İçimizdeki Beyinsizler..

A.Kadir TUNÇER

01 Ağustos 2012 Çarşamba 09:02

Bazı tespit ve vurguları Yüce Yaratan yapınca işin ciddiyeti daha farklı bir hal alıyor.

Kişisel olarak temenni ve beklentilerimizin odağına, ilahi buyruk ve dilekleri oturtmayı bir zorunluluk olarak görmek; kişinin imanı ile orantılıdır..

 Yaşadığımız olaylara bigâne kalmamız asla beklenmemelidir. Kimi meseleler vardır ki; sadece kişinin kendisini değil, yaşadığı coğrafyadaki bütün toplumu ve bireylerini hatta ortak paydada buluşan tüm inançlı insanlar topluluğunu ilgilendirir, üstelik dünyanın neresinde olursa olsun!

 Yıllardır kaos (kargaşa) oluşturmak, huzursuzluk fitilini ateşlemek, toplumu “öteki”leştirmek, arzuladıkları sinsi amaçlara ulaşmak için utanmadan ve sıkılmadan “basamak” olarak kullanmak, aynı teraneleri seslendirmekten bıkmadan, farklı zaman aralıklarında ve ihtiyaç duydukları her zamanda, kirli satranç oyunlarında bir “piyon” gibi ileri sürmek, kimi zaman gündem oluşturmak, zaman zaman ise gündem değiştirmek adına sinsice ve acımasızca “kullanılmaya müsait” olarak görülen hassas bir konu, hepsinden önemlisi; çiğnenmemesi gereken bir değer var: Başörtüsü!

İmdii;

İçinde boğuştuğumuz girdabın kısa adı: Vahşi Kapitalizm!

Vicdanın, cüzdanların şifreli kartlarında yer aldığı, sağlıklı düşünmenin vesayetlere teslim olduğu, paylaşım, dayanışma ve kardeşliğin, marifet ve iltifatın, sevgi ve saygının karaborsalara düştüğü bir anlayış ve bu anlayışın hükümferma olduğu bir devrin çirkin adı..

 “Kazan, yeter ki kazan. Nasıl kazanırsan kazan!”anlayışının bedeli her ne olursa olsun, elde edileceklerin yanında “harcanmaya müsait” olarak değerlendirildiği bir bakış açısı.. Ruhsuz, buz kesmiş modernitenin kamuflajıyla her türlü tuzağın, şekil ve giydirilmelerin yapılageldiği çirkinlik.. Tek tip elbise, papyon, fular ve aksesuarların beyinden bedene doğru sevk edildikleri, kendi paramızla cehennemi satın alma kampanyasının rağbet gördüğü bir iğrençlik manzumesi..

 Tercihlerin bakılan taraf açısından tarif ve tanımı kişilere göre değişken olabilir. Esas belirleyici mutlak doğru: Allah’ın şaşmaz iradesi ve doğrularıdır.

 Asıl itirazımız; çirkinliklerin, insan hayatını ve değerlerini hiçe sayan, “öteki”leştirme ve  basite indirgeme uygulamaları.. Bizden saygı bekleyenlerin, bize saygı göstermemesi ne ile izah edilebilir?

 İçimizde, en içimizde saklı tutmaya inat ettiğimiz evrensel değerlerimiz dururken; dışarıdan ithal ettiğimiz ve hala da ithal etmekten geri durmadığımız çirkinliklerin yansımaları doğrusu gına getirmeye başladı. Onları sorgulamak, hesaba çekmek, tenkit etmek yeterli ve geçerli bir yol olarak görünmüyor. Asıl muhatap kişi/kitle; Müslümanlardır!

 Pek çok düşünürümüz aynı konuyu defalarca dile getirdi. Hep dikkatlerden kaçı/rılı/yor! Dünyanın pek çok coğrafyasında yaşanan zulümlere hiç dikkat ettiniz mi? Kan, savaş, gözyaşı, sürgünler, bitmez entrikalar, olumsuzluk ve gerginlik adına ne varsa, hepsi halkı Müslüman olan topraklarda oluyor! Artık daha gerçekçi düşünmenin, onurlu bir duruş sergilemenin, tepki ve etki kültürümüzü yeniden gözden geçirmenin zamanı gelmedi mi?

 Dün CarrefourSA (Namı diğer: FranSA veya HaksızSA), bugünlerde yeni gözdelerden Aras Kargo (Örtülü hariç, önem taşıyor! ) ve ismi henüz basına yansımamış ama çevremizde yakından bildiğimiz ayrıca tanık olduğumuz pek çok ticari kuruluş..

 Anlaşılan o ki; üzerinde gezindiğimiz bu köprülerin altından bu konu daha çok su götürecek!

 Sizin alışverişlerinizi yapabileceğiniz, “önemli”nizi taşıyacak başka yerleriniz yok mu Allah aşkına?

 Daha geniş bir yelpazede ele almak istediğim şu “tepki ve etki kültürü”müzü, yeniden gözden geçirsek şimdikinden kötü mü olur?

Neredeyse herkesin kendi menfaatini temin kaygısına düştüğü ve nemelazımcılığın salgın bir hastalık gibi kol gezdiği bir Türkiye'de ve dünya’da, Allah'ın bizi büyük bir azapla cezalandırmasından korkuyor ve Kutsal Kitapta ifadesini bulan, Hz. Musa’nın yakarış diliyle:

"İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden, bizi helâk eder misin, Allah’ım?"

(7/Arâf Suresi 155) diyerek Yüce Allah'a sığınıyoruz.

Korkum o ki; içimizdeki beyinsizler yüzünden bizler de gümbürtüye gideceğiz..

Kimsenin kendini mavera adına güvende görme lüksü yok! Üstelik;

“Öyle bir fitneden korkun ki, geldiğinde içinizden sadece mücrimlere isabet etmez.” (Enfâl/25). Yani hepimizi yer ile yeksan eder, kırar geçirir!

Tercih sizin!

Sevgi ile kalın..

akt

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.