Dün bir haber düştü internet sitelerine,
'Buraya Türkler giremez kavgası'
Diyarbakır kökenli bir vatandaşımız, Ortanca ilçesinin Dalyan beldesinde kurmuş olduğu restorantına, kendince bir karar almış ve "Buraya Türkler giremez" demiş ve ondan sonra kavga gürültü başlamış, sonunda ise 3 kişi yaralanmış 20 kişide gözaltına alınmış.
Küçük kıvılcımlardan büyük alevler çıkar.
Restorant sahibi gerçekten böyle bir uygulama yapmış ise, bu ahlaksız provakatörün işletmesi derhal kapatılmalı ve ağır cezaya çarptırılmalıdır
Böylesine zihniyet sergileyen, ister Türk ister Kürt olsun, cezası çok ama çok ağır olmalıdır.
Böylesine bir uygulama, masum ve cehaletin verdiği düşünce ürünü değil tam tersine bilinçli yapılan büyük bir tezgahtır.
Bu tamamen toplumun huzurunu kaçırmak, olası toplumsal bir çatışmayı sağlamak için yapılan bir tavırdır.
Böylesine bir soytarı Kürt hiç olamaz, olsa olsa terör örgütünün uzantısı bir şer odağı olabilir.
Bu topraklarda değil Türk, Kürt, ister Ermeni olsun, ister Yahudi olsun velhasıl soyu sopu ne olursa olsun, böylesine bir muameleye tabi tutulamaz
Bu hadiseler tamamen bu milletin var olan güçlü birliğinin temelini tahrip etmeye yöneliktir. ve hiç kimse bu numaraları yutmaz.
Bu gün bir Kürt vatandaşımızla, Türk vatandaşımızın gerçek hikayesini anlatmak istiyorum.
Türk olan yakın bir arkadaşım yedek subaylığını Diyarbakır'ın bir köyünde öğretmen asker olarak yapmış.
Köyde Ortaokul terk fakir bir gençle muazzam bir arkadaşlığı olmuş.
Kürt kökenli genç kız bakmaya giderken, ceketi olmadığı için arkadaşımın ceketini giymiş öyle kız bakmaya gitmiş.
Türk arkadaşım bu gence öylesine yakınlık gösteriyor ki adeta bir ağabeylik yapıyor
Gel zaman git zaman genç dışarıdan orta okulu, liseyi ve hukuk fakültesini bitirerek Diyarbakır'da önemli bir ceza avukatı olmuş.
Ancak Diyarbakır merkezde işe yaramayan geniş arazileri de varmış.
Gün gelmiş Diyarbakır otogarı, sebze hali ve şehrin yerleşimi bu arazilere kaymış.
Yaklaşık 18 bin konut yapılmış ve bu ceza avukatına da önemli mülkler düşmüş.
Sonunda başlamış bu Kürt vatandaşımız, izini kaybettiği arkadaşını aramaya.
Kocaeli depreminde eşini ve yakınlarını kaybeden arkadaşımın bir şekilde telefonunu buluyor ve yaklaşık 8 ay önce kendisini buluyor.
Bulduktan sonra ne oluyor biliyor musunuz?
Antalya'da eski ifadeyle 50 trilyona otel alan Diyarbakırlı vatandaşımız, bu otelin yüzde 51 hissesini Türk arkadaşına veriyor ve şu anda otelin genel müdürü de bu arkadaşımız.
İşte size bir Türk ve Kürt vatandaşımızın hikayesi
Hiç kimse Kürt kimliği, Kürtlere özgürlük ve daha fazla demokrasi söylemlerinin arkasına sığınmasın,
Bu ülkede Kürt sorunu değil, Kürtler üzerinden yapılan yabancı uşaklığı vardır.
Ve şimdi kalkıyorlar utanmadan ve sıkılmadan ülkenin geleceğinin inşası için, bebek katilinin serbest bırakılması dillendiriliyor.
Bundan daha büyük kepazelik,
Bundan daha büyük hıyanet olabilir mi?