Siyasi entrikalar ve dünya gerçeği!

Osman PALAMUT

12 Kasım 2012 Pazartesi 08:55

Fazla değil, 40 yıl öncesine baktığımız zaman;

Sosyal hayatta sözün itibar gördüğü, siyasi iradenin ferdi ikbal yerine daha çok toplumsal ikbal için çalıştığını, eğitim ve öğretimde muazzam bir edebin ve ahlakın olduğunu, kısaca saygının ve sevginin var olduğu inkar edilemez bir gerçekti.

Ya günümüzde?

Gerek siyaset aleminde, gerek sosyal hayattaki verilen sözlere olan güvensizlikte, eğitim ve öğretimde baş gösteren müthiş saygısızlık, ve en önemlisi hemen hergün bazı yazılı ve görsel basını elinde bulunduran bazı insanların fitne üretmek için, var oluşlarının hikmetini unutup bir biriyle ne yazık ki yarıştıklarını temaşa ediyoruz.

Yeni yetme bazı soytarıların tamamen ikbal uğruna siyasi yaltakçılık adına, utanmadan ve sıkılmadan büyüklerine karşı ahlaksızca yaptıkları yayınlar karşısında, aslında söylenecek bir söz dahi olamaz.

Oysa, bu zavallılar şu gerçeği akıllarına bile getirmiyorlar, dünyanın varlığı kadar kesin olan bir başka gerçek ise, bu alemin faniliğidir.

Bu zavallılar, yapıştıkları siyasilerden menfatlanma uğruna, kente hizmet eden karşılarındaki herkese iftira üzerine iftira etmektedirler.

Öyleki siyaset cambazlığındaki hırsları, bu hokkabazlara dünya gerceğini unutturmuş bulunmaktadır.

Aslında bu sır perdesini hepimiz biliyoruz, ancak bu gerçeği aklımıza bile getirmek istimediğimiz için, her gün fitne üretmeye devam ediyoruz.

Ne gerip değil mi?

Bizleri dünya hayatından ayıracak olan ölüm bizlere yaklaştıkça, biz ondan uzaklaşmak ve aklımıza getirmemek içen her türlü cambazlığın içerisine giriyoruz.

Neden?

Tek nedeni, herkes bu dünyanın bir parçasını bir kaç günlüğüne kendi avucuna alabilmek için, bir biriyle çekişerek yarışıyor da ondan.

İşte o çekişme uğruna bu gün devletin hangi kademesine bakarsanız bakın, ister  beleldiyeler, ister yatırımcu kuruluşlar, ister siyaset alemi, hemen her alanda maddi ve manevi rant uğruna insanlar fitne üretme uğruna, üstüne üstlük her gün çamur atarak bir didişme içerisine girmiş bulunmaktadırlar.

Oysa, insan dünyanın en güçlü devletinin başında da olsa, en büyük makamda da olsa bu alemde, kısa bir süre sonra yapabileceği pek fazla bir şeyin olmadığını aklına getirmek istemiyor.

Bitmez tükenmez bu çekişmeler uğruna, kaybettiğimiz en büyük servet ise genlerimiz olmaktadır.

İşte genç kuşakta hasıl olan  gerçekler.

Bu gün öğretmenin değil, öğrencinin öğretmene hakimiyetinin söz konusu olduğu disiplinsiz eğitim aleminde, bire bir bildiğim için söylüyorum, ilköğretimde  9-10 yaşında ki çocuklarımızın uyuşturucu belasının pençesine düştüğünü, acaba hangimiz idrak edip toplumsal duyarlılığımızı ortaya koyuyoruz?

Allah'ın men ettiği ve üstüne üstlük bu milletin olan hakkının ne denli çar çur edildiği ortamda, gençlerimizin sorunlarını düşünmek bile istemiyoruz.

Bu ahlaksızlığı şeytani bir şekilde kullanan utanmaz haysiyetsizler, yaradılışının hikmetini unutarak, içinde bulundukları hale bakmayıp, dönüp bana çamur atma haysiyetsizliğini, adımı verme cesaretini de göstermeden çamur atmaya kalkıyorlar.

Ve bu uğurda, örf ve adetlerimizi bir kenara bırakıp, saygı duyacağı şahsiyetlere dil uzatma edepsizliğini gösteriyorlar.

Böylesine bir yayın hizmetiyle mi gençlere örnek olunup, toplumsal beklenti olan yolsuzluklarla mücadele edilecek?

Sonuç olarak gazetecilik;

Ahlaktır, edeptir ve her şeyden önce adam gibi elindeki malzemeyi kendi nefsi için değil, toplumun huzur ve güvenliği için, genç kuşaklara örnek olabilmek için, şeytani değil Rahmani bir şekilde örnek olabilmek amacıyla değerlendirmektir.

Aslında bu tür zavallıların yaptıkları yayınlardaki ahlak yoksunluğu, kuvvetli bir fırtınanın kayaya çarpması gibidir.

Ahiret hayatlarını kaybetme uğruna yaptıkları bu fitneler, ancak ve ancak kendilerini küçük düşürür,

Ama bunlar bunun farkında bile değiller.

Burada İmam-ı Gazali'nin şu ders niteliğindeki sözü, sorunlar yumağı haline gelen iletişimle ilgili bir ders niteliğinde olmuştur.

Gazali, "Bir devleti yönetenler ile alimler bozulursa, devlet çökmeye mahkumdur" diyor.

Peki günümüzdeki kitleleri etkileyen ve yönlendirenler kimler?

Yazılı ve görsel basını yönetenler.

Bu gün ne yazık ki en az siyaset alemi kadar, meydana gelen kirlenmişliğe çanak tutanların başında işte bu zihniyetteki basın mensupları geliyor,

Yani İmam-ı Gazali'nin ifade ettiği bozulan alimler niteliğindeki kirli bilgi pompalayan yazarlar, çizerler ve yorumcular.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.