Hak etmedin bu talihsizliği, ama kader buymuş İsmail'im

Osman PALAMUT

24 Aralık 2012 Pazartesi 09:57

2004'ün son aylarıydı.

Kapıdan giren genç;

"Abi, Basın Yayın Mezunuyum, aylardır dolaşıyorum, ama iş bulamadım " diyerek dert yanan genç, İsmail Özkul'dan başkası değildi.

Bizim Adana Basını ne hikmetse, zaman zaman karşılarına çıkan böylesine idealist ve kabiliyetli gençlere pek şans tanımıyor, (istisnalar hariç) çalışma şansı tanınanlar ise, içeriden ve dışarıdan gelen baskılar sebebiyle huzur yüzü görmüyorlar.

İsmail Özkul örneği, gazetecilik mesleğimde ikinci kez karşılaştığım hadiseydi.

1979'un bahar ayında, Yeni Adana Gazetesi’nde odama selam vermeden girip masaya oturan ve masaya bir de yumruk vuran bir gençte bakın neler söylüyordu:

"Abi ben basın yayın mezunuyum ve tam bir yıldır iş umuduyla beni oyalıyorlar. Buradan da eli boş çıkarsam, babam yok, anam yok, yaşlı bir ninem var, cebimde ise 5 liram var, onu da yedikten sonra yemin ediyorum intihar edeceğim"

Genç öylesine kararlıydı ki, ilgilenmemek o gence karşı büyük bir haksızlık olurdu.

Sonunda gazetenin sahibi muhterem büyüğüm Sayın Çetin Remzi Yüreğir'in oluru ile, bir gün sonra işe başladı o genç ve sonunda Adana'da en iyi gazetecilerden biri oldu.

İsmail Özkul ise, "Ben pazarda limon satmak değil, iyi bir gazeteci olmak istiyorum Abi" demişti ve İsmail'i de bir gün sonra gazetenin sahibi Zeki Kızılkaya'nın beni kırmayarak verdiği olurla çalışmasına vesile oldum.

Yaklaşık bir yıl sonra gazeteden ayrılan İsmail, yine işsiz kalmış ve Adana gibi bir yerde çaresizlik nedeniyle pazarda limon sattığından yaklaşık 6 ay sonra haberim oldu.

Ne acı değil mi?

Dört yıl üniversite okuyacaksın ve sonunda pazarda limon satacaksın.

Sakın ha, limon satmayı küçümsediğimden değil, bu mesleğin akademik kariyerinin karşılığını bulmamasınadır sitemim.

Bu sitemim;

Adana’da faaliyet gösteren basın kuruluşlarının patronlarına, ama en önemlisi bu gün basının içerisine düşmüş olduğu hengamenin sorumlusu, siyasi kanattaki kentin etkilileri ve yetkilileridir.

Sonuçta, aylar sonra öğrendim İsmail’in pazarcılık yaptığını ve "Olmaz" diyerek yine iş başı yapmasını sağladım.

Dört yıl, "Gazeteci olacağım" diyerek basın yayını okuyup bitireceksin ve sonunda Adana gibi bir yerde üç kuruşluk bir maaş karşılığında bile iş bulamayacaksın.

Bu kabul edilir bir şey değildi ve sitemim ise bu nedenledir.

İsmail zeki bir gençti, ama en önemlisi dürüst ve ekmeğini arkadaşıyla paylaşmak için tereddüt etmeyen bir delikanlıydı.

Kısaca İsmail evladım gibiydi ve her fırsatta ilgileniyor derdine derman olmaya çalışmak için çırpınıyordum bu kısır döngü içerisinde.

Ama kahrolası ağır ekonomik sorunları karşısında, hep çırpınıp üç kuruş kazanma uğruna amansız bir mücadele veren İsmail, bunu kariyerine uygun bir şekilde sağlayamamanın sıkıntısını yaşıyordu.

Ve sonunda;

“Külli nefsin zaikatü’l-mevt. Her nefis ölümü tadacaktır” Ayetinde olduğu gibi, Yaradan’ın huzuruna  zamansız göçtü gitti İsmail

Bu manzara karşısında ne denir?

Yapılacak tek şey dua etmektir.

Hak etmedin bu talihsizliği, ama kaderin önüne geçilmiyor İsmail’im

Allah’ın Rahmeti üzerine olsun, mekanın Cennet olsun sevgili kardeşim.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.