Bırakın insanı; bir hayvanın bile öldürülmesinin haram olduğu şu mübarek ayda, aldığımız son verilere göre şu ana kadar Suriye'de ölen sivil vatandaş sayısının 15 bini geçtiği, on binlerce vatandaşın yaralandığı, yurtdışına kaçanların sayısının ise 250 binden fazla olduğu, ülke içerisinde göç edenlerin sayısının ise bilinmediği ifade ediliyor.
Sizin anlayacağınız Suriye'de toplumsal bir kaos var.
Birleşmiş milletlerin Süriye'deki çatışmalarda çocukların durumu ile ilgili açıkladığı rapor ise, tek kelimeyle tüyler ürpertiyor.
Çocukların durumu ile ilgili açıklanan rapora göre, çocukları hem Esed rejimine bağlı askerlerin ve hem de asiler tarafından silah altına alınıyor.
Hatta o masumların canlı kalkan olarak kullanıldığına yer veriliyor.
Birleşmiş milletler raporunu hazırlayan Coomaraswamy bakın bu çocuklara uygulanan utanç verici hadiselerle ilgili neler söylüyor:
"Orada işkenceye uğrayan ve bunun izlerini taşıyan çocuklar gördük. Gerçekten şoka uğradık. Cezaevlerinde henüz on yaşında bile olmayan çocukların işkenceye maruz kalması daha önce karşılaşmadığımız bir durumdu. Başka bir yerde böylesini görmedik"
Bu utanç şu günlerde İslam alemine yeter de artar da.
Allah'tan korkmaz, kuldan utanmaz şerrefsizlerin yaptıklarına bakın.
10 yaşında bile olmayan çocuk nasıl olurda cezaevine konur ve işkenceye tabi tutulur.
İnsanların yerlerinden ve yurtlarından edildiği yetmiyor gibi, işin içerisine bir de nammusuzluklar giriyor.
Ne olacak peki bu rezaletler.
Türk ve İslam alemi bu tür olaylar karşısında belirleyici olmayıp hep sinsi düşmanımız olan batı ve ABD'nin ağzının içerisine mi bakacağız.
Gel ki şimdi arama Türk-İslam Birliği'ni
İslam aleminin trilyonlarca doları batının kucağına attığı sürece, Türkiye'nin on yıllık, 20 yıllık 50 yıllık proje üretmeyip günü birlik projeler üretip ABD'nin ağzından çıkacak sözlere baktığı sürece, bu bölge batının insiyatifinde hareket etmeye ne yazık ki mahkum olmaktan başka bir şey yapamayacaktır.
İşte utanç verici olan da budur.
Bu gün Türk milletiyle Suriye konusunda yapılan sokak röportajlarının tamamına baktım, görüş beyan eden vatandaşlarımızın biri hariç yüzde 99'u "Ne işimiz var bu kardeş ülkede" diyor ve ekliyorlar;
"Batının tuzağına düşmeyelim"
Bölgesinde; sanayisiyle, ağır silahlarıyla, ekonomik gücüyle henüz lider olamayan Türkiye'nin, Suriye'ye girmesini batı dört gözle bekliyor.
Çünkü batının Anadoluyla hesabı varda ondan
Batının taaaa 1453'lerden beri bu milletle hesabı var
Batı Türkiye'nin Suriye'ye girmesini isterken, ne hikmetse Nato kartını eline dahi almıyor.
O zaman Nato'nun görevi nedir ve ne halt ediyor acaba?
Türkiye'nin Suriye'ye girişi yüzyılın felaketi olur ki, işte o zaman iş işten çoktaaaan geçmiş olur ve tıpkı kargaların üşüştüğü leş misali, bu soysuzlar yeni bir Çanakkale girişimini hemen başlatırlar diyorum.