Bu gün Suriye'de her an akan kan için hiç bir Allah'ın kulu, "Bana dokunmayan bin yaşasın" diyemez ve bu manzara karşısında sessiz kalamaz.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tüm eleştirilere rağmen doğru olanı yaparak, Suriyeli vatandaşlara Türk Milleti'nin necipliğini gösterip, onlara şefkat elimizin merhametini gösterdi.
Dünyaya yön vermeye çalışan 5 süper güce karşılık, artık Ortadoğu ülkelerinin de gücünü göstermesinin büyük bir zaruret olduğunu çoktan gören AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bölgede mutlaka bir dayanışmanın olması gerektiğine sürekli vurgu yapıp durdu.
Bu noktada Üstad Sezai Karakoç'un bölgesel güçle ilgili bir görüşünü aktarmadan geçemeyeceğim.
Sezai Karakoç;
"Bu gün dünyada 5 büyük devlet var ve bu devletler dünyanın kaderiyle sürekli oynayıp durmaktadırlar. Bu ülkelerin nüfuslarına baktığımız zaman, 250 milyon ile 1.5 milyar arasında değişmektedir. Dolayısıyla 250 Milyon dayanışması olmayan güç güç değildir. Bizim medeniyetimizde 250 milyonluk nüfusluk bir dayanışma potansiyeli var. 80 Milyonluk İran, Mısır ve Türkiye'nin nüfus toplamı 250 Milyondur. Dolayısıyla 250 milyon dayanışması olan nüfus, dünyanın oyuncağı değil, dünyaya yön veren bölgesel güç olur" deyip İslam medeniyetinin dirilişi olacağını söylüyor
Bu bağlamda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bölgesel politika izlemesi, 21. Yüzyılda sömürülen ezilen değil, bizim de söyleyecek sözlerimizin olduğu toplumsal dayanışmanın gerçekleştirilmesi için, siyaset dengesini ince eleyip sık dokuduğunun hepimiz farkındayız.
Düne kadar bu bölgede İslam ülkelerinin onuru adına atılacak tek adımı Recep Tayyip Erdoğan atıyordu.
Ya şimdi?
Artık ikinci bir güç daha ortaya çıktı.
Cemal Abdülnasır'ın 23 Haziran 1952 yılında yönetime el koyduğu tarihten bu yana, Kur'an-ın gölgesinde bir hayat sürmeye çalışan Müslüman kardeşleri inim inim inletip eziyet eden, zalim yönetim artık Mısır'da son buldu ve Müslüman kardeşlerin adayı Muhammed Mursi Cumhurbaşkanı oldu.
Mısırlı bu bilgenin konuşmasına baktığımız zaman, konuşma üslubundaki bu dikkatten, diplomosideki bu kıvraklığı, öfke yerine dudaklarından akıllık akan cümleler, tam anlamıyla bilgeliğini simgeliyordu.
Bu tür konuşmalar, bu tür davranışlar olaylara hikmetle bakma karakretirini gösteriyor.
Son iki davranışındaki casaret, tutarlılık ve güven veren Mursi, Mısırın geleceğin dünyasında kendisiyle birlikte yıldızlaştıracak bir çıkışı tüm dünyaya gösterdi
İşte Muhammed Mursi'nin bölgesel güç ve bölgesel barış anlamında iki tarihi çıkışı.
Suriye Zulmune karşı Beşad Esad'a destek veren İran'lı yöneticilerin gözünün içine baka baka, Mursi adeta İman ehlinin nasıl olması yönünde bir ders verdi.
Bağlantısızlar Hareketi'nin 16. Zirve toplantısı geçtiğimiz günlerde bilindiği gibi İran'ın Başkenti Tahranda yapıldı.
Bakın İranlı mollaların ve dünyanın gözünün içine baka baka neler söyledi Muhammed Mursi;
‘’Zalim Suriye rejiminin karşısında Suriye halkının yanında olmak insanlığımızın ve imanımızın gereğidir, Suriye demokratik bir sisteme geçmelidir, ülke iç savaş ve bölünme tehlikesiyle karşı karşıyadır, bunu önlemek için Suriye muhalefetinin birlik olması gerekir. Suriye’de kanın akması bütün dünyanın sorumluluğudur. Akan kan karşısında sessiz kalmak Suriye halkına dost olanlara yakışmaz. Somut adımlar atılmadıkça akan kanın durmayacağını idrak etmeliyiz”
Muhammed Mursi Tahran'da yaptığı bu konuşmasında, Recep Tayyip Erdoğan'ın söylemlerinin dışında bir şey söylemiyor ve akan masum kanın durması için birlikte hareket etmenin önemine işaret ediyordu.
Mısır Cumhurbaşkanı önceki gün bir açıklama daha yaparak, Suriye'de akan kanın durması için, Türkiye, Mısır, İran ve Suudi Arabistan'ın, Suriye konusunda birlikte hareket etmelerinin, bölgenin onuru ile insan hak ve hürriyetleri için, kaçınılmaz bir sorumluluk olduğunun altını çizdi.
İsrail'in hiç işine gelmeyen Recep Tayyip Erdoğan'ın çıkışları yanında, Mısır'ın bu çıkışı artık bölgenin kaderinin birilerinin değil, bölge insanının elinde olduğunun hareketinin başlamış olduğunu resmen gösterdi.