İftar seferberliği

Osman PALAMUT

13 Ağustos 2012 Pazartesi 08:35

Şu mubaret Kur'an ve Rahmet ayının feyiz ve bereketinden faydalanmak kadar, elbette güzel bir şey olamaz.

Bu ayın ayrı bir Rahmeti, ayrı bir feyzi ve ayrı bir bereketi vardır.

Bir yoksulu davet ederek, birlikte iftar etmek, bununla da kalmayıp gücü yetenlerin o yoksulumuzun sıkıntısını giderecek yardımda bulunmak, bu mübarek ayın temel kuralıdır.

Ramazan ayı bilindiği gibi getirdiği bereketiyle, dayanışmanın zirveye ulaştığı bir teslimiyet ayıdır.

Ne var ki bu gün adeta bir yarış haline dönüştürülmüş olan iftar yemekleri, hiç kimse kusura bakmasın, siyaset aleminin, kuruluşların, maddi ve manevi rantı haline gelmiş bulunmaktadır.

İşte size bir örnek

Yakın bir zamanda tarihi taş köprüde verilen iftar yemeğine partili bir bayan, ilk defa böyle bir mekanda iftar yemeğine katılacak olan hanım arkadaşını davet ediyor.

Taş köprünün üzeri alabildiğine kalabalık, Ezan okunmak üzere, ama bir türlü yer bulamıyorlar.

Ancak yer bulamayan yalnız bu iki bayan değil.

O kadar çok insan davet edilmişki, ilçelerden bile partililer davet edilmiş.
Partililerin yanında bir de halkımız davet edilince, ister istemez davet edilenlerin büyük bir bölümü geri dönmek zorunda kalıyor.

İşte bu olmadı beyler

Ya davet etmeyin,

Veya davet ediyorsanız ve yer darlığını da tahmin ediyorsanız, o zaman çok daha büyük bir yerde davetinizi verirsiniz insanlarda böylece mağdur olmazlar.

Peki bu kadar insanı davet etmenin mantığı ne?

Elbette ki tek mantık siyasi ranttır.

Siyaset aleminde bu yanlışlık yapılırken, bir kuruluşun televizyonda ki iftar yemeğinde ise başka bir yanlış vardı.

Geleneksel iftar yemeği olarak tanıtılan iftar yemeğindeki konuşmalara baktığımda, öne çıkan tek şey o kuruluş ve kuruluşun sahipleriydi.

Bu arkadaşları elbette kınamıyorum, ama madem ki böylesine imkanları insanların iftar etmesi için seferber ediyorsunuz, o zaman iftar vermenin adabını da lütfen gelin uyalım.

Eskiden Ramazan aylarında yapılan yardımlar ihtiyaç sahibine ulaştırıldığında, kameralara dönerek kolilerden çıkartılan gıdalar tek tek gösterililerek, "İşte bu yardımları yapıyoruz" diyerek ihtiyaç sahipleri farkına varmadan incitiliyordu.

Çok şükür bu gün o uygulamaların tam bir cehalet örneği olduğunun farkına vardık ve vaz geçtik.

Yerel seçimlerin yaklaştığı bu günlerde tüm belediyelerin iftar verme yarışında olduğunu görmek, aslında üzüntü veren bir hadisedir.

Bu gün hangi iftar çadırına bakarsanız bakın, iftar yapan vatandaşların büyük bir kısmı o iftar yemeğine muhtaç insanlar değildir.

Ya muhtaç olanlar?

İşte burada bir örnek vermek istiyorum.

Mardin'in bir köyünden okumak için Adana'ya gelen bir genç, Sınıf Öğretmenliği ikinci sınıftayken babası telefon ederek, "Oğlum artık okulu bırak gel sana bundan böyle para gönderemeyeceğiz" der.

Çaresiz kalan soyadı lazım değil Muzafer, bir belediyeye gider ve kendisine burs verilmesini ister.

Binlerce öğrenciye burs veren belediye, adresi Mardin olduğu için bu gencimize burs veremeyeceğini söyler.

Her gün şehirden Çukurova Üniversitesine parasızlık yüzünden yaya giden Muzafer'i tanıdıktan sonra, açıklamakta bir mahsur görmüyorum ve Allah ondan razı olsun, Abdullah Doğru kardeşim bu öğrencimizin tüm masraflarını üsteleneceğini söyleyerek, Muzafer'in okulu bitirmesine vesile oldu.

Muzafer bu gün Mardin'in bir köyünde öğretmenlik yapıyor ve hayatı kurtuldu.

Peki bu iftarların yerine bir ekmeğe muhtaç olan Muzaferleri bulup onların okumaları için sıkıntılarını gidersek olmaz mı?

O kadar çok Muzafer var ki.

Sonuç olarak;

Gelin bu kentte iftar dayanışmaları yaparak, bu ayın feyzinden ve bereketinden istifade ederek en güzel dayanışmayı ortaya koyalım.

 Ama o iftar sofralarında rotamızı da belirleyerek, İslam'ın öngördüğü asıl yardımları yapalım diyorum diyorum.

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.