Günlerdir Adana'nın ciğeri konumunda olan portakal bahçeleri bir bir sökülüyor, yılda en az 3-4 ürün alınan birinci derecedeki bereketli topraklar katledilerek beton yığınına dönüştürülüyor, ama "Biz Adanalıyık, Adana çocuğuyuz, Adana’ya sahip çıkıyoruz" diyerek mangalda kül bırakmayan efendiler;
Neden sessiz kalıyorsunuz?
Dünyada gıda sıkıntısı nedeniyle 1.5 Milyar, Türkiye’de ise 650 bin insan açlıkla mücadele ederken Adana’da birinci sınıf tarım arazilerinin katledilmesine seyirci kalınamaz.
Peki bu katliamlar ne uğruna yapılıyor?
Tamamen rant uğruna değil mi?
İşte tam da burada, yani tarım alanlarının yok olmasıyla ilgili bakın Tarım Bakanı Mehdi Eker ne diyor?
"Medeni kanun nedeniyle tarım alanlarımız yok oluyor"
Tarım Bakanımızın belli ki miras yoluyla sürekli küçülen tarım alanlarını yok hükmünde sayıyor ki, bu sebeple hedefteki tehlikeye dikkat çekiyor.
Peki Adana'da ne oluyor?
Türkiye'nin bereketli toprakları ne yazık ki bazı hatırlı kişilerin almış olduğu arsalar nedeniyle, o güzelim kırmızı topraklar bir biri ardına yerleşim alanlarına dönüştürerek kendi elimizle katlediyoruz.
Böylesine bir katliam karşısında ise, ne itiraz eden, ne de tepki gösteren bir sivil toplum kuruluşu çıkmıyor şu koca Adana'da.
Sivil toplum kuruluşları karşı çıkmazken, Tarım Bakanlığına bağlı İl Tarım Müdürlüğünden de bu güne kadar tek bir tepkiyi Allah’a şükür görmedik.
Miras yoluyla dahi arsaların küçülmesine tahammül edemeyen Tarım Bakanımız Sayın Mehdi Eker, acaba Adana'da imara açılan bu toprakları görseydi ne söylerdi?
Devletin Mülki Amiri olan Sayın Valimiz imar kirliliğinden bahsederek, akılcı yerleşim birimlerinin yapılmasında arsa üretiminin en iyi nasıl sağlanacağının akademik çevrelerle istişare edilmesini önererek görevini yapıyor ama sorumlu olanlar sessiz kalıyor.
Asıl işin başında olanlar ne yapıyor?
İşin başında olanlar, adeta verimli tarım alanlarının katledilmesini teşvik edercesine bu yörelerdeki yoğunluğu artırarak cazip hale getirip katliamın hızlandırılmasını cazip hale getiriyorlar.
Neden?
Neden kentin verimsiz, ama yeni yerleşimlerin yapılaşması için en uygun yer olan Kuzeydeki yerler tercih edilmiyor?
Bir karış toprağa muhtaç olan ülkeleri düşündüğümüzde, beton yığınına dönüştürülen tarım alanlarının ne kadar önemli olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı?
Böylesine bir vahşet karşısında söylenecek tek söz buluyorum;
Yazıklar olsun.
Yazıklar olsun Kuzeydeki uçsuz bucaksız araziler dururken, Güneye yönelenlere diyorum.