ait olsun, Türk milletine ait olsun, oraya gömersiniz” demiştim; fakat sonradan vazgeçtim; daü’s-sıla duygusu öyle düşünmeme fırsat vermedi. Kendi ülkemde ölmeyi ve mübarek annemin ayaklarının dibine gömülmeyi arzu ederim. Bunu da benim vasiyetim sayın!..
Ama yaptığım şeylerde, düşüncelerimde, planlarımda, gayretlerimde, milletime, ülkeme zerre kadar zarar gelmesine razı olamam. Yüzde bir ihtimalle de olsa razı olamam ona. O talep eden arkadaşlarımız, devlet büyüklerimiz kusura bakmasınlar!.. Talep etmeleri onların civanmertlikleri, ama benim bu mevzuda düşünmem de, onlara karşı, onların yaptığı şeylere karşı saygımın gereği'
Bu düşünce olsa olsa yüksek bir medeniyetin tecellisi olabilir
Yüzde bir de olsa,Türkiye'ye geldiğinde birilerinin ''gurbetin rövanşını aldı'' deyip hükümeti zor durumda bırakmaması adına, gurbette ülke hasretine çekmeye devam edeceğinin işaretini veriyor.
Tabi medeniyetten nasibini alamayanlar, bu duyguyu anlayamazlar.