Taşınan kaygılar kişinin istikametini belirler.
İnsan odaklı çalışmalar ne kadar önemsenirse önemsensin, bu odağın merkezine inanç faktörünü oturtmazsanız, çalışmalar kadük kalır.
Sahip olunan inancın çerçevesi kişiye özel olsa da, toplumsal yoğunluk açısından sahip olduğumuz kültür ve inanç dinamiklerimiz asla yabana atılamaz, atılmamalı. Bilhassa bu değerlerle övünen “muktedir” bir iktidar başta bulunuyorsa.
Defalarca yazıldı çizildi. Bizler de sorumluluğumuz gereği yazdık ve hâla da yazmaya devam ediyoruz. Konuya ilişkin ısrarımız; inancımız gereği ve amme hizmeti sorumluluğundan kaynaklanmaktadır. Karşı fikre sahip insanları anlayışla karşılamak bir yana, karşı fikrin karşısındaki fikir ve inancın sahibi milyonların beklentisi de hesaba katılmalı ve saygıyla anlaşılmalıdır!
14 Şubat ile 14 Mart tarihleri arasında, ülkemizin seçkin ve hatırı sayılır Sivil Toplum Kuruluşlarından olan Memur-Sen (Memur Sendikaları Konfederasyonu)’nun Türkiye genelinde açtığı, demode “Kılık Kıyafet Yönetmeliği”nin değiştirilmesine ilişkin açtığı “On Milyon İmza Kampanyası” sonuçlandı. Genel Başkan Ahmet Gündoğdu’nun en son yaptığı açıklamaya göre; Toplam 12 Milyon 300 Bin imza toplandı. İmzalar Çalışma ve Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’e teslim edildi. Hükümetin program öncelikleri elbette ki kendi tercihleri ama halkın ciddi ekseriyetini ihtiva eden ve sayısız mağduriyetlere ve özgürlüklerin kısıtlanmasına sebebiyet veren sıkıntılarının çözümüne ilişkin beklentileri de bir o kadar öncelikli olmalıdır.
Darbe mahsulü Anayasa ürünü anlayış ve ucubelikler nedeniyle oluşan mağduriyetler arka plana atılamayacak kadar öneme haizdir. Evrensel, bireysel, toplumsal hukuk nereden bakılırsa bakılsın, kimyası bozulmuş ve kokuşmuş bir “yasal” anlayış ile “durmak yok yola devam” edilemez!
Sendika; bugün itibariyle, Hükümetin konuya ve çözüme dair bir açıklaması olana dek, “Sivil İtaatsizlik” eylemi başlatıyor haklı olarak. Meşru zeminlerdeki her türlü hak arayışı kabul görmelidir ehl-i insaf tarafından.. Bu da öylesine bir durum!
“Had Bildirme devri”nin geride kaldığı iklimleri soluyoruz. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakan eşlerinin başörtülü olarak artık saygı gördüğü bir coğrafyada, “başörtülü vatandaş memure”nin mağduriyetine seyirci kalmak makul değildir.
Bu sorunun ciddiye alınarak çözüme kavuşturulması gerekir. Doğrusunu isterseniz, Çözüme gitmekle, Hükümetin bu işten zararlı çıkacak bir durumu da yok! Aksine kârlı! Hem de seçime gidilen bir yolda. 12 Milyon 300 Bin imza; buz dağının görünen kısmı! Her imza bir söz ve uyarı olarak algılanmalıdır! Hükümet bu algıyı elbette ki önemseyecektir. Bunu umuyoruz. Aksi bir durum ne bu iktidara, ne de özgürleşme yolunda atılan adımlara ve dökülen emeklere yakışmayacaktır.
İnşallah bu yürek burkan, iflah olmaz sorun bir an evvel çözülür de katkı ve emeği geçen kişiler daima hayırla yâd edilir.
Ben yine de mükerreren yazmış olayım:
Çözenlere selam olsun!
Sevgi ile Kalın
akt