Yıkım olayının perde arkası

Osman PALAMUT

22 Eylül 2012 Cumartesi 12:56

Şu gazetecilik mesleği,  öyle sanıldığı kadar kolay bir iş değil.

Hak ile haksızlık arasında tahlil yapmak görevimiz olduğundan; mağdurun, mağdur olmaması için çırpınıp durduğumuz, zalimin karşısında hakkını alamayan gariban vatandaşımıza yardımcı olma derdinde olduğumuz için, bu meslek hiçte kolay değil.

Yalnız bizim meslekte değil bu zoruluk, ama özellikle bu meslekte içi ve dışı bir olan gazetecilerin ender bulunduğu bir ortamda, gazetecilik yapmak gerçekten zordur.

Bu mesleğin çıkmasında ki temel nokta ise para kazanmak değil, halkın mağdur olmaması için halk adına kamuoyu oluşturma sevdası esas alınmıştır.

Zenginliği para da değil, tevekkülde bulan bir şahsiyet olarak, yalan yanlış bir şeyler karalamaktan özellikle Allah'a sığınırım.

İlk öğretmenim olan Anam, temelime doğruluk şırınga ettiği için, yalan da söyleyemem.

Dolayısıyla bu çerçevede, geçtiğimiz Cuma günü Ceyhan Belediye Başkanı Sayın Hüseyin Sözlü'nün babası Ali Sözlü ile ilgili bana yansıyan bilgiler ışığında, her zaman olduğu gibi Hakk'ı ölçü alarak yaptığım değerlendirme doğruydu.

Ancak, yıkım olayının perde arkası ne yazık ki bana anlatıldığı gibi olmayıp, tamamen değişik olduğunun üzüntüsünü yaşamaktayım.

Olaydan bir gün sonra MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır bey, yıkımla ilgili faturayı Adana Valisi Sayın Hüseyin Avni Coş beye çıkarmış ve bu doğrultuda bizler de değerlendirmelerimizi yapmıştık.

Eminim bana gelen bilgiler aynen Mehmet Şandır beye de iletilmişti.

Doğruya doğru, eğriye eğri deme huyundan vazgeçmeyen biri olarak, yıkım olayının bu günün meselesi olmadığını açıklama erdemliliğini de göstermek zorundayım.

Çünkü; ilkeli, seviyeli ve dürüst gazeteci olmanın gereği de mantığıda haysiyeti de budur.

Eğilmeden ve bükülmeden, ama adam gibi olayın iç yüzünü anlatmak ise bu mesleğin olmazsa olmaz adabıdır.

İsmi önemli değil, çok ama çok yakın arkadaşım, kardeşim ve aile dostum arayarak, bakın yıkım olayının perde arkasıyla ilgili neler söyledi:

"Osman abi, bu günkü yazını okudum. Sana gelen şekliyle sen haklı olarak haksızlığa karşı çıkıyorsun. Ancak yıkımı yapılan Ceyhan Belediye Başkanı Sayın Hüseyin Sözlü'nün babasına ait olan bu yerle ilgili yakım kararı yeni değil. İl Özel İdaresi eski Genel Sekreteri Remzi Oğuz Yılmaz ve Sayın İlhan Atış Valimiz döneminde alınan bir karardır. O zamanlar İl genel meclisinde yapılan oylamada MHP'li meclis üyeleri de bu yerin yıkımı için oy kullandı. Ve senin anlayacağın bu karar  tam 23 ay önce alınarak tebliğ ediliyor. Devltten kiralanan bu arsa sabit tesis yapılmaması kaydı ile kiraya verilmiş, ancak sabit tesis yapılmış. Ve buranın elektriği ise hayvancılık yapılıyor diye değil, tarımsal sulama yapılıyor diye alınarak abone olunmuş. Dolayısıyla olay senin anlattığın gibi değil"

Haydi gel sen bu pirincin taşını ayıkla ayıklayabilirsen.

Tabi beni asıl rahatsız eden yok olan hayvancılığımız karşısında, bu işe baş koyanların rahatsız edilmeleriydi ve kaldı ki bu konu tartışmasız desteklenmesi gereken bir konu olduğu için devletimiz üreticileri teşvik ediyor.

Ancak dikkat edilecek olursa yıkımın kararı tam 23 ay önce alınıyor, ama şimdi alınmış ve şu anda ki devletin bürokratları yıkıyormuş gibi bizlere yansıtıldı.

Üstüne üstlük söz konusu yerin yıkılması için MHP'li üyeler de karar verip imza atmışlar.

Oysa olayın iç yüzü samimi bir şekilde anlatılabilir ve bizler de samimi olarak anlatılan doğru bilgiler ışığında görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşırdık.

Yazımın girişinde, zalimin karşısında hakkını arayan garibanın yanında yer aldığımızı söyledim.

Bu kentte 10 yıldan bu yana zalim bir şahsiyetin verdiği ızdırapla inim inim inleyen  hanımefendi emekli bir öğretmen'in imdadına, Sayın Hüseyin Avni Coş bey yetişerek verdiği bir talimatla, 10 yıllık çileyi mutluluğa çevirdiğini bizzat bire bir  müşahade eden bir gazeteci olarak,  böylesine bir eleştirinin yapılmasının yanlışlığını da itiraf etmek zorundayım.

Çünkü;

Bizim kültürümüzde, bizim inancımızda, daha iyiyi ve daha güzeli bulmak için, Peygamber Efendimizle başlayan, istişare ve eleştirme mekanizması vardır.

Bu ruha sahip bir insan olarak kim olursa olsun, bir şahsiyeti  karalamak gibi bir düşüncenin ne denli sığ ve cehalet içerdiğinin şuurunda olduğumu da ifade etmek isterim.

Sonuç olarak bu mesleği; halkın huzuru, güvenliği, çıkarı için, gazetecilik meslek ilkeleri doğrultusunda ve evrensel ahlak kuralları içerisinde halk adına, karınca kararınca yaptığımı ifade etmek istiyorum.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.