Doğruya doğru, eğriye eğri deme erdemliliğini göstermek insan olmanın bir gereğidir.
Bu pencereden bakmak, bu pencereden olayları değerlendirmek, aynı zamanda toplumsal bir beklentinin de gereğidir.
Ve bu doğrultuda Kültür Bakanımız Sayın Ömer Çelik'i zaman zaman eleştirdiğim gibi, atmış olduğu güzel adımları takdir etmek te görevim olmalıdır.
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik beyin himayelerinde önceki gün, modern batı düşüncesinin erbaplarının dikkatini yalnız kalan Suriye halkına çekmek, bu konuda kör olan gözlerini açmak, sağır olan kulaklarını duyurmak amacıyla, İstanbul Senfoni Orkestrası ve Saraybosnalı müzisyenlerin konser vermelerine ev sahipliği yapma zamanlaması harikaydı.
Geçmişte Sırp haydutlarının Bosnalı kardeşlerimize uyguladıkları toplu katliamlarda, Rahmetli İzzetbegoviç'in Bosnalı Müzisyenleri çağırıp, "Sırpların katliamlarına dünyanın ilgisi çekmek için bir şeyler yapın" demesinin ardından Bosnalı müzisyenlerin İstanbul'da verdikleri konserle, dünyanın ilgisinin çekildiğini yakından bilen Ömer Çelik, şimdi de benzer konserin Suriyeliler için verilmesine önderlik yaptı.
Özellikle Bosna konusunda Ömer Çelik çok duyarlıdır.
1994 Yılında, savaşın en şiddetli zamanında Bosnalı bir sivil toplum örgütü liderini Adana'ya getirerek, bir hafta birlikte çalışıp Adanalıların ilgisini çekmek için mücadele etmiştik.
Ömer Çelik o zamanlar henüz öğrenciydi, ama yerinde duramayan heyecanı dorukta olan bir arkadaşımızdı.
Bosna’da ki katliamlar karşısında heyecandan yerinde duramayan ve o zamanlar henüz öğrenci olan Ömer Çelik, aradan 19 yıl geçtikten sonra bu gün bir başka bir katliama şahitlik ediyor.
Ancak bir farkla şahitlik yapıyor.
1994'te büyük bir heyecanla olayları irdelerken öğrenci olan Ömer Çelik, bu gün artık bir bakan ve yanı başımızda ise acımasızca halkını katleden bir rejim ve rejiminin katlettiği 100 bine yakın şehidin yanında, sayıları milyonları bulan mülteciler bu gün büyük bir sıkıntı içerisinde kıvranıp duruyor.
Bu dramatik tablo karşısında, dünyayı harekete geçirmek amacıyla, İstanbul'da verilen konserde bir konuşma yapan Sayın Çelik, bakın o konser öncesi neler söyledi:
"Biz şuna inanıyoruz; Eğer Şam'da, Halep'te acı varsa İstanbul'da Ankara'da da acı vardır. Çünkü biz aynı havzanın çocuklarıyız. 1990'lı yıllarda tüm insanlarıyla Bosna'da ki insanlık dramını izlemek yerine Türkiye elinden geleni yapmıştır. Bu gün Suriye'de aynısını yapmaya çalışıyoruz. Tek bir çizgiden bakıyoruz. Halepçe'ye nasıl baktıysak Hocalı'ya nasıl baktıysak, Avrupa'daki, Afrika'da ki soykırımlara nasıl baktıysak bu gün de aynı şekilde bakıyoruz. Bu gün bir farklılık var. Bugün sadece halkımızla değil, devletin tüm organlarıyla dünyanın dört bir yanındayız. Afrika'dan Avrupa'ya, Balkanlardan Orta Doğu'ya, dünyanın her yerindeyiz. İnsanlık hafızasının yeniden yazıldığı bu süreçte vicdana çağıranların başında geliyoruz. Zulmedenlerin safında değiliz vicdandan yoksul olanların siyaseti peşinde değiliz. Bu gece 70 bin şehit bizimle beraber. Milyonlarca insanın dili olacağız. Sadece yaşananlara şahitlik etmek için buradayız. Kuşkusuz Suriyeli şehitler, Bosnalı şehitlerle buluşacak"
Ömer Çelik'in 1994'te Bosnalı kardeşlerimiz için yaşadığı heyecanı bu günde yaşadığını görmek elbette güzel bir şey.
Bu heyecan, bu cennet vatanda yaşayan milletimizin her ferdinde fazlasıyla var.
Elbette bir yerde katliam varsa, bir yerde soykırım varsa, bir yerde İnsan hakları çiğneniyorsa, Müslüman Türk Milleti olarak tarihte olduğu gibi, bu gün de ve yarında tepkimizi koymak her şeyden önce Allah'ın bize bir emridir.
Bu nedenledir ki milletimiz merhamet elini, her ezilen millet için uzatarak asilliğini göstermeye devam ediyor.
Sonuç olarak;
Sevgili Ömer Çelik kardeşimi bu anlayışı için tebrik ediyorum.
İnşallah atılan bu adımlar hayırlara vesile olur.