Siyasi irade kararlılığını gösterdi,ya basın alemi!

Osman PALAMUT

03 Ocak 2013 Perşembe 08:55

Aytaç Durak'la başlayan hormonlu binalar savaşı ne yazık ki günümüzde hedefine ulaşmadı ve bu çerçevede haksız kazancın üzerinde oturanlar, haksız rantın keyfini gönüllerince yaşarken, mağdur edilen vatandaşlar ise bu kentte hukukun tecelli etmesi için yıllardır amansız bir mücadele vererek aşındırmadıkları kapı kalmadı.

Siyasi irade bu çerçevede kararlılığını göstererek "Hukuk ne diyorsa o mutlaka yerine getirilsin" dedi.

Şimdi sıra yerel basında.

Bakalım yerel basın AK Parti İl Başkanının adres gösterdiği yerle ilgili kamuoyu oluşması için harekete geçip hukuktan yana tavır alacak mı?

AK Parti İl Başkanı Ziyaeddin Yağcı açık açık adreste göstererek;

"Büyükşehir Belediyesinin karşısında bulunan Bülent Özülkü'ye ait 8 kata müsadeli olan, ama 18 kat yapılan hormonlu bina ya yıkılsın veya elde edilen rant kamunun hizmetine intikal ettirilsin" diyor.

Doğrusu yıkılmasına bende karşıyım, ama Sayın İl Başkanının da ifade ettiği gibi, Bülent bey elde edilen ranta karşılık Adana'da ya bir okul, veya halkın faydalanacağı bir hastane yaparak devlete bağışlamalıdır.

Ancak Bülent beyin hormonel binası yalnız burasıda değildir.

Aykent İnşaat adı ile Celalettin Seyhan İlköğretim okulunun hemen yanında, Op. Dr. Dinçer Yeğenoğlu'ndan 1995 yılında iki süper daire verme sözü karşılığında aldığı, ancak mülk sahibine vermediği apartmanda da haksız kazanç var.

Sizin anlayacağınız bu apartmanda hem haksız rant elde etmiş ve hem de Dinçer Yeğenoğlu'nun hakkını vermemiş.

Tam 17 yıldır hukuk mücadelesi veren 80 yaşında ki bu vatandaşımız artık yoruldu, ne gariptir ki Adaletin kapısında hakkını tecelli ettiremeyince, bir süre önce tek umut olarak gördüğü Cumhurbaşkanlığına başvurarak şikayette bulundu.

Cumhurbaşkanlığı ise birkaç gün önce konuyu Adana Valiliğine intikal ettirerek, vatandaşın hakkının verilmesi için işlem başlattı.

Garip olan ise, tam 17 yıldır dairelerini alamayan Dinçer Yeğenoğlu'nun uğramış olduğu bu haksızlığa benimle birlikte Özcan Aladağ ve Zeki Kızılkaya'nın dışında hiçbir gazeteci konuya duyarlılık göstermiyor.

Oysa yerel basının görevi böylesine bir haksızlık karşısında;

"Adana'nın en çok satan gazetesiyiz, Adana'da bir numarayız" diyen yerel gazeteler manşetler atarak haksızlığı dile getirmelidir.

Artık siyasi irade de açık  açıkça adres  göstererek, etkili ve yetkili olanları duyarlılığa çağırması karşısında, kamuoyunun oluşması için yerel basının da görevini yapması gerektiğini söylüyorum.

Bakalım basın alemi, 17 yıldır  görmezlikten geldiği bu konuyu artık görmeye başlayacak mı?yoksa görmezlikten gelmeye devam mı edecek?

Sonuç olarak, Siyasi iradenin de sahip çıktığı mazlumlar için, Bülent Özülkü'ye bir çağrım var:

Sayın Özülkü, gelin bu vatandaşımızın hakkını verin ve fazladan yaptığınız şu katlar için de il başkanının ifade ettiği gibi ya bir okul yapın, veya halkın hizmetine sunulması gereken bir eser yapın.

Böylece, hem bu dünyada ve hem de ahirette kazanan siz olursunuz.

Unutmayın ki;

Atılan her adımın, iyi veya kötü ilahi adalet ölçeğinde mutlak, ama mutlak bir karşılığı vardır. Üstüne üstlük tecelli edecek olan o karşılıklarda. ne torpil olur ve ne de görmezlikten gelinme olur.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.