Büyükşehir Belediyesi’nin Ekim ayı meclis toplantısının 2. Birleşimi, Hak ölçüsünün ayaklar altına alınmaması yönünde ciddi bir tartışmaya sahne oldu.
AK Parti Meclis Üyesi Abdullah Doğru, iki yıldır bekletilen Seyhan Belediyesi ile TCDD arasındaki arsa sorununu çözecek komisyon raporunun, 2 yıl aradan sonra meclisin gündemine getirerek, ‘Arsa takasına gerek kalmadı’ şeklindeki müdürlük görüşünün samimi ve akılcı bir görüş olmadığını söyleyince tartışma çıktı.
Peki; Abdullah Doğru bu konu da haklı mıydı?
Hakkın ve hukukun her zaman tecelli etmesi için mücadele ettiğini bildiğim Sayın Doğru, aslında yerden göğe kadar haklıdır.
Abdullah Doğru, Seyhan Belediyesi ile TCDD arasındaki sorunun, daha önce arsa takası şeklinde çözüme kavuşması için komisyon kurulup girişim yapıldığını,
Şimdi ise takastan vazgeçip, bunun yerine sorunun bir protokol ile çözülme girişiminin yanlış olduğunu söylüyor.
Gündemin son maddesinde yer alan;
“Belediye Başkanlığı istediği protokolü yapabilir, protokolde istediği değişiklikleri yapabilir”
İsteğinin ise kralda bile olmayan yetkiler olduğunu ifade ederek, konuyla ilgili bakın neler söyledi:
“Daha önce meclis bir karar aldı ve dediler ki, Büyükşehir Belediyesi ile TCDD şöyle bir protokol yapacak. Nedir bu protokol? TCDD diyor ki, ‘Bana ait güzergahımdaki arazilerin değerini yükseltelim. 5 Binlik plan yapalım, istediğimiz şekilde rantı yükselsin. Elde edilen rantın yarısı Büyükşehir Belediyesi’nin olsun, yarısı da TCDD’nin olsun. Bu gayet mantıklı bir şey. Bu şehre de bir katkıdır’ Biz de meclis olarak dedik ki, bu doğru bir yaklaşım ama ilçeler de bundan pay alsın. Hangi ilçenin sınırlarındaysa o ilçe payını alsın. Bunun orantısı da yüzde 30 Büyükşehir’in, yüzde 20 ilçelerin olsun, Kabul görmeyince biz de teklifi müdürlüğüne iade ettik”
En büyük yanlışlık ise, mademki bu sorun bir protokol ile çözülecekti, neden sorunun arsa takası marifetiyle çözülmesi için teklif iki yıldır bekletiliyor?
Diğer bir haksızlık ise, Seyhan Belediyesi’nin mağdur edilmesine yöneliktir.
Mademki bu yer sonuçta milletin,
O zaman milletin olan bu yerle ilgili elde edilecek rant, halkın ikametine göre bağlı bulunduğu belediyelere verilmelidir.
Hiç kimse keyfine göre veya kurumunun rantını yükseltmek için kendine göre karar alma hakkına sahip değildir.
Doğru olan, millet adına Hak olanın tecelli etmesidir.
Sonuçta Abdullah Doğru bu haksızlığı gördüğü için, doğru olanın tecelli etmesi için bir girişim yapmış.
Vatandaşın seçmiş olduğu meclis üyelerini, haklarına sahip çıkması için seçtiğini de unutmayalım