“Dinlenme”nin farklı anlamlara gelebileceği konusunda, ilk aşamada çoğu kez cümle içinde kullanırken bile zorlanıyor ve/ya yanılabiliyoruz. “Erdoğan ofisinde dinleniyor.”dan kasıt iki anlama gelebilir. Birincisi ve akla ilk geleni ofisinde istirahat ettiği.. İkinci anlamı ise, ofisine yerleştirilen dinleme aygıtları vasıtası ile ne konuştuğunun, neleri söylediğinin teknik yöntem ve araçlarla yapılmak suretiyle başkaları tarafından “dinlenmesi”dir.
Bu işin filolojik/gramer tarafı.. Meselenin sosyolojik, psikolojik, ulusal ve uluslar arası istihbarat, siyasi ve hukuksal boyutları var.
Sitemiz başta olmak üzere, hemen hemen bütün ulusal ve yerel yazılı ve görsel, sanal medya cenahı, yazar ve çizerleri ile meseleyi gündemine taşıdı. Söylenebilecek çok şey söylendi ve yazıldı. İhtimaller, olası senaryolar, değişik paranoya oluşturma hazırlıkları, iç ve dış mihraklar..
Akla ilk gelenler; ABD’de CIA, İsrail Gizli Servisi MOSSAD, İngiltere’nin MI 5 & 6, Alman Gizli Servisi BND, Rusya, Çin, Fransa Gizli Servisleri, İran Gizli Servisi (Şah dönemindeki adı Savak şimdi ise) VEVAK ve etrafımızı çevreleyen ülkelerin Yunanistan’dan EYP, Ermenistan’dan ASALA, Suriye’den Muhaberat..
Dünyanın en karışık coğrafyası Ortadoğu’nun yükselen sesi Türkiye’nin içinin ve dışının röntgenini çekmek isteyen ağzı salyalılar o kadar çok ki.. Bilhassa; yakın tarihimize kadar, dünya arenasında, arkasına aldığı ABD gücü ile istediği atı oynatan bir İsrail, artık aslına rücû eden bir Türkiye gerçeği karşısında elinden geleni fazlasıyla yapmaya çalışıyor.
En başında İsrail; İstihbarat, dezenformasyon ( yanlış bilgi aktarımı/yanıltma) ve teknik dinleme konusunda dünyanın en kirlileri arasında yer alsa da, konuya ilişkin pek çok mülahaza yapıldığı için ben daha farklı bir iki tespiti sizlerle paylaşmak istiyorum.
Birincisi; yaşananlar doğru ve üzüntü verici bir realite! Bir Başbakan bile, koruma ordusuna rağmen rahatsız edilebiliyor ve müşteki durumunda ise vahametleri yaşıyoruz demektir. Bunun analizini de geçiyorum.
İkincisi; olay yaklaşık bir yıl önce gerçekleşmiş durumda. Hem de ara ara tekrarlanarak. Hatırlayacaksınız; Başbakanlıkta bir-iki koruma arasında birbirlerine silah çekecek kadar küçük çaplı tartışmalar yaşanmış ve şimdi anladığımız kadarıyla bu tür “dinleme” olayları tespit edilmiş, böceklerin istilası altında kalan seçkin kurumlarımızın acziyetleri sonucu güvenlik zafiyeti ortaya çıkınca bütün “Koruma ve Güvenlik Birimi” yenilenmişti. Bu da işin olması gereken rutin kısmı.. Bu köprünün altından daha çok su geçer! Çok konuşulur ve yazılır.
Fotoğrafın fark edilmeyen tarafı şöyle;
Sayın Başbakan durduk yerde konuyu neden şimdi ortaya attı? Mesele sadece “ifşa” ve “güvenlik meselesi” olarak görülmemeli. Belli bir araştırma ve bekleme süresi çoktan geçti zaten.
Kısa bir süre önce de gündeme Kuvvetler ayrılığı meselesini durduk yerde ortaya atmıştı! Bu onun ne ilk ne de son hamlesi.. Ve daha önce yaşadığımız onlarca olay!
Bana göre Sayın Başbakan, müthiş bir Gündem Değiştirme Dehası! Arkasında çok iyi bir ekip var! Önümüzdeki takvimin belli günlerine ilşkin “gündem oluşturma dosyası” eminim ki şimdiden hazırdır! Önemli olayların tam da yıldönümlerinde.. Maraş Olayları, Uludere, Yeni Anayasa gibi.. ODTÜ meselesi de tam bir “od” ve “tü” denecek türden. Daha büyük tehlikelere kapı aralayabilecek cinsten.. Dikkat etmek lazım! Bu mesele de çok kaşınır oldu!
Gündem yine gümm!
Başbakan ne yıldönümleri gelen büyük olayları, ne de Göktürk-2 gibi önemli bir konuyu gündemde tutmadı. Gündemi istediği gibi belirliyor!
Her önemli yıldönümlerinin birkaç gün önceleri, sayın başbakanın yeni gündem belirlemelerine hazırlıklı olmalıyız!
Sevgi ile kalın
akt