Bu da Bizim İmtihanımız!.

A.Kadir TUNÇER

22 Ocak 2013 Salı 09:17

 Zamanın, ömrü tırnaklarıyla biçtiği bir demde; mâlâyâni uğraşların ve amaçların müptelası olmak, olabilecek en kötü tercihtir diye düşünüyorum. 

Esasen yaşadıklarımız ve/ya da yaşayacaklarımız, tercihlerimizin muktezası olsa gerek..

Devasa bir imtihan atmosferini solumanın realitesini hala anlayamamış olmanın verdiği umursuzluk, ihmalkârlık, geleceği ciddiye almama sarhoşluğu, bizlere şimdiden oldukça pahalı bedeller ödetmiyor mu? “Öteler ötesi boyutu” ise işin cabası... 

Vaktin akşamlarını, yatsılarını ya da yaklaşan ve yaşanan ikindilerini bilmezlikten, tanımazlıktan gelmek, sabahların ve gün ışığının gelip geçiciliğinde avunup durmak, yaşanması mukadder olanı değiştirir mi? 

Onca değişmez ve sarsılmaz realiteler dururken; geçmişin, günümüze yorgun ve bitap bir şekilde sırtında taşıyarak getirdiği ve bizlere teslim ettiği gerçekler var iken, hala çelişkilerin amansız girdaplarında boğuşup durmak, oyalanmak ve dahası, birbirimize karşı hayatı dayanılmaz hale getirmek akıl ve insaf ile bağdaşır mı? 

Bütün bunları neden kaleme alıyorum dersiniz? Hayatı anlamsızlaştırma çabalarının aşırı yoğunluğunun verdiği rahatsızlıktan.. “İncitmeme” mantığının, kelimenin tam anlamıyla karaborsaya düşmesinden ötürü.. 

Çözümsüzlüğün çözümünü; çelişkilerin izbe karanlıklarında, menfezlerde ve dehlizlerde arama alışkanlıklarından vazgeçmenin zarureti, her geçen gün daha aşikâr bir şekilde kendini göstermektedir. Hayatın merkezine oturtulan “ben”lik ve “çıkar” virüsleri, olağan olarak, fütursuzca işlenen “incitme” dahası “yok etme” erdemsizliğini de beraberlerinde getirmektedirler. Günümüzde hemen hemen her birimizin yaşadığı, gözlemlediği gerçekler bu tespitlerden farklı mıdır sizce? 

İşin özüne inmeme, umursamama, erteleme, ihmal ve cehalete gösterilen tolerans, hadiselerin arka planını görmezlikten gelme öngörüsüzlüğü ya da basiretsizlik, tercihlerimiz sayesinde, geleceğimizin rotasını önümüze sermektedir..

Siyasi, sosyal ve kültürel, hayatımızın her alanında, her santimetre karesinde kendini gösteren sevinçlerimizin ve/ya da açmazlarımızın ve üzüntülerimizin odağındaki realite, tercihlerimizin gereği sonuçları beraberinde oluşturmuştur. 

Mümkün olduğunca; hayatımızın merkezine oturtmak zorunda olduğumuz “empati” ve “incitmeme” mantık mantalitelerini yaşatmak ve diri tutmak zorundayız. 

Tarih; hem kaybedenler, hem de kazananlar ile yoluna devam etmektedir. Bize düşen ise, hangisini ve hangi maksatla tercih edecek olduğumuzdur!

NOT : Marifet ve iltifat ilişkisine dayanarak, Tüyap Kitap Fuarı’nda gerçekleştirdiğimiz “Bir Elif, İki Hece” isimli naçizane eserimin imza etkinliğinde teveccüh gösteren bütün değerli okurlara en kalbi teşekkürlerimi sunuyorum. Daha da önemlisi, fuar süresince; dörtbin beşyüz adet Kur’an-ı Kerim ve Mealini ücretsiz bir şekide, “HEDİYE” ederek dağıtmada katkı koyan ve öncülük eden “Kur’an Dostları” ekibine ve gizli kahramanlarına en kalbi muhabbetlerimi ve şükranlarımı sunmayı bir borç olarak telakki ediyorum. Büyük bir boşluğu doldurdukları gibi, Adana’mızın yüz akı oldular! Emeği geçenlerden Allah razı olsun!

Sevgi ile Kalın

akt

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.