Hüzün Busesi!.

A.Kadir TUNÇER

04 Aralık 2012 Salı 09:40

Söylenecek çok şeyin olduğu bir yoğunluğu iliklerimize kadar hissediyoruz. Biriken kaygılarımızın, uçuşan beklentilerimizin, kökleşen itirazlarımızın ya da dalından bir bir düşen umutlarımızın oluşturduğu deryalardan birer katreyi dillendiriyoruz zaman zaman.. 

Bildiğim sevinçlerin yanında, bilmem kaç hüznün içine sığdığı bu gönül, azgın anaforlara maruz kalsa da, kaçan pek çok değerle birlikte aklın kaçırılmaması gerektiğini öğrendi. 

Parantezinde barındırdığı onlarca acıya ve mukadderata, yüzlerce kedere, sayısızca zulme ve asıl muhtevası gel-git’lerin oluşturduğu “imtihan bilinci”ne rağmen sabrın güzelliği bambaşka bir realite..  Bitmek, tükenmek zorunda olan bir zaman.. Tükenirken, tüketmekle yükümlü bir program manzumesi.. 

Hayatın; sonsuzluk iklimine ulaşmak için gösterdiği, hiç bitmeyen çabasının bir molasında yazılan yükü ağır cümleler.. 

Yaşamakta olduğumuz onlarca keşmekeşliğe, melül ve zifiri düşüncelere inat; ruh ve bedenimizle meylettiğimiz, güvenin şaşmaz adresine olan yürüyüşümüz kimileri için bir nokta, kimilerimiz için ise, yeni bir başlangıç olarak sürmekte.. 

Kibir ve debdebenin hükümferma olduğu, kirliliğin zirve yaptığı, iyiliğin küf tutmuş kafalarda, pas tutmuş ve yürek olmaktan çıkmış et yığını kafeslerde saklı olduğu, “ben” merkezli ve yeknesak ( monoton ) bir hayata “dur!” diyebilen bir gerçek! 

Farklı dillerin alfabesinde oluşturduğu sayılar değişik olabilir. Bizim anladığımız dile göre;

Dört harften oluşan, içi dolu mu dolu bir kelime!. Ölüm!

 Zamanın en küçük diliminin bile hesap edildiği, vakitlerin kıymete bindiği, randevuların ince ayardan geçirildiği, iniş ve kalkışların belirlenen zamanda, şaşmaksızın, rötarın asla yerinin olmadığı, nadide bir istasyonun adı.. 

Nöbet değişimlerinin en dokunaklı sahnelerinin sergilendiği devasa bir temaşa alanına verilen isim.. Duygu sağanaklarının kendilerini en iyi ifade ettikleri mevsim.. 

Yaşların, yaş'larla  en iyi buluştuğu ve billurlaştığı zaman.. "Özlemlerin bile özlenerek" yudum yudum içildiği hüzün şerbetinin en diri iklimi.. 

“Ekşi Yüz” olarak tanımlanan, kimisi için “son nokta”, kimilerimiz için sadece hayatın önüne konan “virgül..” Bitmemiş hayata verilen “mola”nın adı.. Kimisi için “ayrılık”, bilenler için “buluşma anı”.. Herkesin yanağına konan, düşündürücü bir “hüzün busesi”: Ölüm!. 

Paylaşmak ve dahası düşündürmek adına; yüzü asık kelimelerin, tadı olmayan acı cümlelerin sunumu bile, ötelere dairdir.. 

Unutulmamalıdır ki; bugün üzerinde yürüdüğümüz toprağın altına bir şekilde mutlaka gireceğiz! 

Bundan önceki yazılarımdan birinin içinde de ifade ettiğim gibi; sonuçta şaşmaz bir realite ile karşı karşıyayız: İmtihan süreci! Baharın ilkinden sonuna kadar.. Bu hep böyle bir takdir bizler için. “Hayırlısı”na talibiz! 

Zaman içinde zaman.. Güle yapışık diken, filiz veren bir tohum, sancılı mutlulukların son anı, sabır içinde çile, hüznün değişik mola anı, gençliğe gerçek ayna, yaşlılığa bir ikrar, sevdaya tutkunun yaşanan bir realitesi..

İçi kocaman hüzün dolu bir “Sabır” ve Sabır dolu bir Hayat!

Ve Kutlu deyişle son nokta: “Sabır Güzeldir!” 

CEVABI OLANLAR!

Sevdayı taşıyanlar bir adım öne çıksın.

Ense tıraşı nefsin foyasını göreyim! 

“Bugün” sen Allah için ne yaptın?” sorusuna

Cevabı olanların yüreğinden öpeyim!. 

Sevgi ile Kalın

akt

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.