Değeri çok iyi bilinmeyen güzelliklerden..
Verenden büyük bir ikram, enfes bir nadidelik! Birlikteliğimizi sağlayan çimentomuzun özüyle örülen duvarımızı oluşturan seçkin tuğla!
Varlığı paha biçilmez, yokluğu asla çekilmez şahika. Maalesef bugün en çok yanımızda, yanıbaşımızda, içimizin en içinde olması gerekirken, karaborsalara düşmüş bir değerimiz!
Ey bedenimin sol yanı! Maveradan gelen güzellik!
Şerha şerha olmuş gönüllerin sızdırdığı kan revan hüzünlerin yok edicisi, daralan nefeslerin iç açıcı rayihası olan sen! Yokluğun ne kadar kötü! Sensizlik “biz”sizlik oldu, hep “ben” kapladı her yanımızı. Yokluğun; vakitsiz vedaları daha bir ağırlaştırıyor. Heccine dönüşen sırtımın, susuz topraktan beter çatlamış, çorak tutmuş yüreğimin, sızlatan nâlânı, feryad-u fîgan bir halde göğümün göksüne doğru yükselmekte..
Yerden gökyüzüne doğru fırlatılan temenniler, sensizlik söz konusu olduğundan dolayı, kan ve hüzün sağanakları halinde üstümüze düşüyor. Duvarlarımız yıkık ve dökük, betonarme kalabalıklarımız don kesmiş bir halde. Bir fanus bile olamamanın ezikliği altında süren bir yaşamın utanç verici meskunlarından olmak.. Karanlığın can yakıcı esareti altında süren bir aldanmanın mahkûmu iken, birer fildişi kuleye dönüşmüş apartmanların aldanmış, çok meşgul, kendinden başka hiç kimseyi görmeyen asıl özürlüleri olmak çok acı!
Bakmayı “görmek” zannedenlerin zümresi ne kadar da kalabalık..
Sevgimizi, ilgimizi, düşünce ve duygularımızı, hassasiyetlerimizi, saygıyı, marifet ve iltifatı, nezaket ve nezaheti, incitmemeyi, içtenliği, paylaşmayı, ötekileştirmemeyi, kısacası bütün karaborsa değerlerimizi sen gittikten sonra kaybettik. Hayatımızın öznesinde yer tutması gereken yitik bir hikmet oldun bizim için!
Ah Kardeşlik!
Bizim sana, dünyanın da; seninle olan “biz”e ihtiyacı var! Senin gücünü bilenlerden olup da gücüne gitmeyenin gücü mü kalır? Sen olmazsan “biz” olamayız!
Nasıl da güzel buyurmuş vasiyetinde En Sevgili olan:
“İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız!”
Sen yoksan eğer, biz nasıl ederiz şimdi ve daha önemli olan sonrasında..? Nice olur halimiz? Bu iş; bizim paşa gönlümüzün keyfine kalacak, ertelenecek, ötelenecek, bırakılıp ihmal edilecek iş mi?
Bütün rağmenlere rağmen, ‘kim’lerin kiminle ne hesabı varsa, şimdi nokta koymak zamanı. Yoksa gelecek “gümm!..” Şimdi; “maskeli balolar”dan kalma alışkanlıkları sona erdirme zamanı..
Gelin kendinize, kentinize, ülkenize ve dünyanıza bir iyilik yapın!
Kelimelerin bir araya geldiği en nadide cümlelerden biri, Peygamber tavsiyesi, hatta buyruğuna uyalım. Geleceğe vurulan ince ayar ile.. :
“Ey Allah’ın kulları! Kardeş olunuz!”
N O T: “Bu Rabbimin Fazlındandır.” Uzun bir aradan sonra, Çizge Yayıncılık tarafından hazırlanan ve yayın hayatına sunulan “Bir Elif, İki Hece” adlı naçizane eserim, Çukurova 6.Kitap Fuarı’nda, Çizge Yayıncılık standında “faydalı olmak” niyeti ile siz değerli okurların istifadesine ve beğenisine sunulacaktır. 15 - 20 / Ocak – 2013 tarihleri arasında düzenlenecek olan Kitap Fuarına teşriflerinizi bekliyorum. Davetlisiniz efendim.. Gelin tanış olalım!
Sevgi ile Kalın..
akt