Bu, ne Allah'ın ve ne de kulun hoşuna gider!

Osman PALAMUT

17 Eylül 2012 Pazartesi 09:41

Konuşsan olmuyor,

Konuşmasan hiç olmuyor.

Peki ne yapacağız?

Gel ki bildiklerin karşısında sus susabilirsen

Bir ilçe belediyesinde önemli bir görevi icra eden bir arkadaşım arayarak, bir takım bilgiler verdi.

Vay duymaz ve öğrenmez olaydım.

Verilen bilgiler karşısında şahsen utandım.

Belediyenin kaptanları;

Eşlerimi, dostlarımı, akrabalarımı velhasıl kim olursa olsun, beyler bu yakınlarını yurt içine ve yurt dışına 'seminer' adı altında, belediye görevlisiymiş gibi seyahate gönderiyorlarmış.

Vay vay vay vay,

Vay ki hem de nasıl bir vay.

Peki, hangi hakla?

Ve kimin parasıyla?

Anladım, kuldan utanmıyorsunuz arkadaşlar, peki Allah'tan da mı korkmuyorsunuz?

Nasıl İman sahibisiniz?

Her çağın şaşmaz ve yanılmaz rehberi olan Kur'an, size neyi öğretiyor?

Dünyanın varlığı kadar kesin olan bir başka gerçek varsa, o da faniliğidir.

Ve sormak istiyorum; hiç mi bu fanilik aklınıza gelmiyor?

Ancak bunu herkes bilir, fakat pek az kimse hatırlar.

Gariptir, bizi bu dünya hayatından ayıracak olan ölüm bize yaklaştıkça, biz ondan daha da uzaklaşmaya çalışıyoruz.

Ne oldu size, ne oldu bize, yolunuzu mu şaşırdınız?

Oysa Kur'an'ın ışığında ve gölgesinde bir tek doğru var ve bize onu emrediyor.

O bize dost yüzünü göstermek istiyor, biz onu düşman belliyoruz,

Onunla barışacak olsak, vallahi de billahide dünya hayatımızın tadıda tuzuda yerine  gelecek ve o fanilik endişesi de keyfimizi kaçıramayacak.

Fakat, barışmak yerine kaçmayı tercih ettikçe, dünya da gittikçe yaşanmaz hal alıyor ki, işin içinden çıkana aşk olsun.

Hokkobazlar, merhametsizler ve zalimler olduğu müddetçe, kul hakkının tecavüzü yaşandığı bu dünya, elbette yaşamaz olur.

Öyle ki, herkes bu dünyanın bir parçasını barkaç günlüğüne kendi avucuna alabilmek için; bir biriyle yarışıyor, çekişiyor ve hatta öldürebiliyor.

Ne uğruna?

Sadece ve sadece o pis nefislerinin saltanatı uğruna.

Eğer ebedi bir alemde, bir dünya kazanmak için bizden bu dünya hayatının tamamı istenmiş olsaydı, yine pek ucuz düşerdi.

Ancak bizden istenen şey; sadece sağlam bir imandan ibarettir ki, bu dünya hayatında da her şeyi yerli yerine oturtacak tek formül odur.

Çünkü o iman;

Haksızlığı, hukuksuzluğu, zalimliği, merhametsizliği kısaca kul hakkını yemeyi reddeder.

Unutulmamalıdır ki dünyadaki mevkisi, rütbesi, görevi, ünvanı ve serveti ne olursa olsun, herkesi mutlak şekilde eşitleyen tek bir dava varsa, İlahi huzura İmanlı bir şekilde gitme davasıdır.

Bu dava her her türlü adaletsizliği reddeder.

Doğrusu arkadaşımın verdiği bu bilgiler karşısında, bu beylerin yaptıklarını akılla izah edemiyorum.

Ayakları hala yere basmayan bu beyler, fakir fukaranın hakkının böylesine çarçur edilmesine sebep oldukları için, hiçmi İlahi mizanda ki hesaplaşmayı düşünmüyorlar?

Bu manzara karşısında ve bu rezalet karşısında söyleyecek tek bir sözüm var;

Y A Z I K L A R olsun.

Unutmayın ki, hangi kılıfı bulursanız bulun, bu ne Allah'ın ve ne de kulun hoşuna gitmez.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.