İsrail tamam, ya içeri?

Osman PALAMUT

25 Mart 2013 Pazartesi 09:10

Türkiye ile İsrail arasında ki ilişkiler Başbakan'ın, 'ONE MINUTE' sözleriyle kopmuş, 31 Mayıs 2010'da Filistin'in Gazze kentine yardım götüren uluslararası sularda ki Mavi Marmara Gemisi'ne İsrail askerlerinin evrensel hukuk kurallarını çiğneyerek yapmış olduğu baskın sonucunda, 9 vatandaşımızı katletmesiyle, iki ülke arasında ki ipler kopmuş ve Ortadoğu da İsrail tamamen yalnızlığa itilmişti.

Bu tablo başta Amerika’nın Ortadoğu’da ki politikalarına zarar veriyordu.

Mavi Marmara baskınından sonra, Türkiye ilişkilerin normale dönebilmesi için 3 şartı ortaya koymuştu.

İsrail'in Türkiye'den Özür dilemesi,

9 Türk vatandaşı için tazminat ödemesi,

Ve Gazze’ye uygulanan ambargonun kaldırılması.

İsrail şartları kabul etmemek için direndi, direndi ama Türkiye'nin kararlılığı karşısında, Obama'nın da isteğiyle Türkiye'den özür dileyip şartlarını kabul etti.

Bu bir kararlılığın tezahürüdür.

İsrail ile ilişkilerin bozulması ne Türkiye'ye, ne de bölgeye bir hayır getirmezdi ve sonunda İsrail yapması gerekeni yaptı ve ilişkiler normale dönmeye başladı.

İsrail sorunu tamam,

Ya içerisi?

İçeride aynı kararlılığı gösterebildik mi?

Yoksa kararsızlık nedeniyle mi sorun hala çözülemedi?

Bu gün bu soruyu her vatandaşımız mırıldanarak kendi kendine soruyor, ama sorunun cevabı İsrail örneğinde olduğu gibi vatandaşı memnun etmiyor.

İktidarın; silahlı mücadeleyi tek çözüm yolu gören BDP'lilere yönelik atmış olduğu adım samimiyetinde şüphe yok.

Ancak, Habur’la başlayan akıl almaz yanlışlar ve sonrasında ki tavizler, BDP milletvekillerinin meclis çatısı altında bile teröristlere methiyeler düzmesi, iktidarın kararlılığının sorgulanmasına sebep oldu.

Hafta sonu Sayın Başbakan'ın il başkanları toplantısında;

“Tek Vatan ve tek Bayrak” sözleri milletimiz için ne kadar önemliyse,

Diyarbakır'da BDP'lilerin düzenlediği Nevruz etkinliğinde Türk Bayrağı'nın olmaması ise o kadar kötüydü.

Yani iktidarın atmış olduğu samimi adım karşılık bulmuyor.

BDP Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin gösterdiği samimiyeti tek kelimeyle istismar ediyor.

Etkinliklerinde bayrağı bulundurmayan Demirtaş, daha sonra basının huzuruna çıkarak “Bu ülkenin tek bayrağı var” demesi samimiyetten ne kadar uzak olduğunu tartışmaya gerek yok

İşte bu tavizler nedeniyledir ki. bu gün ne yazık ki kanımızı donduran haberler duyuyoruz.

Bir il başkanımız, Adana'daki bir okulumuzda düzenlenen oyunda, Türk Bayrağı'nın gösterilmesi karşısında, müdahale edilerek, bayrağın gösterilmemesi için uyarı yapıldığını anlatıyor.

Peki neden?

Neden bayrağımızı göstermede tereddütler yaşanıyor?

Kimden korkuluyor?

Veya kimler rahatsız oluyor Bayrağımızdan?

İktidarın başlatmış olduğu sürecin provoke edilmemesi en elbette en büyük temennimizdir.

Ama bu ülkenin değerlerine, bu ülkenin sembolüne adam gibi herkesin saygı gösterilmesi de, herkesin olmazsa olmaz görevi olmalıdır

Yoksa, ne bebek katillerini öldürmekten bu ülkenin askerleri zevk alıyor ve ne de bu lanet olası terör sürecinin devam etmesini bu millet istiyor.

Türk milletinin tek arzusu; Huzur ve barış bayrağının dalgalanmasıdır.

Ama bu sürece herkesten önce BDP'li milletvekillerinin öncülük ederek, katkı koyması şarttır diyorum.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.