Gelin kendimize bir iyilik yapalım!

A.Kadir TUNÇER

18 Ağustos 2012 Cumartesi 08:56

Hayatın belirlenmiş vakte ve ötesine kadar sürüp giden/gidecek olan bir yolculuk..

Her insanın içinde var olan bir gerçek!

 Sınavın kucağında yetişip büyüyen, serpilip gelişen, tercihlere göre boyut kazanan bir maraton.. Sevgi dolu temennilerin havalarda uçuştuğu bir şölen zamanını içinde barındıran güzellik.. Sabır ve meşakkat, çile ve ayrılık, vuslat ve bekleyişin birbirlerini yarışa soktukları bir süreç..

 Fırsatı ganimete dönüştürebilenlere aşk olsun!

 Ne kadarını kapabildik, ya da kaptırdık, kaygının ne denli olması gereken dozundan aşılandık acaba.. Aslında ihtiyacımızın ne kadar olduğunu kendimize sorgulamamız yerinde bir karar olur.. Kendi iyiliğimiz için! Hep ertelenen, ertelemekten usanmadığımız vakitleri bu kez ertelemesek.. Yolculuk süresi içinde ertelediklerimizin ileride ne kadar kıymete bineceğini bir idrak edebilsek.. İdrakin bile çıldıracağı bir varışta, zamanın bile kendini aştığı bir zamandaki muhtaçlığımız..

 Gelin kendimize bir iyilik yapalım!

 Kurusıkı edindiğimiz, hayata dair alışılagelen alışkanlıklarımızı, neresinden bakarsak bakalım, zevahiri kurtarmak adına kamuflaj ederek paketlediğimiz “benlik” ve “riya” kokan tiksindirici tavır, tutum ve eylemlerimizi, rüzgara karşı tükürerek yaptığımızı sandığımız ve adına iyilik denen reklam ambalajlı eylemlerimizi, “kardeş” olmayı becerememe hafifliğini, kündeye getiren gıybet ve hasetliğimizi, komşusundan bile habersiz olmayı normal gören ilgisizliği, paylaşımsızlığı, duyarsızlığın ve farkındasızlığın olağan sonucu olarak acınası bir umarsızlığı elimizin, fikrimizin ve dahası gönlümüzün tersiyle gerinin en gerisine itelim..

 İçinde bulunduğumuz böylesi bir “rahmet iklimi”, mutluluğa kapı aralayan bir vesilemiz olmalı..

 Gelin kendimize bir iyilik yapalım!

 Olası bütün kötülükleri uzağın en uzağına, var gücümüzle fırlatalım. Hırs ve beklentilerimizin, mesai mefhumu ve enerjimizi harcayacağımız alanların adresini değiştirelim!

 “Kardeş” olmadan iman etmiş olamayız” realitesini aklımızın en zirve noktasına taşımalıyız. Yüreğimizin en nadide yerinde olmayan bu değerin değersizleştirilmesi yüzünden; ne paylaşım, ne sevgi, ne anlayış, ne empati, ne birlik ve bütünlük ne de asude bir geleceğimiz olamaz!

 Esenlik dolu sonsuz bir bahar ikliminde yaşamayı redetmek akıl kârı mıdır sizce?

 Aklımızın sağ tarafını, bedenimizin sol yanını sürekli inciten darbelerden, yüreğimizi bir acılar deryasına dönüştüren olumsuzluklardan kurtulmanın en güzel ve “vakti gelen kararlılık” zamanı..

 İçinde “keşke”lerimizin çok olmadığı bir heybe ile sürecek bir yolculuk daha makbul ve makul değil midir?

 Geride bıraktığımız Ramazan ayında; açlık ve susuzluk ile terbiye maksatlı asıl hedef bedenimiz değildi ki.. Aç olan fikrimiz, susuz olan ruhumuz, iyilik ve güzellikleri en güzel rayihalarıyla donatacak güllerin yetişmesi gereken bereketli mümbit bir tarla hükmündeki yüreğimiz..  Kirden ve pastan kokuşmuş, kabuk tutmuş yüreklerimizin bu zilletten kurtulması, çirkin zan, söylem ve eylemlerin son bulması, muhtaç olduğumuz ilaçlarımızı doktorumuzun direktifleri doğrultusunda kullanmanın zamanı şimdi değil de ne zamandır? Son Kullanım tarihini biz belirlemiyoruz ki.. Hangi vakte hükmedebiliyoruz ki onu erteleme gibi bir lükse kaçıyoruz!

 Gelin kendimize bir iyilik yapalım!

 Kimine göre kurtuluşa yol alan bir kervan, kimileri için de festivaller manzumesi bir ay olan Ramazan geride kaldı! İçinde barındırdığı değerleri geride bırakmamayı dileyen bir ramazan!

 Gelin Ramazanı geride bırakmayın ki ömrünüze sonsuz bir esenliğin gebe olduğu ömrü katsın! Bu fırsatı kendimize verelim. Hem de iş işten geçmeden..

 Bedeniniz kadar; aklınız, fikriniz, ruhunuz ve geleceğiniz bayram etsin!

 Bayram tadında bir gelecek temennisiyle;

 Ömrünüz Ramazan geleceğiniz Bayram,

Bayramınız kutlu olsun..

 

Sevgi ile kalın

akt

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.