Birkaç Konu!

A.Kadir TUNÇER

14 Ağustos 2012 Salı 09:21

İçinde bulunduğumuz zaman dilimi, geleceğin iyi veya da kötü olacak yüküne gebe.. Öylesine yoğun bir imtihan ki; sadece bizi değil, gelecek nesilleri de ilgilendirdiği için çok önemli!

 Çevremizde gelişen olayların hızı baş döndürücü boyutu ile oldukça düşündürücü. Verilmesi gereken kararların “olması gereken” çizgiden şaşmaması da ayrıca önemli bir husus.. Her tarafı dikkat gerektiren bir rikkat ile karşı karşıyayız. İtidali koruyabilene aşk olsun!

 Son günlerde peş peşe yaşanan olaylar, solumakta olduğumuz ama ne denli faydalanabildiğimiz ise kendi muhasebemizin ince detaylarında saklı olan rahmet iklimi ve mübarek kılınan ramazan, yaklaşmakta olan bayram, yanı başımızda tufana dönüşmüş fakir/fukara ve stk’larımızın, kimi seçkin  kurum ve kuruluşlarımızın umut dolu çabaları sürerken, devletin kucağında bulduğu/bulmak zorunda bırakıldığı mülteci dalgası vs. vs.. sayısızca konu başlıkları..

 Nerede durursanız durun, hangi zaviyeden bakarsanız bakın, sorumluluktan kurtulamayacağımız bir imtihanın hummalı bir mevsimindeyiz.

 Yapılması gereken iyilik ve güzelliklerin tercihi, yöntem ve usullerini uygulama kararlılığı kişilerimize kalmış bir inisiyatif meselesidir. Yine de acizane tavsiyem; yardıma yönelik sorumluluklarımız; günümüzde her geçen gün amatör bir ruh ve bir o kadar uzmanlaşmış bir metodoloji ile çalışan birbirinden değerli sivil toplum kuruluşlarımız, yardım merkezlerimiz vasıtası ile gerçekleşirse, güç birliğimizin pekişmesi, farkında olamadıklarımızın ve/ya da ulaşamadıklarımızın hanelerine ve gönüllerine bir damla da olsa mutluluk serpmemiz ve nitelikli paylaşım adına edineceğimiz kazanımlar yerinde ve daha verimli olacaktır.

 ***

 Zor ve bir o kadar hassas ve mutlu olmamız gereken günlerin eşiğindeyiz. Güvenliğimizi düşünen güvenlik güçlerimiz inanıyorum ki her türlü gizli açık, olması muhtemel en ince hesap yüklü senaryoları, keskin öngörüleriyle masaya yatırarak gerekli önlemleri almışlardır. 14 Ağustos Ak Partinin kuruluş yıldönümü, 15 Ağustos fecaat yıldönümü hesapları başta olmak üzere, yaklaşmakta olan mübarek bayram öncesi halkın alış veriş telaşı, olması olağan kalabalıklar kimi kötü niyetlilere fırsat gibi gelecek ortamlar.. Başta terör belası olmak üzere, hırsızlık, dolandırıcılık, cepçilik vs.. vs..  her türlü kötü eyleme karşı en az güvenlik güçlerimiz kadar dikkatli olmalıyız. Hiçbir paranoya ve abartıya mahal vermeden, birbirimizi kollayarak, sadece biraz daha dikkatli olmak suretiyle, mutlulukları ve bayramları bizim huzurumuz olan güvenlik güçlerimize de yardımcı olmak suretiyle birbirimizin hayatını kolaylaştıracak şekilde yaşamaya çalışalım.

