Okul öncesi medreselerde diz çöküp büyük bir sukut içerisinde dinlediğimiz hocalarımız, bizlere insan olmanın gereği, yaptığımız ibadetlerin meyvesinin dua olduğunu deyim yerindeyse başımıza vura vura öğretirlerdi
Ama o zamanda söylenen o muhteşem sözlerin hikmetini algılamada zorluk çekiyorduk.
Oysa Allah'ın Elçisi Peygamber efendimiz ay ve güneş tutulması, veya fırtına kopması gibi hadiseler karşısında, hemen duaya durduğunu nakleden Fethullah Gülen Hocaefendi, meydana gelen belaların, musibetlerin, kanıksanmaması, büyük bir hadise olarak algılanması ve meydana gelen musibetler karşısında Müslüman'a yakışır bir samimiyetle, 'Allah'ım bu belayı def u ref'eyle' diyerek dua etmeli" diyor.
Bu nasihata katılmamak mümkün mü?
Bu nasihata katılmamak elbette mümkün değil,
Ne yazık ki adeta dua'yı unuttuğumuz bu çağda, neden bu hassasiyetleri görmezlikten geliyoruz?
Oysa dua;
Müslümanların en büyük silahı,
Allah'a yakın olmanın tek yolu,
Ve sıkıntılardan, çilelerden, belalardan kısacası her türlü musibetlerden çıkış yoludur.
Fethullah Gülen Hocaefendi'nin en son sohbetinde ülkemizin ve milletimizin maruz kaldığı belaları, peşi peşine gelen musibetleri ve bizleri ızdıraptan ızdıraba sürükleyen Şehit haberleri karşısında, Cenab-ı Hakk'a yönelme istikametinde değerlendirme yapmamız gerektiğinin altını çiziyor.
Bu gün İslam aleminin nüfusunun bir buçuk milyara yakın olduğuna dikkat çeken Hocaefendi, İlk Müslümanların sayısının yüz bin olduğu dönemde kendilerini dünyaya dinlettiklerini, ancak günümüzde onların onda biri kadar dünyaya kendimizi dinletemediğimizin acı tablosunu gözler önüne sererek, bakın hangi tavsiyelerde bulunuyor:
"Müslümanlık var olduğu günden bu yana, dünyada bizim dönemimizde yaşadığı kadar derbeder olmamıştır. İşte himmeti ali olan insanlar, her zaman Allah'a müteveccih olan insanlar, İslamiyet'i seven insanlar, Onun bir şey ifade etmesini arzu eden insanlar, milletlerinin ayaklar altında ezilmekten kurtulup başları taç olmaları, insanlık için sertac-ı iptihac olmaları için, yağmur duasına çıkıyor gibi çıkıp ellerinizin iç yüzünü ayalarını aşağı doğru çevirip tevcih edin, Cenab-ı Hakk'ın bu belaları üzerimizden def u ref etmesi için, O'na teveccühte bulunun, ağlayın, sızlayın. Duası makbul birinin duası o mevzuda müessir olabilir" İşte Fethullah Hoca Efendi'nin tavsiyesi.
Tarih boyunca musibetlerden kurtulmak için, Peygamberlerden ve salih kullardan örnekler veren Fethullah Gülen Hocaefendi'nin, bu nasihatlerine katılmamak belki de en büyük gaflet olsa gerek.
Milletimizin huzur ve güvenliği, ülkemizin savunması uğruna çağın gerektirdiği her türlü teknolojik araçlarla iç ve dış tehlikeleri defetmek için ne gerekiyorsa onu elbette yapacağız, ama var oluşumuzun hikmeti olan, yer ve göklerin dua üzerine olduğuna inandığımız, Allah'ın emri ve Peygamberimizin mirası olan dua silahına, her zamankinden çok daha ihtiyacımız var bu günlerde.
İslam aleminin önemli önderlerinden olan Fethullah Gülen Hoca Efendi Asr-ı Saadet'te yapılanların onda birini dahi 1.5 milyar nüfusa sahip olan İslam aleminin yapamadığına dikkat çekiyor.
Öyle doğru bir teşhis ki, bırakın 1.5 Milyar İslam aleminin şu ortadoğu üklerende hayatiyetini devam ettirmekte olan ülkelerden fazla değil 500 bini siyasi ve ekonomik alanda iş birliği yapsa, bu gün bu ülkelerde zuhur eden musibetlerden zerre kalmazdı.
Ama Allah'ın lanetine uğrayan siyonistler ne yazık ki oyun oynar gibi İslam alemiyle oynuyor.
Ne denir bu tablo karşısında;
Söylenecek tek söz, YAZIKLAR OLSUN