Tam da 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda, CHP Milletvekili İlhan Cihaner öylesine bir laf etti ki, insanın kanını donduracak cinsten.
İlhan Cihaner Komşu ilimiz Hatay ilindeki vatandaşlara seslenerek;
"Suriye'den kaçarak gelen Suriye'lilere evinizi kiraya vermeyin. Kiraya verenlere de selam vermeyin" diyor.
Bu nasıl bir anlayış?
Bu nasıl bir insanlık?
Oysa bu gün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere CHP milletvekillerinin büyük bir çocğunluğunun ülkemize kabul edilen Suriye'li mülteciler için iktidarın doğrusunu yaptığını söylediklerine inanıyoruz.
Aslında bu beyefendiye sormak lazım;
AK Parti hükümeti Masum Suriyeli sivil Müslümanları kabul etmeyerek, sınırları kapatıp yüz binlerce insanın Beşar Esed'in katliamlarına uğramasını seyir mi etseydi?
İşte Recep Tayyip Erdoğan'la,
CHP Milletvekili İlhan Cihaner arasında ki fark bu.
Biri Allah'ın emirlerini, uluslararası İnsan Hak ve özgürlüklerini ölçü alarak, masum sivillerin ölmemesi için kucak açıyor,
Diğeri ise kucak açılması yerine çoluk çocuğun ölüme terk edilmesini istiyor.
Bu sözleri sarf eden beyefendi, hiç mi Allah'tan kormuyor ve kuldan utanmıyor?
Unutulmamalıdır ki Kurtuluş Savaşı sırasında İslam ülkeleri milletimiz için seferber oldular.
Neden?
O nedeni bu beyefendi bilseydi, bugün böylesine ipe sapa gelmez sözler söylemezdi.
Daha yakın bir zamanda beğenmediğiniz ve linç edilerek öldürülen Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi şöyle bir hafızanızı yoklarsanız, 1974 Kıbrıs Çıkartmasında hiç bir ülke yakıt bize yakıt vermezken, ambargo uygularken, Kaddafi yakıt musluklarını sonuna kadar açarak her türlü destek verdi.
Böylesine bir dayanışma karşısında;
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan sınırları açmayıp, masum sivillerin ölmesine göz yumsaydı, bu gün ne bu millet yüzüne bakardı ve ne de dünyanın gözünde bir kıymeti kalırdı.
Bizim inancımızda, bizim geleneklerimizde ve bizim kültürümüzde zorda kalan insanı kaderiyle başbaşa bırakmak gibi bir adeti olmamıştır.
Aksine;
İnancı ve ırkı ne olursa olsun, İster İslam olsun ister olmasın, zor günlerinde milletimizden yardım istemişse, onlara mutlaka yardım etmişiz ve yardım etmek için milletçe seferber olmuşuzdur.
İşte tarihte soykırıma uğrayan Yahudi milletine Osmanlı'nın açtığı kucak,
İşte Somali'de açlıkla ve sefaletle başbaşa kalan ve dünyanın bir ayıbı olan Somalilere milletçe başlattığımız yardım kampanyası,
Ve işte son örnek olan Myanmer deki Müslümanlar için Başbakan'ın rehberliğinde başlattığımız yardımlar.
Bırakın Müslüman olmayı, bir insan olarak siz bu zulümlere kayıtsız kalabilir misiniz?
Sonuç olarak bir milletvekilinin ifade ettiği bu sözler, "İnsanım diyen hiç kimseye yakışmaz" diyorum.
Tam da 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda, CHP Milletvekili İlhan Cihaner öylesine bir laf etti ki, insanın kanını donduracak cinsten.
İlhan Cihaner Komşu ilimiz Hatay ilindeki vatandaşlara seslenerek;
"Suriye'den kaçarak gelen Suriye'lilere evinizi kiraya vermeyin. Kiraya verenlere de selam vermeyin" diyor.
Bu nasıl bir anlayış?
Bu nasıl bir insanlık?
Oysa bu gün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere CHP milletvekillerinin büyük bir çocğunluğunun ülkemize kabul edilen Suriye'li mülteciler için iktidarın doğrusunu yaptığını söylediklerine inanıyoruz.
Aslında bu beyefendiye sormak lazım;
AK Parti hükümeti Masum Suriyeli sivil Müslümanları kabul etmeyerek, sınırları kapatıp yüz binlerce insanın Beşar Esed'in katliamlarına uğramasını seyir mi etseydi?
İşte Recep Tayyip Erdoğan'la,
CHP Milletvekili İlhan Cihaner arasında ki fark bu.
Biri Allah'ın emirlerini, uluslararası İnsan Hak ve özgürlüklerini ölçü alarak, masum sivillerin ölmemesi için kucak açıyor,
Diğeri ise kucak açılması yerine çoluk çocuğun ölüme terk edilmesini istiyor.
Bu sözleri sarf eden beyefendi, hiç mi Allah'tan kormuyor ve kuldan utanmıyor?
Unutulmamalıdır ki Kurtuluş Savaşı sırasında İslam ülkeleri milletimiz için seferber oldular.
Neden?
O nedeni bu beyefendi bilseydi, bugün böylesine ipe sapa gelmez sözler söylemezdi.
Daha yakın bir zamanda beğenmediğiniz ve linç edilerek öldürülen Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi şöyle bir hafızanızı yoklarsanız, 1974 Kıbrıs Çıkartmasında hiç bir ülke yakıt bize yakıt vermezken, ambargo uygularken, Kaddafi yakıt musluklarını sonuna kadar açarak her türlü destek verdi.
Böylesine bir dayanışma karşısında;
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan sınırları açmayıp, masum sivillerin ölmesine göz yumsaydı, bu gün ne bu millet yüzüne bakardı ve ne de dünyanın gözünde bir kıymeti kalırdı.
Bizim inancımızda, bizim geleneklerimizde ve bizim kültürümüzde zorda kalan insanı kaderiyle başbaşa bırakmak gibi bir adeti olmamıştır.
Aksine;
İnancı ve ırkı ne olursa olsun, İster İslam olsun ister olmasın, zor günlerinde milletimizden yardım istemişse, onlara mutlaka yardım etmişiz ve yardım etmek için milletçe seferber olmuşuzdur.
İşte tarihte soykırıma uğrayan Yahudi milletine Osmanlı'nın açtığı kucak,
İşte Somali'de açlıkla ve sefaletle başbaşa kalan ve dünyanın bir ayıbı olan Somalilere milletçe başlattığımız yardım kampanyası,
Ve işte son örnek olan Myanmer deki Müslümanlar için Başbakan'ın rehberliğinde başlattığımız yardımlar.
Bırakın Müslüman olmayı, bir insan olarak siz bu zulümlere kayıtsız kalabilir misiniz?
Sonuç olarak bir milletvekilinin ifade ettiği bu sözler, "İnsanım diyen hiç kimseye yakışmaz" diyorum.