Vali Bey Çok Haklı Ama…

Osman PALAMUT

10 Aralık 2012 Pazartesi 08:52

Adana sahip olduğu zengin tarım arazileri nedeniyle, geçmişte Türkiye'nin en çok göç alan ili olma özelliğini taşıyordu.

Hiçbir vasfa sahip olmayan vatandaş, "Nasıl olsa tarım alanlarında bir iş bulurum" umuduyla geldiği Adana'da, şartların gelmiş olduğu yere göre daha iyi olduğunu görünce geriye dönmeyi tercih etmemiş ve bulduğu 100 metrekarelik arsaya başını sokacak dört duvarı çevirerek sağlıksızda olsa kendine yeni bir yaşam mekanı oluşturmuştur zamanın etkilileri ve yetkilileri de sesini çıkartmamıştır

1970'lerin başında henüz ilçe olmayan nehrin karşı tarafında ki Yüreğir ve Seyhan'a baktığımız zaman, imarsız ve plansız yerleşim alanlarıyla Adana büyüdükçe büyüdü ve bu imarsızlık ve plansızlık nedeniyle de, "Türkiye'nin en büyük köyü" unvanını aldı.

Ne gariptir ki daha sonra yıkılacağı çok iyi bilinen eski vilayetin tam da karşısında, Seyhan Nehri'nin kenarında ki 200 metre genişliğindeki yere zamanın belediyesi yerleşim musadesi vererek, buraya binlerce konut yapıldı.

Aynı yapılaşma nehrin karşı yakasında şu anda Adalıların yaptığı otelin yeri dahil, yeni köprüye kadar olan nehir kenarında binlerce konut vardı.

İmarsız yapılaşmalara 1980'lerin başında Rahmetli Turgut Özal döneminde tam olmasa da frene basılmaya başlandı.

O günkü şartlarda dar gelirli vatandaşlarımız için Adana'da ilk defa Aytaç Durak'la birlikte imarlı ve yaşanabilir bir mekan yapılması için düğmeye basıldı ve Belediye Evleri mahallesi hayata geçirerek mevcut imarsız konutlarında ortadan kaldırılması için düğmeye bastı.

Bu detaylar unutulmamalı.

Belediye Evleri’nin yapılmasına başlanmasının tek amacı, dar gelirli vatandaşların sağlıksız yaşam koşullarından çıkartılıp, daha konforlu mekanlara taşınmasını sağlamaktı ve o proje gerçekleşti.

Tabi Adana için bu adımlar yetersizdi.

Adana'nın Kuzeyinde oluşturulan Yeni Adana'nın yanında, Güney Adana tamamen imarsız ve çarpık yapılaşmasındaki fotoğraf, Adana'ya adeta bir iticilik pompalıyordu.

Dolayısıyla Sayın Vali'nin ifade ettiği gibi, Adana ciddi boyutta bir imar kirliliği ile karşı karşıyadır.

Bu ne yazık ki Adana’nın bir gerçeği.

Sayın Vali doğru söylüyor ama, bu doğru söze katkı koyacak olan ve şehircilik açısından büyük bir önem arz eden Kuzey'deki yapılaşmalar, bu günkü belediye başkanları tarafından adeta engellenmeye çalışılmaktadır.

Bu engelleme şehrin geleceği açısından da tarihi bir hatadır.

Özellikle kuzeydeki kot farkı nedeniyle Adana’nın merkezine göre en az 5-6 derece daha serin olan ve kanalizasyon sisteminin kendi cazibesiyle rahat bir şekilde transferinin sağlanacağı bu yerler görmezlikten geliniyor.

Allah'ın bir lütfu olan şehirleşmeye uygun böylesine yerler dururken, hala bu kentin en bereketli topraklarına konut yapılması için yapılan teşviğin mantığı anlaşılır gibi değil.

Yine Vali bey, "Bilimsel çevrelerin düşüncelerini kamuoyuyla paylaşmalarında fayda var" diyor.

Çok doğru söylüyor, ama yine ne hazindir ki bu kentin şehir plancıları ve özellikle Üniversite ayağıyla bu konu , hiç bir zaman enine boyuna içtenlikle istişare edilip karar alma yolu tercih edilmemiştir.

Yerel yönetimlerin görevi yaşanabilir bir kent adına en iyiye imza atmak değil mi?

O zaman hemen yanı başımızdaki değerlerden faydalanmak yerine, her yıl milletin kesesinden trilyonlarca lira harcayıp yurt dışına gitmenin de ne denli bir basiretsizlik olduğunu ifade etmek durumundayız.

Sonuç olarak; henüz Adana'da yeni olan ama şehrin tahlilini çok iyi yapan Sayın Hüseyin Avni Coş beyin önerilerinin hayata geçirilmesi için derhal harekete geçilmelidir diyorum

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.