 ***

 Özellikle kalabalık ortamların adresi durumundaki süper, hiper, adı her ne nane ise, marketlerimizin girişi bana göre tam bir fecaat.. Son derece korumasız bir durumda. Her şeyin güvenlik kameralarıyla çözüleceği mi zannediliyor! Mağazalar ve marketler sadece alışverişteki hırsızlık olaylarını engelleme adına barkot maksatlı kurulan düzeneklerle donatılmış. Bazılarında girişler tamamen göstermelik. Güvenlik birimlerimiz lütfen gerekli kontrol ve temasları yapsın. Önlemler daha sıkı bir şekilde alınsın. En azından şu yoğun ve dikkat gerektiren günlerimizin içinde.. Çarşının en merkezi yerindeki süper marketlerimize  bir baksınlar yeter! Düğümlerin atılmasına fırsat vermeyelim ki; çözmek zorunda da kalmayalım!

 ***

Birkaç tavsiye nitelikli kelam da sayın valimize!

Her yöneticinin kendine özgü bir tarzı, her yiğidin bir yoğurt yeme şekli vardır.. Sayın Vali’nin kentin geleceğine yönelik duyduğu tasa, özellikle halka dönük çabaları hissedilir derecede pozitif bir intiba bırakıyor! Kendi personeline çok sert hatta tabir bana ait olmamakla birlikte söylendiği kadarıyla çok kaba boyutta olduğu dillendirilse de, vatandaşa karşı müşfik tutumu olumlu bir şekilde konuşulmakta.. Kişiler üzerinde polemik ve analiz yazıları yazmaktan haz almayan biri olarak derdim iyilikleri tavsiye etmektir. Yazdıklarımın son derece samimi tespitler ve öneriler olduğunun bilinmesini istirham ediyorum.

 Ramazan ayı boyunca yoğun bir program içinde samimi çabaları, fakir ve engelli vatandaşlarımızın evlerine konuk olmaları, iftar maratonundaki koşuşturmalar, onlarca sorumluluk gerektiren ve bizlerin sadece basına yansıdığı kadar bildiği, kendilerinin ise daha derin mevzular başta olmak üzere bizim bilmediğimizi bildiği yığınla konunun baş döndüren trafiğini yaşıyor. Eyvallah!

 Bir C.Tesi.. Ramazan günü.. Atatürk Caddesinin son yol kavşağı.. Vatandaşlardan kimsenin kimseyi tanımadığı bir dolmuşun içindeyiz. İftar vaktine yaklaşık yarım saatlik bir zaman var. Bizler de ailece iftara davetliyiz. İftarın o güzelim saatine yetişebilmenin tarifsiz heyecanı içinde.. Trafik lambaları kırmızıya döndü ve dolmuşumuz durdu. Önümüzde bir araç duruyor ve yeşil yandı. Tam hareket ediyorduk ki; saniyeler içinde ani bir firenle sarsıldık! Yeşil ışıklar yanıyordu. Bir trafik polisi acil bir şekilde önümüzü keserek arabaları durdurmuştu. Beklenmedik bir durumdu şoför ve bizim için. Az kalsın önümüzdeki arabaya çarpıyorduk.

Şaşırmış ve sebebini merak ediyorduk ki; bir iki dakika içinde yolumuzun Sayın Valinin geçişi için kesildiğini öğrendik.

 Yol geçiş önceliği elbette ki yasalar çerçevesinde belirlenmiş ve geçiş üstünlüğü değerli yöneticimize de verilmiştir. Ancak iftara yetişmesi gereken ve telaşı olan sadece sayın vali değildir! Eğer güvenlik gerekçesi ön plana çıkacaksa, bunun alternatif yöntem ve usulleri böyle seçeneklerle, vatandaşı neredeyse kızdıracak yöntemlerle yapılmamalı diye düşünüyorum! Samimi olarak dolmuşta bir vatandaşın dilinden serzeniş dolu şu sözler döküldü hemen:

“Eski valimizin gözünü seveyim! O böyle yapmaz, trafik kurallarına uyardı.” Diye..

Umarım sayın valimiz bu paylaşımımızı da hoşgörü ile karşılar ve tavsiyemize kulak verir!

 Böylesi bir temenni ve tavsiyeler manzumesinden sonra;

 Ömrünüz Ramazan,

Geleceğiniz Bayram olsun Efendim!

 Sevgi ile kalın..

akt  

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.