Dün hemen hemen gazetelerin tamamına yakını ,Çamlıca ve Cami yeriyle ilgili haberlerle donatmışlardı sütunlarını.
Bu kentte yaşayıp ta bir gazeteci olarak kentin sorunları karşısında soyutlanmak, aklın elbette kabul edebileceği bir durum değildir.
Ne var ki bu tür haberlerde, ne hikmetse hem haberin kaynağına sahne olan siyasi irade ve hem de iletişimin neferleri olan arkadaşlarımız halk yararına kullanmış oldukları araçları, her zaman halkın yararına kullanmama gibi bir talihsizliğe de düşmektedirler.
Öncelikle;
Gazipaşa Bulvarı üzerinde tahsis edilen cami yerini hiç bir Allah'ın kulu, bu amacın dışında burayla ilgili bir tasarrufta bulunamaz.
Neden mi?
Çünkü bu yer tek bir şartla bağışlanmış, o da Cami yapılması için.
Dolayısıyla bu konuyu tartışmak tek kelimeyle beyhudedir ve yapılan tartışmalar zaman öldürmeden başka bir işe yaramaz.
Çamlıca arsalarına gelince.
Yaklaşık 20 yıla yakın bir zamandır burayla ilgili de tartışmalar alabildiğine hararetli bir şekilde sürüp gitmektedir.
Burasını tartışmak elbette önemlidir.
Her şeyden önce bu kentin ciğeri konumunda olan Çamlıca arsaları, bu kentin hayrı neyi gerektiriyorsa samimi ve art niyetsiz bir şekilde değerlendirilmelidir.
Ancak,
Bazı meclis üyesi arkadaşlarımı tenzih ediyorum.
Ne var ki bu kentin geleceği açısından büyük önem arz eden ve hatta 10'larca Çamlıca arsasını yan yana koysanız bunlardan çok daha kıymet arz eden,
Sonsuza dek sofralarımızı süsleyecek olan sebze ve meyvelerin adeta bir ambarı olan, üstüne üstlük iddia ediyorum, Türkiye'nin en bereketli toprağına sahip olan tarım arazilerimiz, göz göre göre katledilirken sessizliği tercih eden arkadaşlarımız, neden bu yerlerle ilgili sorumluluklarını hatırlamıyorlar?
Şehrimizi ikiye ayıran iki kanalın etrafında yer alan ve Real çevresinde bulunan kırmızı toprağın hakim olduğu yerler, ne hazindir ki bu kentin yerel yönetimlerinde bulunan etkililerin ve yetkililerinde gayretiyle, her geçen gün yok olmaya doğru gitmektedir.
Dolayısıyla;
Ayıptır, günahtır ve yapılan bu katliamlar ihanetten başka şey değildir.
Yıllar önce planlaması yapılarak şehrin Kuzeye doğru yapılaşmasının önü açılmasına rağmen, bu bereketli tarım alanlarımızın katliamı niye?
Adana Valisi Sayın Hüseyin Avni Coş bey geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada imar kirliliğinden bahsetti ve dolayısıyla şehrin imarı planlanırken yetkililerin akademik çevreyle görüşerek planlamayı yapmaları gerektiğini söyledi.
Yani kentin imarı için Valilikte yardıma hazırken, gelecek nesillerin meyve ve sebze deposu olan yerlerin imha edilmesi, bu yüzyılda en büyük ihanet olsa gerek.
Zaman zaman, "Bizler Adana çocuğuyuz" diyen beyler, bu vahşet karşısında sessizliği tercih ederken, unutulmasın ki yarın "Eyvah" diyecekler ama, işte o zaman da iş işten geçmiş olacaktır diyorum.