Hani “babayiğit”ler!.

A.Kadir TUNÇER

04 Ocak 2013 Cuma 08:44

 Dertlerimizin çokluğu nedeniyle yerel ve ulusal anlamda yazacak çok şeyin olduğu bir atmosferi solumaya devam ediyoruz. Önemli olan; biriken sorunların altında ezilmeden, zorlanarak da olsa, çözümlere doğru gidebilmektir.

Sorun çözme konusunda gösterilmesi gereken irade yalnızlaştırıldığında en büyük tehlike başlar! Nedense bazı ayıpların üstü, çıkar söz konusu olunca, günümüzde en büyük güç olarak görülen yüksek sermaye materyali “para” ile kamufle edilerek, raporlar hazırlanarak, en önemlisi yüksek ve “tekel” olma beklentisinden ötürü çok çabuk ve ustalıkla kamufle edilebiliyor! 

Kimi paragöz zenginlerimizin salon toplantısı esnasında sayın Başbakan’ın: “ Yerli otomobil üretimi için bir babayiğit” bekliyorum!” dileği, havada kalmaya devam ediyor! Hâlâ bir “babayiğit” aranıyor! 

Yakın tarihimize küçük bir tur atalım isterseniz..

Enteresandır; darbe yapan 27 Mayısçıların lideri Cemal Gürsel, 22 Nisan 1961’de, 18-1959 sayılı ve çok gizli bir emirle, TCDD Yolları’nı yerli otomobil üretimi konusunda görevlendirir. 4,5 ay bir süre verir. Sayın Erdoğan gibi geniş değildir! Aradaki süreç oldukça ilginç. Yazmaya kalksam yazı çok uzar. Çok kısa geçiyorum. Binbir telaşla araba üretilir. Eskişehir Cer Atölyesinde..Dört buçuk ay içinde. Adı ile sanı ile.. Bir devrimden geçerken, bir başka “Devrim”imiz olmuştu. İkisi de yerli üretim. İlkinin ardındaki Ar-Ge gücü uzaklarda olsa da.. Cumhuriyet Bayramı törenlerinde Cemal Gürsel’i taşıyacaktı. Eskişehir’den Ankara’ya Trenle getirilir. İçine yeterli benzin konmamış olduğundan, törende “Devrim” ancak yüz metre gider. Cemal Gürsel, o gün için tarihe kayıt düşülecek şu lafı söyler: “ Garp kafasıyla araba yaptık, şark kafasıyla benzin koymayı unuttuk!” diye.. 

Ardından beş yıl geçtikten sonra; Koç Grubu, Ford Grubu ile ortak olarak, Ford şasesi ve Ford motoruyla meşhur, “Anadol” üretilir! Batı sermayesinin önü, değişik stratejik öngörü ve manipülasyonlarla açılır. Zira “Anadol” tedavülden kaldırılmıştır! Devasa bir iç pazar, batının tüketim cennetine dönüştürülmüştür. Bizler; Almanya başta olmak üzere, Japonya ve diğer savaşzede toplumların kalkınmalarının mistik bir seyircisi olmaya devam ettik durduk. 

Yeni yeni “yerli üretim” moduna giriyoruz.

Kayserili sanayici Hasan Basri Özdamar, tamamen yerli kaynaklardan geliştirdiği, tek silindirli ve yakıttan yüzde 40 gibi ciddi bir tasarruf sağlayan enjeksiyonlu “ilk yerli motoru” imal etti. 

Bursa’da ilk yerli üretim “ipekböceği” adı verilen raylı araç tramvay üretildi. 

İlk insansız hava aracı gereksinimi, ABD ve İsrail’in tekelinden alınarak, ANKA üretildi. Yerli motor çalışması hala sürüyor. 

Türkiye’nin ilk yerli üretim temel eğitim uçağı “Hürkuş” hangardan çıkarıldı. 

Cumhuriyet tarihinin en büyük askeri projelerinden sayılan yerli tank: ALTAY, görücüye çıktı. 2016’da seri üretime geçiliyor! 

TUSAŞ’ta üretilen ilk yerli helikopter ATAK, geçtiğimiz günlerde uzaya fırlatılan gözlem uydumuz GÖKTÜRK -2,  radara yakalanmayan savaş gemisi, zırhlı araçlar, Aselsan’ın önlenmek istenen başarıları, mühendislerimizin önlenemeyen yükselişi ve bütün bunların ardındaki ciddi gerçek olan hükümetin, AR-GE çalışmalarına verdiği önemli destek.. 

Ve çok yakında yerli bir Uçak Gemimiz olacak. 

Gelin görün ki bizler, nakit/sıcak para olmadıktan sonra hiçbir projeyi değerli görmeyen bazı “babayiğitler”imizin, yerli otomobil için ne zaman “feda” diyeceklerini bekliyoruz Sayın Başbakan gibi.. Aslında devletin yeterli desteği (arsa, vergi indirimi, teşvik vs..) vermesine rağmen.. Hesaplar; biraz daha ne koparabiliriz üzerinden oynanıyor gibi! 

Sözkonusu sıcak para olunca; otoların yerli/yabancı olması hiç önemli olmuyor! Otoyol ihalelerine balıklama dalış mükemmel! 

Başbakan’ın dileği yalnızca kendisini bağlamıyor. Ülkenin geleceği açısından önemli görmek lazım! Ama nafile! 

Bakalım 2013’te aranan “babayiğit” bulunacak mı? 

Acaba Sayın Başbakan mı yanlış adresteydi, yoksa “bir babayiğit” mi yanlış adreste .. Ortada bir yanlışlık olduğu kesin! Yaşadığımız tarihe tanıklık ediyoruz! 

Aklına format çekmeyenler, yüreğinin sesini asla duyamaz!

 

Sevgi ile Kalın

akt

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.