Ortanın kıyısından..

A.Kadir TUNÇER

05 Ekim 2012 Cuma 10:20

Ortadoğu’ya ilişkin bakış açılarının odağındaki ortak paydaya verebileceğimiz en uygun tanımlamaya kaos ( kargaşa ) kavramı uygun düşer..

 Yüzyıllardır bu coğrafya üzerindeki çirkin emeller; ardı ardına uygulamaya konuldu, çirkin senaryolar sahnelendi. Hem de acımasızca..

 Tarihin en kanlı ve çirkeflik kokan sayfalarının yoğun olduğu zeminlerin toplanma merkezi..

 Kimlerin hesapları olmadı ki bu topraklar üzerinde.. Ansiklopedilere bile sığmayan, sayısız yazar ve düşünüre konu olan, kütüphanelerin raflarını dolduran, yaz yaz bitmez bir kaynak..

 Düşlerden ve düşüncelerden asla çıkmayan bir yeryüzü pastası.. Kapmak için muhtelif kapanların kurulduğu devasa bir av alanı..

 Avcılarının ağızlarından salyalarını akıttıkları, açlıklarını gidermek adına etrafında sırnaştıkları mükellef bir sofra..

 Emperyal güçlerin, en gizlisinden silahlarını uygulamaya koydukları, acımasızca reel denemelerini yapabildikleri bir garip poligon alanı..

 Altında; altın ve elmastan bile daha değerli cevherleri barındıran bir şahikalar topluluğu..

 Halkı Müslüman olan toplulukların en nadide havzası..

 Cazibesini asla yitirmeyen, mütecavizlerin tecavüzünden bıkıp usanmış bir güzellik..

 Dünyanın geleceğini içinde barındırması açısından; dünyalıların hem cenneti, hem de cehennemi olmaya aday bir zemin..

 Bu havzanın içinde barındırdığı asıl fitne; asla göz ardı edilmemesi gereken sebebinin Siyonist anlayış ve planlamalarının olduğu gerçeğidir.

 Avcı; her zaman için bu anlayışın sahipleri ve/ya hizmetkârları, av ise, Müslümanlardır!

Tarihin akışı içinde yaşanmış olan ve hali hazırda yaşananlar bunun en somut delilleridir!

 Yıllar yılıdır; “savaş ve silah ekonomisi” üzerinden yapılan planlamalar, bu amaç doğrultusunda alınan kararlar, bu kararlar çerçevesinde kurgulanmış senaryoları uygulayan ve uygulatan mahfillerin acımasız ve sinsi entrikaları, bizleri başta olmak üzere, dünya coğrafyası ve özellikle Ortadoğu merkezli ülke insanlarını canından bezdirmiş durumda. Bu durum bütün şirretiyle devam ediyor. Lütfen dünya silah alım-satım tablosuna bakınız!..

 Uluslararası meşruiyet kavramının bile sulandırıldığı, zalim-mazlum kavramının bulandırıldığı, ülke çıkarları ile insan hayatı konseptlerinin iç içe karıştırıldığı hilkat ucubesi bir karmaşık fikir bataklığının içinde karmaşık bir gel-git anaforunda boğuşuyor insanımız..

 Hak, haklı, mağdur, zalim, göz yuman ve yumulan, mazlum, oyuncu, figüran, rol, oynatan ve devasa bir dünya seyirciliği karşısındaki Ortadoğu sahnesi..

 İçimizde kanayan yaralar henüz sarılmamış, yeni yeni kendimize geldiğimizi düşündüğümüz bir hengâmede; içten içe kanayan Afganistan, Nükleer silaha sahip yegane halkı Müslüman bir ülke olan Pakistan, hemen yanı başımızda oluk oluk akan kanların olağandan sayıldığı Irak ve son zamanların içten içe yarası kanayan/kanatılan ve üzerimize kanların sıçratıldığı en uzun sınır komşumuz Suriye..  

 Öylesine bir bataklık ki oluşturulmak istenen; içine düşeni yutan bir girdap gibi.. Tam bir kara delik.. Kendisi gibi düşünmeyenin kanının helal sayıldığı bir savaş arenası.. Korkunç denecek kadar bir histeri anaforunun tam ortasına girmiş bulunuyoruz.

 Etrafımıza şöyle bir bakalım.. Tam bir kamplaşma başladı. Derinden ve homurtuya dönüşen sessizliğin, çıkar bezirganlarının ekmeğine yağ sürmeye dönüşmek üzere olduğu bir “istenmeyen durum”un öncesindeyiz.. Doğrusu endişelerim artıyor! Savaş tamtamlarını, yakınımızı bizlere uzak edenler bahçemize getirmiş durumda. Çaldıkça çalıyorlar.

 Zemin kaymalarının asıl müsebbipleri asla göz ardı edilmemelidir!

 Aman dikkat! Diyorum. Kara ve kanlı girdabın çekim gücünden kaçınmak, aklıselim bir irade ve öngörü ile mümkündür!

 Dua ve teenniye, her zamankinden daha çok ihtiyacımız var!

 

Sevgi ile kalın..

akt

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.