Elbette mahkemenin verdiği karara saygı duymak zorundayız.
Ancak Çevik Bir’in İsmail Hakkı Karadayı ile ilgili verdiği 11 sayfalık şikayet dilekçesiyle de gün yüzüne çıkan batı çalışma gurubu ilişkileri karşısında, Rahmetli Necmettin Erbakan’ı Başbakanlık koltuğundan ederek istifa ettiren 28 Şubat’ın baş aktörlerinden Karadayı’nın serbest bırakılmasını da içime sindiremiyorum.
Karadayı vermiş olduğu ifade de, “Batı Çalışma Gurubu’ndan haberim yok” diyor,
Çevik Bir ise bakın ne söylüyor;
“4 Nisan 1997 tarihinde Karadayı tarafından verilen emir çerçevesinde BÇG’nin kurulması, gruba kuvvet komutanlıklarından da personel alınmasına başlanmıştır. Aynı gün Genelkurmay Genel Sekreterliğince BÇG’nin kurulmasına ilişkin emir hazırlanmış ve Genelkurmay Başkanına sunulmuştur. 10 Nisan 1997’de BÇG’nin kurulması, 2 Başkan, Harekat Başkanı, İç Güvenlik Hareket Daire Başkanı, ilgili şube müdürü ve proje subaylarından oluşan heyet tarafından Genelkurmay Başkanı Karadayı’ya arz edilmiş, onayı alınmış ve bu emir tüm emirlerde olduğu gibi bilgi için MGK Genel Sekreterliğine gönderildi”
Peki Sayın Karadayı’nın nasıl haberi yok?
Ya şakşakçılara ne dersiniz?
Darbe yanlıları İsmail Hakkı Karadayı'ya destek vermek için;
"Mustafa Kemal'in Askerleriyiz" şeklinde slogan attılar.
Tam bir Atatürk istismarcılığı.
28 Şubatın ardından tam 15 yıl geçti,
Kolay unutan bir milletiz ama toplumsal hafızamızı şöyle bir tazeleyerek hatırlama durumundayız.
28 Şubat aslında çok önemli bir hadiseydi
Öyle ki bu operasyonda;
Bir tarafta cüppe var,
Bir tarafta cukka var,
Bir tarafta ise hazır bekleyen cunta var.
Cuntanın bahanesi hazırdı.
Neydi o?
Cüppeliler irticayı hortlatıyordu.
Ankara başta olmak üzere İstanbul ve büyük kentlerde birden ortaya çıkan eli bastonlu siyah cüppeli Aczimendiler.
Cüppe giyip bastonla geziyorlar ama, liderleri de fuhuş yapmayı mubah sayıyordu utanmadan ve sıkılmadan
Bu oluşturulan serseri guruplar, Tankların yürütülerek Başbakanın istifa ettirilmesi için yeterliydi ve öyle de oldu.
Ve 28 şubatın sonrasında kurulan yeni yeni bankaların murahhas azalıklarına ise, generaller getirilerek cukkalar dolduruldu ve sonunda o bankalar battı gitti ve tarih oldu ama olanda millete oldu.
Peki bu operasyonun faturası neydi?
100 Milyarlarca dolar.
Dolayısıyla ülke ekonomik ve sosyal refah olarak en 20 yıl geriye gitti
Hiiiiç....... Kıvırmaya gerek yok, 28 Şubat'ta hükümete tek kelimeyle zor kullanıldı ve Rahmetli Erbakan İstifa etmek zorunda kaldı.
Ve O zamanın Genel Kurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı şimdi çıkmış Batı Çalışma Gurubu'ndan haberinin olmadığını söylüyor.
Bizde inandık.
Bu operasyonda garip olan ise bir gurup, gözaltı sürecinde destek vermek için çıkıp, "Mustafa Kemalin Askerleriyiz" diye slogan atmasıydı.
Öncelikle her askerin bir şahsiyetin değil, milletin askeri olduğu gerçeğini unutmamak lazım.
Bu gerçek hem ülkemizde ve hem de dünyada değişmeyen bir kuraldır.
Atatürk'ü sevmek başka,
Hakkın Rahmetine kavuşmuş olan Mustafa Kemali istismar etmek çok daha başka ve tehlikeli olan bir şeydir.
Kaldı ki Gazi Mustafa Kemal Paşa, konuşmalarında Milletin askerleri olduğu olgusunu sık sık dile getirerek, kendisini bugünkü yorumlarla özleştirmemek için soyut kavramları ortaya koymuştur.
Kaldı ki milli egemenliğin hakim olduğu toplumlarda askerler milletindir,
Milli egemenliğin hakim olmadığı, diktatörlerin hakim olduğu toplumlarda ise askerler ancak ve ancak diktatörlerin ikballeri için mücadele ederler ki, işte o zaman falan diktatörün askerleri nitelemesi doğru bir söylem olur.
Oysa Atatürk diktatörlere karşı mücadele ettiği gibi, ilhamını milletten aldığı için demokrasinin hep savunucusu olmuştur.
Sonuç olarak 28 Şubat Türkiye üzerinde oyun oynayanların talimatlarıyla gerçekleştirilmiş bir operasyondur, ama ne yazık ki bunun da faturası bu millete çıkartılarak millet bunun bedelini hala devam eden zamlarla ve dünyanın en pahalı akaryakıtını kullanmakla ödemeye devam ediyor.