Fitne hayat bulmamalı
Türkçe şiirinin öncüsü, mutasavvıf halk şairi ve büyük bir Türk düşünürü olan Yunus Emre; "Hiç hata yapmayan insan, hiç bir şey yapmayan insandır. Ve hayatta en büyük hata, kendini hatasız sanmaktır" derken, gönül kırmayla ilgili ise, "Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil, yetmiş iki millet dahi Elin Yüzün yumaz değil" diyor
Bu bilge sözler karşısında, Adana ölçeğinde yapılacak bir irdelemede ne hazindir ki, hemen her gün gönüller kırılarak fitne ve fesat kazanının altına odunlar atılmaktadır.
Ne kötü değil mi?
Adana'nın neden komşu iller gibi cazibe arz eden bir il olmadığını her fırsatta siyaset ve basın alemi dillendirir, ama sorunun bizatihi kendileri olduğunu ise düşünmek bile istemezler.
Her dönemde olduğu gibi, bu günlerde Adana Kamuoyuna baktığımız zaman gerginlik hat safhaya ulaşmış bulunmaktadır.
Bu gerginlik böyle gitmez ve gitmemelidir de.
Ve hiçbir Allah kulunun mevcut gerginliği körüklemeye de hakkı yoktur ve fitne hayat bulmamalıdır.
Yunus Emre'nin bu bilge sözleri ışığında kente baktığımız zaman, Adana Valisi Hüseyin Avni Coş ve Talaş kardeşler arasında oluşan sıkıntı vesilesiyle adeta bayram yapan, gönül kırıp kendini hatasız olarak telakki edenlere prim verildiği müddetçe, şehirde gerginlik bitmez.
Hokkabazlar lafa doymaz, ama tek dertleri gönül kazanmak olan izzet ve izan sahibi muhabbet erbabı olanlara ise, hokkabazların hararetle beklediği lafların çoğalmaması için bu günlerde omuzlarına daha fazla yük düşmektedir.
Önce gelin hep birlikte Adana’da var olan hokkabazlık oluşturduğu fitne ve fesat ateşini söndürelim.
Bu gün bu mücadeleyi vermenin zamanıdır.
Vali beyle ilgili Talaş kardeşlerin en küçük olumsuz bir eylemlerinin olmadığını biliyorum.
Hatırlanacağı üzere Tarsus'tan postaya verilen o iğrenç mektupla ilgili bir çarpıtma yapılıp, Adres Ceyhan Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü gösterilmişti,
Ancak karanlık mahfillerde yapılan kirli senaryoların kimler tarafından yapıldığına anlamak lazım.
Karanlık mahfillerde tezgah üzerine tezgah hazırlayanlar için, bakın Cennet Mekan Abdurrahim Karakoç nasıl bir dörtlük yazmış;
"Ciğeri beş para etmez" ne demek kardeş
Sülalesi iki para etmez ki bunların.
Pazarda behemhal takas mı gerek?
Sekiz dümbük bir maskara etmez ki.
Karaktersizliklerini ortaya koyanlar için bu sözün üzerine bir söz olur mu?
Kim ne söylerse söylesin, ahlaksız kendine ahlaksızlığı bir yaşam tarzı kabul etmişse, artık ondan hayır beklemeyin ve itibarda etmeyin.
Utanın,
Utanın be utanmazlar, utanacak yüzünüz ve haysiyetiniz var ise.
Biri çıkıyor Vali bey hakkında ipe sapa gelmez pis ütopik senaryoyu kaleme alıp, mektup marifetiyle Ankara'da ki zevatlara bilgi kirliliğini pompalıyor,
Diğeri bunu fırsat bilip mektubun ihalesini Hüseyin Sözlü’ye fatura etme şeytanlığını ortaya koymaya çalışıyor,
Bir diğeri de çıkıp adresin, Talaş kardeşler olduğunu söyleyebilecek kadar küçülüyor.
Haydi gelin siz siz olun da bu maskaralar karşısında susun.
Ulan haydutlar, ulan haddini bilmez Çakerler, bu yaptığınız fitne ve fesat çıkarmak değil mi?
Bu fitneyi kimlerin ne uğruna çıkardığı bilinmiyor da değil.
Yapılan tüm bu kirlilik hesaplarının altında, rantın olduğu da çok iyi biliniyor..
Bu oyunu, bu fitne ve fesat tezgahını yutmuyoruz ve her akıl sahibini de sağduyuya çağırıyorum.
Artık sağduyu sahibi Adanalılar; bu kentin daha fazla yara almaması için, fitneye ve fesada fırsat vermeme adına, devletin en büyük mülki amirine sahip çıkarak, sekiz dümbüğün bir maskara etmediği pazara değil, Tek derdi ve tek hedefi bu bölge olan kıymetli hayırsever şahsiyetlerimize sahip çıkmalıdırlar diyorum.