Tam 40 yıldır lanet olası terör belasıyla uğraşıyoruz, ama bir türlü köküne kezzap suyu dökülemedi gitti.
Peki neden?
Her şeyden önce terör örgütünün asil Kürt kardeşlerimizle, yani Kürtlük olgusuyla yakından uzaktan bir ilgisinin ve alakasının bulunmadığını artık herkes biliyor.
Bu örgütün talebi;
Kürtlerin gerek demokratik hak ve talepleri açısından, gerekse ekonomik ve sosyal yaşamları açısından daha iyi bir konuma gelmesi değil.
Örgütün tek işi;
Kürt ismini istismar ederek, bölgede hala rüyası bitmeyen batı aleminin uşaklığını yaparak, onların taşeronluğunu yapaktır.
Dünyanın hesaplarının olduğu bu bölgedeki emellerini bilinmeden, bu sorun kesinlikle çözülmez.
AK Parti iktidarı bunu çok iyi biliyor ve mücadelesini bu gün bu pencereden bakarak sürdürüyor.
Batı bu coğrafyada hep fesat çıkartmak için çalışmıştır.
Bu fesatla ilgili bir örnek vermek istiyorum;
1870'li yıllarda Kahirede bulunan yaklaşık 900 kişilik İngiliz askerinin komutanı olan General ile, Kahire'nin ileri gelenlerinden biri sohet ediyor.
Kahireli vatandaş generale;
"Bu millet yürüse, sizi ezip geçer" diyor.
İngiliz General ise bakın soysuzluğunun gereğini nasıl izah ediyor;
"Doğru söylüyorsun, yürüseniz bizi denize dökersiniz ama, biz öyle bir fesat çıkartırız ki, bu fesadı bin yıl uğraşsanız çıkartamazsınız" diyor.
Bu gün bölgede fiilen ne İngilizler, ne Fransızlar ve ne ABD veya herhangi bir batı ülkesi bulunmaktadır.
Ancak, özellikle İngilizlerin fitnesi ve bu fesadı bu gün bölgede körükleyen ABD ve İsrail'in görünmeyen varlığını bilmeyende yok.
Çünkü ABD'ye ve Batı alemine göre, Ortadoğuda dalgalandırılan Arap baharının son durağının Türkiye olduğu tezini de artık herkes biliyor.
Dünya sisteminin müdahali olan ABD ve onun işbirlikçisi batı alemi, içinde bulunduğumuz coğrafyanın yeniden şekillenderilmesi ve dolayısıyla kolay lokma haline gelmesi için var güçlerini kullandıklarını zaten gizlemiyorlar.
Emekli Askeri Hakim Faik Tarımcıoğlu, PKK terör örgütüyle ilgilibakın neler söylüyor:
"PKK bu gün yedi kocalı hürmüz konumundadır. Bu örgütü kim kullanmak isterse, onların taşeronluğunu yapıyorlar. Yoksa bu örgüt 40 yıldan bu yana ayakta kalamazdı"
Bu gün bu örgütün içerisinde dış bağlantıları olan ajanların varlığıda bilinen bir gerçektir.
Dünya sistemini elinde bulunduranların, 1700'lü yılların sonunda başlayan bu bölgedeki hesapları, bu gün tüm hızıyla sürmektedir.
Gün geldi Fransızlar Ermeni çetelerini kullandılar,
Gün geldi kardeşçe yaşayan Alevi-Sünni çatışmaları tezgahlandı,
Gün geldi Laik anti laik oyunları oynandı,
Ama her türlü kirli oyun, bu milletin sağduyusuyla bertaraf edildi.
İşte son olarak önümüzde duran ve Dünya sistemine yön verenlerin dümeninde olan PKK konusunda da milletimiz tam anlamıyla birlik ruhunu ortaya koyup, kıvılcımların alevlenmesine fırsat vermeyerek birlik ve bütünlüğünü en güzel şekilde ortaya koyuyor.
Onlar bu kıvılcımlarla Arap baharında olduğu gibi, bir iç kabusun yaşanacağını sanıyorlardı ama onlar ancak bunu hayal ederler.
Sonuç olarak;
Türkiye'de siyasi alanda, ekonomik alanda ve sosyal hayatın idamesi açısından büyük bir istirrar ortamı hayat bulmuştur.
İşte bu dünya sistemine yön verenleri rahatsız ediyor.
Bu rahatsızlık onları çıldırtsada, bu milletin geleceği için, bu istikrarın ihya olması hepimizin, o birlik ve bütünlük ruhunun daha da güçlü tezahur etmesine katkı koymak bizim öncelikli görevimizdir diyorum.